SİVİL SESLER FESTİVALİ
COP31'e giderken: Engelliler iklim müzakerelerinde söz istiyor
Sivil Toplum Geliştirme Merkezi'nin (STGM) düzenlediği Sivil Sesler Festivali'nin ikinci gününde gerçekleştirilen "İklim Adaleti Engelliler Olmadan Olabilir mi?" başlıklı atölye, iklim krizinin engelliler üzerindeki etkilerini hak temelli ve kesişimsel bir perspektifle ele aldı.
Engelli Kadın Derneği'nden İdil Seda Ak'ın yürüttüğü atölyede; afetler, erişilebilirlik, bakım yükü, yerinden edilme, sağlık hakkı ve engelli kadınların deneyimleri üzerinden iklim politikalarının kapsayıcılığı tartışıldı.
“Dünyada her 6 kişiden 1'i engelli”
Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) 2022 raporuna göre dünya nüfusunun yüzde 16'sını engelliler oluşturuyor. Bu veriye dikkat çeken İdil Seda Ak, "Dünyada her 6 kişiden 1'i engelli. Bu büyüklük engellilerin afetler, çevresel krizler ve iklim değişikliğinin etkilerinden orantısız biçimde etkilenme riskini artırıyor" dedi.
Ak, Birleşmiş Milletler Afet Riskini Azaltma Ofisi'nin 2023 yılında 132 ülkede yürüttüğü araştırmaya göre Paris Anlaşması'na taraf ülkelerin yüzde 81'inin iklim politikalarında engellilere yer vermediğini aktardı.
Türkiye'de de benzer bir tablo olduğunu söyleyen Ak, mevcut iklim strateji belgelerinde engelliliğin yalnızca toplu taşımanın erişilebilirliği bağlamında ele alındığını belirtti:
İklim adaleti meselesinin hiçbir aşamasında engelliler yer almıyor. Engelliler, iklim politikalarının oluşturulması ve uygulanması süreçlerinde görünmez bırakılıyor.
“Engellilerin afetlerde ölüm riski dört kat daha yüksek”
Afet planları ve tahliye mekanizmalarının engellilerin ihtiyaçları gözetilmeden hazırlandığını belirten Ak, engellilerin afetlerde ölüm riskinin diğer gruplara göre dört kat daha yüksek olduğunu söyledi:
Ekim 2024'te İspanya'nın Valencia kentinde yaşanan sellerde tekerlekli sandalye kullanıcıları evlerinden çıkamadı. Bartın'daki sellerde ise tekerlekli sandalye kullanan bir kişinin ve eşinin komşuları gelene kadar boyunlarına kadar su içinde beklemek zorunda kaldığını biliyoruz. Engelliler erişim kolaylığı nedeniyle çoğu zaman zemin katlarda yaşıyor. Bu da sel gibi afetlerde onları daha büyük risklerle karşı karşıya bırakıyor.
6 Şubat depremlerinin ardından yaşanan bir vakayı da paylaşan Ak, işaret dili bilen bir görevliye ulaşılamadığı için işitme engelli bir çocuğun saatlerce iletişim kuramadığını aktardı. Daha sonra çocuğun yalnızca annesinin nerede olduğunu sormaya çalıştığının anlaşıldığını söyleyen Ak, afet müdahale ekiplerinin erişilebilir iletişim konusunda eğitim alması gerektiğini vurguladı.
“İklim krizi bir sağlık hakkı meselesi”
Ak, iklim krizinin aynı zamanda bir sağlık hakkı meselesi olduğunu söyledi. Hava kirliliği, aşırı sıcaklar ve temiz suya erişimde yaşanan sorunların bazı engel grupları üzerinde doğrudan etkiler yarattığını belirtti. Özellikle bağışıklık sistemi hastalıkları ve psikososyal engellilik alanında risklerin arttığına dikkat çekti.
Kanada'da yapılan araştırmalardan örnekler paylaşan Ak, "Aşırı sıcakların psikososyal engelliler için ölüm riskini arttırıyor" dedi. Bazı ilaçların yüksek sıcaklıklarla birlikte daha ağır sonuçlar doğurabildiğini anlattı.
Ak, İklim krizinin sağlık üzerindeki etkilerinin engelliler açısından daha ağır hissedildiğini vurguladı.
Eko-anksiyete ve eko-sağlamcılık
Ak, iklim krizinin psikolojik ve toplumsal etkilerinin de bulunduğunu belirterek "eko-anksiyete" ve "eko-sağlamcılık" kavramlarına dikkat çekti.
İklim politikalarının erişilebilirlik boyutu düşünülmeden uygulandığında engelliler için yeni engeller yaratabileceğini söyledi.
Eko-anksiyete nedir?
Eko-anksiyete, iklim krizine ilişkin haberler, afetler ve geleceğe dair belirsizliklerin yarattığı kaygı, korku, öfke ve çaresizlik duygularını ifade ediyor. Amerikan Psikoloji Derneği tarafından da kullanılan kavram, iklim krizinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor.
İdil Seda Ak, eko-anksiyetenin özellikle otistikler, psikososyal engelliler ve zihinsel engellilerde daha yoğun hissedilebildiğini belirtti.
Eko-sağlamcılık nedir?
Eko-sağlamcılık, iklim dostu politika ve uygulamaların engellilerin ihtiyaçları gözetilmeden tasarlanması sonucu ortaya çıkan dışlayıcı yaklaşımları ifade ediyor. Kavram, iklim krizine yönelik çözümlerin herkes için eşit sonuçlar üretmediğine dikkat çekiyor.
Yayalaştırma projeleri, bisiklet yolları ve plastik pipet yasakları gibi uygulamalar erişilebilirlik boyutu hesaba katılmadan hayata geçirildiğinde engelliler için yeni engeller yaratabiliyor. Bu nedenle iklim politikalarının planlanmasında engellilerin deneyim ve ihtiyaçlarının da gözetilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Engelliler COP31 dahil karar mekanizmalarında yer almalı
Atölyenin sonunda çözüm önerilerine değinen Ak, iklim adaletinin sağlanabilmesi için engellilerin karar alma süreçlerinin öznesi olması gerektiğini söyledi.
Ak, iklim politikalarında engelliliğin uzun yıllar boyunca göz ardı edildiğini ancak uluslararası düzeyde bazı dönüşümlerin yaşanmaya başladığını da belirtti:
COP26'ya katılmak isteyen tekerlekli sandalye kullanan bir delege konferans alanına erişemedi. Bu olayın ardından erişilebilirlik konusu daha fazla tartışılmaya başlandı. Sonraki COP toplantılarında erişilebilir tuvaletlerden rehber köpekler için düzenlemelere kadar pek çok adım atıldı.
Engelli Kadın Derneği olarak kendilerinin de uluslararası engellilik ağlarıyla birlikte COP31'e katılım için görüşmeler yürüttüklerini belirtti. İklim müzakerelerinde engelli örgütlerinin daha görünür hale gelmesi gerektiğini ifade etti. (EG)
Sivil Sesler Festivali başladı: "Şimdi ayağa kalkma zamanı"
Temel Gazetecilik Atölyesi dördüncü gün: Haber çerçevesi, editoryal süreç, kaynak kullanımı
Temel Gazetecilik Atölyesi üçüncü gün: Haber pratiği, röportaj simülasyonu, Hrant Dink Hafıza Mekanı
Temel Gazetecilik Atölyesi ikinci gün: Gündem toplantısı, dijital araçlar, LGBTİ+ haberciliği
Temel Gazetecilik Atölyesi ilk gün: Barış gazeteciliği, haber dili, kaynak kullanımı