Korteks protestoları, yeni bir sendikacılık talebini yükseltiyor
Bursa’da Zorlu Holding’e bağlı Korteks Polyester İplik Sanayi’nde yalnızca bir gün süren grevin ardından başlayan tartışmalar BİRTEK-SEN'in katılmasıyla yeni bir yörüngeye girdi.
Bağımsız Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN) yayımladığı açıklamayla, Türkiye Tekstil, Örme ve Giyim Sanayii İşçileri Sendikası’nı (TEKSİF) işçilerin reddettiği işveren teklifine imza atmakla suçladı. TEKSİF yönetimi grevin nasıl ve hangi koşullarda sona erdiğine ilişkin henüz ayrıntılı bir açıklama yapmadı.
Tartışma, bir fabrika uyuşmazlığının ötesinde tekstil sektöründeki sendikal temsil ve karar alma süreçleri bağlamında daha geniş bir sendikal anlayış sorununu da gündeme taşıdı.
Korteks işçileri ayağa kalktı
Korteks’te yaklaşık bir yıldır süren toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde uzlaşma sağlanamaması üzerine TEKSİF 6 Temmuz’da greve çıkmış, sendika grev ilanında işverenin ilk altı ay için önerdiği yüzde 13,5’lik ücret artışını yüksek enflasyon karşısında yetersiz bularak “Haklı taleplerimiz karşılanıncaya kadar mücadelemiz sürecek” açıklamasını yapmıştı.
Ancak grev yalnızca bir gün sürdü. Şirket, 7 Temmuz’da Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı bildirimle toplu iş sözleşmesinin imzalandığını ve üretimin yeniden başladığını duyurdu. Grevin sona erdiğinin duyulmasının ardından fabrika önünde toplanan çok sayıda işçi, kendilerine danışılmadan sözleşme imzalandığını ileri sürerek TEKSİF yöneticilerini "satış sözleşmesi" yapmakla suçladı ve protesto etti.
İşçiler, Bursa, Korteks’te grevi bir günde bitiren TEKSİF'i "satış sözleşmesi" imzalamakla suçluyor
TEKSİF ise işçilerin “bize danışılmadan imza atıldı” ve “reddedilen teklif kabul edildi” yönündeki iddialarına ilişkin haber yayına hazırlanırken ayrıntılı bir açıklama yapmadı.
Tartışmaya BİRTEK-SEN de katıldı
Tartışma kamuoyunda yankılanırken, tekstil sektöründe faaliyet gösteren bağımsız BİRTEK-SEN yayımladığı yazılı açıklamayla TEKSİF yönetimini sert sözlerle eleştirdi. Sendika, grevin işçilerin kararlılığı sayesinde ilan edildiğini, ancak grevin ikinci gününde işçilerin kabul etmediği ücret teklifi kabul edilerek TİS’in imzalandığını öne sürdü. Açıklamada dile getirilen iddialar arasında, grev sürecinde işçilere yeterli destek verilmediği ve sendika yönetiminin müzakereleri şeffaf bir şekilde yürütmediği de yer aldı.
BİRTEK-SEN, son yıllarda özellikle Gaziantep Başpınar Organize Sanayi Bölgesi’nde yaşanan fiili grevler ve Özak Tekstil ile Sırma Halı direnişleriyle adını duyuran bağımsız bir sendika. Genel Başkanı Mehmet Türkmen, bu yıl Gaziantep’teki işçi mücadeleleri nedeniyle tutuklanmış; tutuklanması, emek ve siyaset dünyasında sert eleştirilerle karşılanmış ve bir süre sonra serbest bırakılmıştı.
BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen tutuklandı
Başka bir sendikacılık mümkün
BİRTEK-SEN Korteks’teki sorunu toplu pazarlık süreçlerinde son sözün işçilerin doğrudan onayına dayanması gerektiği ilkesi temelinde tartışıyor. İşçilerle dayanışmanın ötesinde, grevi başarısızlığa sürükleyen sendikal anlayıştan başka bir sendikacılığın da mümkün olduğuna işaret ediyor.
BİRTEK-SEN, son on yıldır, DİSK’in de girmediği tarım, tarımsal sanayi, madencilik, inşaat, imalat, elektrik-elektronik sektörlerindeki küçük ve orta boy işletmelerde serpilen bağımsız sınıf sendikacılığı dalgasının öne çıkarttığı sendikalardan. İşçilerin kendi karar ve eylemleriyle hak aramalarını esas alan bu sendikalar, işçilere vekâlet etmeyi değil, onların örgütlenmesine yardımcı olmayı, patronlara ya da rejime değil, topluma seslenmeyi esas alan ve direnişlerle ilerleyen yeni bir sendikal çizgi oluşturuyor.
