Akçadağ’da kayısı üreticileri ve kayısı işçiliği
Kayısı, Malatya çiftçisinin en önemli geçim kaynağı. Bununla birlikte ilin bazı yörelerinde farklı tarımsal ürünler de öne çıkıyor. Örneğin, görme fırsatı bulduğum Arguvan’da daha çok tahıl üretimi yapılırken Arapgir’de üzüm, badem ve dut yetiştiriciliği yaygın. Gitme fırsatı bulamadığım Hekimhan yöresinde ise ceviz üretiminin ön plana çıktığı belirtiliyor. Yaşadığım Akçadağ ilçesi ve köylerinde de Malatya’nın genelinde olduğu gibi temel geçim kaynağı kayısı.
Don felaketi ve bu yılki durum
Nisan 2025’te hava sıcaklığının eksi 18 dereceye kadar düşmesiyle Malatya genelinde büyük bir don felaketi yaşandı. Kayısı başta olmak üzere neredeyse hiçbir meyveden ürün alınamadı. Bölge insanı, hafızalarda yer edecek ölçekteki bu afetle ilk kez karşılaştı.
Don nedeniyle meyve ağaçlarının 2026 yılında da ürün veremeyeceği yönünde ciddi endişeler vardı. Ancak beklenenin aksine, birçok meyve ağacında bu yıl güçlü bir çiçeklenme görüldü ve ürün oluştu. Kayısıda ise genel olarak verimin düşük seyrettiği ifade ediliyor. Bunun nedenleri arasında geçen yıl yaşanan donun etkileri, bazı bölgelerde meydana gelen dolu ve don olayları ile bahçelere yapılan bakımdaki farklılıklar gösteriliyor.
Bu yıl dikkat çeken gelişmelerden biri de arıcılığın yaygınlaşması oldu. Yakın akrabalarımız da dâhil olmak üzere birçok üretici, bahçelerine arı kovanları yerleştirdi. Arılar, çiçeklenme döneminde çiçekten çiçeğe polen taşıyarak döllenmeye katkı sağlıyor. Bunun sonucunda, arıların yoğun olarak çalıştığı bahçelerde ürün veriminin daha yüksek olduğu gözleniyor.
Kayısı işçiliği
Kayısı üretimi, hasadın her aşamasında yoğun emek gerektirir. Kayısıların daldan indirilmesi, toplanması, güneşte kurutulması, çekirdeklerinin çıkarılması ve diğer işlemler için üreticiler mevsimlik işçilere ihtiyaç duyar.
Bazı yıllarda kayısı fiyatları o kadar düşer ki üreticiler, çalıştırdıkları işçilerin ücretlerini ödemekte bile zorlanır. İşçiler geldiklerinde üreticiler onlara çadır kurabilecekleri bir alan, su ve elektrik imkânı ile çoğu zaman oldukça ilkel koşullarda hazırlanmış tuvaletler sağlar.
Son yıllarda yapılan şikâyetler ve denetimler sonucunda bazı bahçelere prefabrik tuvalet ve banyo kabinleri kuruldu. Bu konuda kardeşlerim daha duyarlı davranıyor. Hatta kardeşlerimden biri, aynı zamanda Akçadağ Ziraat Odası Başkanı olarak görev yapıyor ve işçilerin kullandığı banyo kabinine sıcak su bağlantısı yaptırdı.
İşçi ücretleri
Eskiden mevsimlik işçilerin ücretlerini üretici ile işçi çavuşu kendi aralarında belirlerdi. Çalışma saatleri ve yaş sınırları konusunda belirli kurallar bulunmazdı. Günümüzde ise ücretler, ziraat odalarının girişimiyle belirleniyor. Çalışma yaşı 16-60 olarak belirlendi; çocukların, yaşlıların ve kronik hastalığı bulunan kişilerin çalıştırılması yasaklandı.
Tarım ve Orman Bakanlığı günlük ücreti, asgari ücrete denk gelecek şekilde 1.100 TL olarak önerirken ziraat odaları bu miktarı 1.300 TL olarak açıkladı. Aslında bu artış yerine işçilerin zorunlu sigorta kapsamına alınması düşünülebilirdi. Ancak işçilerin büyük çoğunluğu buna sıcak bakmıyor. Yaklaşımlarını, “Sigortayı boş verin, bütün parayı cebimize almak istiyoruz” sözleriyle ifade ediyorlar. Çünkü mevsimlik işçiler çoğu zaman ailece çalışıyor. Bir aileden beş, altı, yedi, hatta sekiz kişi aynı anda çalışabiliyor.
