Altın çok değil, bugünden tam bir ay önce (22 Şubat) tüm zamanların rekorunu kırarak 5 bin 626 doları gördü. Ancak bugün bu zirveden çok uzak. 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasıyla birlikte değer kaybetmeye başladı. Sabah saatlerinde 4 bin 128 dolara kadar düştü.
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın enerji tesislerine saldırıları 5 günlüğüne ertelediğine yönelik sosyal medyadan yaptığı açıklama sonrası biraz toparlasa da bu haberin yayına hazırlandığı saatlerde 4 bin 400 dolar seviyesinden işlem görüyordu.
Bir başka deyişle altın bugün hem tarihi zirvesinden 1229 dolar uzakta hem de yılın tüm kazancını silmiş durumda.
- Not: Bahsedilen fiyat tüm dünyaca kabul edilen şekliyle altının ons değeridir. 1 ons 28,34 gramdır.
Peki ama “güvenli liman” olan bu değerli metal, savaşa rağmen neden düşüyor? Bunun arkasında savaş nedeniyle artan petrol ve onun getirdiği enflasyonist baskı var.
ABD-İsrail’in saldırısı sonrası İran, dünya petrolünün yüzde 25’inin yani her dört varil petrolden birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nı kapattı.
Sadece petrol değil doğalgaz, gübre, alüminyum, hatta çip üretiminde kritik bir element olan helyum dahi bundan etkilendi.
Ana odak petrol (brent) 119.5 dolar ile Rusya’nın Ukrayna’ya açtığı savaş sonrası yeni rekorunu kırdı. Halbuki birkaç hafta önce 60 dolar sevisindeydi.
İşte bu durum tüm dünyada enflasyonist bir baskı yarattı. Ulaşımdan enerjiye, gıda fiyatlarından bilgisayara, turizminden otomotiv sanayiine kadar her sektörü eşi benzeri görülmemiş bir maliyet krizine sürükleyebileceği düşüncesi başta Amerikan Merkez Bankası (FED) olmak üzere dünya merkez bankalarının faiz indirimlerini daha az olası hale getirdi. Hatta ekonomistler ve yatırım bankaları faiz artırımını konuşmaya başladı. Piyasalar da bir süre sonra yeniden “faiz artışı olur mu?” sorusunu fiyatlamaya başladı.
Bu durum da faiz getirmeyen bu metal için olumsuz bir etki yarattı. Yatırımcılar altına olan talebi kesti, faiz alabileceği nakite hatta dolara yöneldi. Altına olan talep azalınca düşüş dalgası yaşandı.
Nitekim mevcut tabloda yatırımcıların baktığı soru şu: Hürmüz Boğazı ne kadar süre kapalı kalacak?
Eğer savaşla birlikte kapanma kısa sürer, enerji akışı yeniden normale döner ve petrol 100 doların altına gevşerse, enflasyon korkusu yatışabilir. Böyle bir senaryoda altın üzerindeki baskı azalır ve yeniden güvenli liman işlevi öne çıkabilir.
Ancak bunun tersi bir senaryoda, yani çatışmanın devam etmesi hatta Körfez ülkelerine yayılması ihtimali ile Hürmüz Boğazı’nın uzun süre kapalı kalması fiyatları kalıcı şekilde yukarı iteceği için piyasaları çok daha sert bir denge arayışına sokabilir.
Eğer sonuç ikincisi olacaksa yüksek faiz ihtimali ve üzerindeki baskıyla birlikte altının daha da düşmesi kaçınılmaz olur.
(HA)