1952’den bu yana faaliyet gösteren TÜRK-İŞ’in kurucu sendikalarından TEKSİF ise uzun yıllar üye sayısı ve mali gücüyle konfederasyonun önderliğini elde tuttu. TÜRK-İŞ’in en güçlü olduğu dönemde genel başkanları Seyfi Demirsoy, Halil Tunç ve Şevket Yılmaz göreve TEKSİF Genel Başkanlığı'ndan gelmişlerdi. Bugünkü TEKSİF Başkanı Nazmi Irgat da TÜRK-İŞ’in Genel Başkan Yardımcısı.
Amerikan sendikacılığı
TEKSİF, Türkiye işçi mücadelesi tarihinde "Siyaset Üstü Sendikacılık" veya "Ücret Sendikacılığı” veya “Düzen İçi Sendikacılık" olarak da adlandırılan “Amerikan sendikacılığı” çizgisinde faaliyet gösteriyor. Devleti ve kurulu ekonomik düzeni karşısına almayan, sınıf mücadelesini değil, “toplumsal diyalog” ve “sınıf uzlaşmasını” esas alan bu çizgi, kendisini, siyasal hedeflerden uzak, işçilerin yalnızca ekonomik ve sosyal haklarını (ücret, ikramiye vb.) iyileştirme vurgusuyla tanımlıyor.
Son 40 yılda kamunun üretimden ve özellikle tekstil sektöründen çekilmesi, sermayenin sanayiden finansa kayması ve sendikacılık üzerindeki baskılar nedeniyle işçi hareketinin zayıflaması ve hükümetin kamu işyerlerini HAK-İŞ federasyonlarına teslim etmesi karşısında büyük TÜRK-İŞ federasyonları zorlanıyor. Sınıf uzlaşmacılığını daha ileri taşıyarak özel sektörün tercihleriyle tamamen uyumlu bir sendikacılığı sürdürmek, bu federasyonlar için bir çözüm gibi görünüyor. TEKSİF, bugün, Amerikan sendikacılığı anlayışının da iki askeri darbe ve neoliberal hükümet politikaları altında deformasyona uğradığı bir toplu pazarlık modelini temsil ediyor. Bu modelde üyeler sendikaya toplu sözleşme yetkisi veriyor; müzakereleri ve imzayı yetkili sendika organları yürütüyor. İşçilere sonuçları sindirmek kalıyor.
BİRTEK-SEN’in açıklaması “rakip sendika” tavrından çok, işçi hareketinde serpilen yeni eğilimin sesi olarak işitiliyor.
KAP yatırımcıyı bilgilendirdi, kamuoyunu kimse bilgilendirmedi
Uyuşmazlığın en önemli yönlerinden biri de kamuoyunun hâlâ temel soruların yanıtını bilmemesi. Korteks, Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) yaptığı bildirimlerle, sermaye piyasası mevzuatı uyarınca yatırımcıların kararlarını etkileyebilecek gelişmeleri açıklama yükümlülüğünü yerine getiriyor. Grevin başlaması ve sona ermesi bu kapsamda kamuya bildirildi.
Ancak mevzuat, işvereni imzalanan toplu iş sözleşmesinin ücret artışları veya sosyal haklara ilişkin hükümlerini KAP’ta yayımlanmakla zorunlu kılmıyor.
Dolayısıyla sendika ve işveren toplu sözleşme sürecini saydamlaştırmadıkları için hâlâ ne yatırımcılar ne kamuoyu, ne de işçilerin kendileri grevi sona erdiren anlaşmanın ücretli emek açısından neyi getirdiğini biliyor.
Bu belirsizlikte, işçilerin “reddettiğimiz işveren teklifini sendika aynen kabul etti” iddiası da halen bir TİS kaydıyla doğrulanmış değil. Ancak, işçilerin protestosu, akla yakın tek iddia da bu.
Yanıt bekleyen sorular
Grevin sonlandırılmasının üzerinden iki gün geçmesine karşın yanıt bekleyen sorular çoğalıyor:
- Greve yol açan son işveren teklifinde hangi değişiklikler yapıldı?
- İmzalanan TİS’in ücret ve sosyal haklara ilişkin hükümleri neler?
- İşçiler son teklif hakkında bilgilendirildi mi ve görüşleri alındı mı?
- TEKSİF yönetimi neden henüz ayrıntılı bir değerlendirme yayımlamadı?
Şirket açısından grev KAP bildirimiyle sona ermiş görünüyor. Ancak Korteks’te başlayan tartışmayla yalnızca bir fabrikanın toplu iş sözleşmesi değil, Türkiye’de sendikal temsilin nasıl işletildiği, tabanın karar süreçlerine ne ölçüde katıldığı ve toplu pazarlıkta şeffaflığın sınırları da kamusal tartışmanın başlıkları arasına girdi.
(AEK)