Bir Arada Yaşarız Eğitim ve Toplumsal Araştırmalar Vakfı (BAYETAV)'nın bugün tanıttığı rapor, çocukların kurşun ve diğer gelişim bozucu toksik kimyasallara maruziyetinin yalnızca bir çevre sağlığı meselesi olmadığını; yoksulluk, gıda güvencesizliği ve eğitim eşitsizliğiyle yakından bağlantılı bir kamusal sorun olduğunu ortaya koyuyor.
BAYETAV’ın yayımladığı çalışma, ücretsiz okul yemeğini yalnızca bir sosyal destek programı olarak değil, çocukları toksik maddelerin etkilerinden koruyabilecek koruyucu bir halk sağlığı önlemi olarak ele alıyor. Rapora göre bu politika aynı zamanda eğitimde eşitliği güçlendirebilecek kamusal bir araç olarak değerlendiriliyor.
Raporda ayrıca kurşun maruziyetinin toplum içinde eşit dağılmadığı ve en çok yoksul çocukları etkilediği vurgulanıyor.

Kurşun, yoksulluk ve çocukluk: Sessiz şiddetin raporu
Kurşun doğada bulunan bir ağır metaldir. Esnek yapısı ve dayanıklılığı nedeniyle geçmişte benzin, boya, su tesisatları, aküler, seramik kaplar ve çeşitli sanayi ürünlerinde yaygın olarak kullanıldı. Günümüzde birçok ülkede kullanımına sınırlamalar getirilmiş olsa da hâlâ bazı tüketici ürünlerinde, eski binaların boyalarında ve tesisatlarında bulunabiliyor.
Güvenli bir maruziyet düzeyi bulunmayan toksik bir madde olarak kabul ediliyor. Özellikle çocuklarda beyin ve sinir sistemi gelişimini etkileyebilir ve dikkat sorunları, öğrenme güçlükleri, davranış problemleri ve akademik başarıda düşüşle ilişkilendirilmektedir.
Çocuklar kurşuna yetişkinlere göre daha hassastır. Yerde daha fazla vakit geçirmeleri, ellerini sık sık ağızlarına götürmeleri ve metabolizmalarının farklı çalışması nedeniyle kurşunu daha yüksek oranlarda emebilirler. Rapor, çocukların kurşuna maruziyetinin kamusal politikalarla önlenmesi gereken bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurguluyor.
“Gelişim bozucu toksik kimyasallar çocukları etkiliyor”
Basın toplantısında konuşan raporun yazarı gıda mühendisi Dr. Bülent Şık, gelişim bozucu toksik kimyasalların son yıllarda dünya genelinde ciddi bir halk sağlığı tartışması haline geldiğini söyledi.
Kurşun, kadmiyum, arsenik ve cıva gibi ağır metallerin yanı sıra bazı pestisitler ve PFAS gibi kimyasalların çocukların gelişimini olumsuz etkileyebildiğini belirten Şık, bu maddelerin özellikle çocukların gelişen beyin ve sinir sistemi üzerinde kalıcı etkiler bırakabildiğini vurguladı:
“Gelişim bozucu dediğimizde anne karnında başlayıp ergenliğe kadar uzanan çok hassas bir dönemden söz ediyoruz. Bu dönemde toksik kimyasallara maruz kalmak nörogelişim üzerinde ciddi sonuçlar doğurabiliyor.”
“Çocuklar küçük yetişkinler değildir”
Bülent Şık, çocukların toksik kimyasallara yetişkinlerden daha hassas olduğunu belirterek metabolik farklılıkların bu durumu artırdığını söyledi.
“Çocukları küçük yetişkinler gibi düşünmek doğru değil” diyen Şık, bazı toksik maddelerin çocuklarda yetişkinlere kıyasla çok daha yüksek oranlarda emilebildiğini belirtti.
Bu durumun dikkat eksikliği, hiperaktivite, dürtüsellik, konsantrasyon sorunları ve akademik başarıda düşüş gibi sonuçlarla ilişkilendirildiğini ifade etti.
Kurşun neden raporun merkezinde?
Bülent Şık, raporda özellikle kurşuna odaklanmalarının nedenini “Kurşun hem bilimsel olarak en iyi bilinen nörotoksinlerden biri hem de çevre kirliliği, yoksulluk, gıda güvencesizliği ve eğitim eşitsizliği gibi birçok meseleyle bağlantı kurabileceğimiz bir madde” sözleriyle açıkladı.
Bu nedenle rapor, çocukları toksik kimyasallardan korumaya yönelik politikaların yalnızca çevresel denetimlerle sınırlı kalmaması gerektiğini, aynı zamanda gıda güvencesizliği ve beslenme yetersizliği gibi sorunları da kapsayan bütünlüklü kamusal önlemler gerektirdiğini savunuyor.
Raporun tamamına buradan erişebilirsiniz.
(EG)