Örneğin, sekiz kişilik bir aile günlük 10 bin liranın üzerinde gelir elde edebiliyor. Bir aylık çalışma sonunda bu rakam 300 bin liraya yaklaşıyor. Bu nedenle işçiler, kısa vadede sigorta yerine nakit geliri tercih ediyor. Oysa sigortalı çalışma hem işçilere hem de işverenlere önemli güvenceler sunuyor.
Özellikle ağaç silkeleme ve taşıma işleri sırasında ciddi iş kazaları yaşanabiliyor. Bunun yanında işçiler, temmuz ve ağustos aylarının kavurucu sıcaklarında çalışıyor ve sağlıksız koşullarda barınıyor. Yılan, akrep, çiyan ve böcek sokmaları sık görülen riskler arasında yer alıyor. Böyle durumlarda tedavi ve ilaç masraflarını çoğunlukla işçiler ya da çiftçiler karşılıyor.
Çalışma saatleri
Ziraat odaları çalışma saatlerini sabah 06.00 ile akşam 18.00 arası olarak belirliyor. Bu süre içinde işçilere kahvaltı için bir saat, öğle yemeği ve dinlenme için iki saat mola veriliyor. Böylece günlük fiilî çalışma süresi yaklaşık dokuz saati buluyor.
Ancak uygulamada birçok üretici, işçileri her gün iki-üç saat daha fazla çalıştırıyor. Bunun yanında haftalık izin ya da tatil günü de bulunmuyor. Hasat dönemi bir ay, bir buçuk ay, bazen de daha uzun sürebiliyor. Bu süre boyunca çalışanlar cumartesi, pazar ya da resmî tatil kavramını adeta unutuyor.
Daha insani çalışma koşulları mümkün mü?
Bazı kişiler, Türkiye’deki mevsimlik tarım işçilerini Avrupa ülkelerindeki çalışanlarla karşılaştırmayı doğru bulmayabilir. Ancak sonuçta hem Avrupa’daki hem de buradaki çalışanlar aynı temel haklara ve insanca çalışma koşullarına sahip olmalıdırlar.
Hepimiz insanız; Avrupa’da, Asya’da ya da Afrika’da yaşamamız fark etmez. Devletin çiftçiye daha güçlü ekonomik destek sağlaması, üreticinin ürününü değerinde satabilmesi ve çalıştırdığı işçilere daha insani yaşam ve çalışma koşulları sunması büyük önem taşıyor.
Bugün birçok Avrupa ülkesinde çalışma saatlerinin azaltılmasına yönelik tartışmalar ve uygulamalar devam ediyor. Bunun en dikkat çekici örneklerinden birini İzlanda oluşturuyor.
İzlanda’da kısa çalışma uygulaması
İzlanda’da uygulanan kısa çalışma modeline ilişkin öne çıkan sonuçlar şöyle sıralanıyor:
“2021 yılında tam ücret korunarak kısa çalışma uygulaması yaygınlaştırıldı. Haftalık çalışma süresi 32-36 saate indirildi. Uygulama, nüfusun yaklaşık yüzde 85’ini kapsıyor. Hastalık izinlerinde azalma görüldü. Verimlilik arttı. Daha fazla kişi, yarı zamanlı çalışmadan tam zamanlı çalışmaya geçti. İnsanlar ailelerine, sosyal yaşamlarına ve kendilerine daha fazla zaman ayırabilir hâle geldi.”
Bu örnek, çalışma sürelerinin kısalmasının yalnızca çalışanların yaşam kalitesini artırmakla kalmadığını, üretkenlik ve iş verimliliği üzerinde de olumlu sonuçlar doğurabildiğini gösteriyor.
Tarım sektörünün elbette kendine özgü koşulları bulunuyor. Ancak mevsimlik tarım işçilerinin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi, hem üreticilerin hem de emeğiyle geçinen insanların ortak yararına hizmet ediyor.
12 Temmuz 2026, Akçadağ/Malatya
(Oİ/VC)