Pilates bandının cinsiyeti
Hafta sonu gittiğim bir Decathlon mağazasında, pilates yaparken kullanılan direnç bantlarının görselleri dikkatimi çekti.
Set, üç farklı direnç seviyesine sahip ve hem alt hem de üst vücut çalışmaları için tasarlanmış durumda. Bantlar esneme, kas aktivasyonu ve genel kuvvet antrenmanlarını desteklemek amacıyla kullanılıyor.
Sorun ise ürünün teknik işlevinde değil, sunumunda ve pazarlanmasında.
Hafif (light), orta (medium) ve zor (hard) olmak üzere üç seviyeye ayrılan bantların görsellerinde marka tarafından belirgin bir cinsiyetlendirme tercih edilmiş ve hafif ile orta seviyelerde kadın görselleri kullanılırken, zor seviyede erkek görseline yer verilmiş.
Arkadaşımın dikkat çektiği başka bir detay daha var: Kadın figürler daha düşük dirençli bantlarını iki elle ve daha “temkinli” bir duruşla kullanırken, erkek figür en zor seviyedeki bandı tek elle, daha “rahat” ve güçlü bir imajla kullanıyor. Böylece yalnızca direnç seviyesi değil, güç algısı da toplumsal cinsiyet kodları aracılığıyla yeniden üretilmiş oluyor.

Kimsenin “gücünü” önceden varsaymamak
Decathlon’un ilk mağazası 1976 yılında Fransa’nın Englos kentinde açıldı. Marka 2006 yılında Türkiye’de faaliyet göstermeye başladı. Bugün Türkiye’de 40’tan fazla mağazası bulunan şirket, geniş ürün yelpazesiyle amatör spordan profesyonel egzersiz ekipmanlarına kadar çok sayıda alanda faaliyet gösteriyor. Kadınlara yönelik spor giyim, ayakkabı ve aksesuar ürünleri de oldukça yaygın ve markanın kadın kullanıcı kitlesiyle esasen güçlü bir ilişkisi var.
Markanın internet sitesindeki “Biz Kimiz?” bölümünde kendisini “sorumluluk sahibi büyük bir takım” olarak tanımladığı ve amacının da “sporun keyif ve faydalarını sürdürülebilir şekilde büyük çoğunluğa ulaşılabilir kılmak” olduğu görülüyor.
Sporun herkes için erişilebilir ve kapsayıcı olduğu iddiası, görsel dünyada da karşılığını bulmak zorunda. Aksi hâlde ürünün sunduğu teknik fayda ile kurduğu anlatı arasında bir uyumsuzluk ortaya çıkıyor.
Umalım ki Decathlon, ilerleyen dönemde söz konusu görsel kodları yeniden düşünür.
Direnç seviyeleri ile toplumsal cinsiyet arasında kurulan bu basmakalıp ve esasen arkaik eşleştirmeler yerine, daha nötr, daha kapsayıcı ve farklı beden deneyimlerini dışlamayan bir görsel dil benimser.
Çünkü spor en temelde, kimsenin “gücünü” önceden varsaymadan başlar. (TY)
“Herkül’ün Marifetleri” ya da Onurr’un bizimle kurduğu bağ
“Sürecin halka indirilmesini istiyoruz”
CUMHURİYET’İN DEMOKRATİK DÖNÜŞÜMÜ KONFERANSI
Buluştuğumuz yer neresi?
“Amedspor yalnızca bir kulüp değil, birçok Kürt için bir temsil alanı”
Feminist Gece Yürüyüşü davasında LGBTİ+ aktivisti İris Mozalar’a beraat