DEM Parti Gençlik Meclisi: Dünyaya dört dilde enformasyon üreteceğiz
“Bugüne kadar yürütülen diplomatik faaliyetler daha çok siyasi partiler arasındaki görüşmeler ve heyet ziyaretleriyle sınırlı kaldı. Bunlar önemli olsa da uluslararası kamuoyunu düzenli biçimde besleyen bir bilgi üretim mekanizması oluşturmuyor. Biz bunu aşmak istiyoruz.”
“Bugün Avrupa’da ve başka ülkelerde sürece ilişkin dolaşımdaki bilgilerin önemli bir kısmı haftalar, hatta aylar öncesine ait. Bu nedenle süreç güncel hâliyle yeterince takip edilemiyor ve doğru kavranamıyor. İngilizce, Fransızca, İspanyolca ve Arapça başta olmak üzere farklı dillerde düzenli enformasyon üreterek bu bilgi akışını güçlendirmeyi hedefliyoruz. Rojava sürecinde bunun ne kadar önemli olduğunu gördük.”
“Biz ‘demokratik ulus’ dediğimizde, Türkiye’deki bazı sol çevreler demokrasi kavramını daha çok burjuva demokrasisi çerçevesinde değerlendiriyor. Ya da biz devlet ile komünün belirli bir geçiş döneminde bir arada var olabileceğini savunurken, onlar daha çatışmacı bir diyalektik üzerinden bunun mümkün olmadığını düşünüyor. Aramızda bu tür teorik ve kavramsal farklılıklar var. Bu nedenle planladığımız geniş katılımlı çalıştayda bu meseleleri yeniden ele almak istiyoruz.”
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Gençlik Meclisi, diplomasi çalışmalarını gençlerin daha aktif rol üstleneceği yeni bir yapıyla genişletmeyi hedefliyor.
Bu amaçla, 18-19 Ağustos tarihlerinde Ankara’da “Demokratik Ulus Diplomasisi ile Enternasyonalizme” çalıştayı düzenledi ve çalıştayın ardından Dış İlişkiler Komisyonu kurduklarını duyurdu.
Komisyonun hedefi yalnızca siyasi temas yürütmek değil, çözüm süreci ve Kürt meselesine ilişkin uluslararası kamuoyuna İngilizce, Fransızca, İspanyolca ve Arapça düzenli bilgi akışı sağlamak, araştırma raporları hazırlamak ve uzun vadede yeni bir bilgi üretim ağı oluşturmak.
Çalıştayın içeriğine ilişkin konuştuğumuz DEM Parti Gençlik Meclisi Üyesi Rezan Kağanarslan, ağustos ayı sonunda da sol-sosyalist gençlik örgütlerinin katılımıyla yeni bir çalıştay düzenlemeyi planladıklarını söyledi.
“Gençlik diplomasisi nasıl örgütlenmeli?”
Çalıştay nasıl geçti? İki gün süresince hangi başlıkları ele aldınız?
Çalıştayın amacı, Gençlik Meclisi bünyesinde yürütülen diplomasi faaliyetlerini daha kurumsal bir yapıya kavuşturmaktı. Bugüne kadar bu çalışmalar büyük ölçüde iki-üç kişinin omuzlarında yürüyordu. Biz de alanı genişletecek ve komisyon çalışmalarını güçlendirecek yeni bir ekip oluşturmak istedik. Bu kapsamda ODTÜ, Bilkent, Koç Üniversitesi ve İstanbul’daki çeşitli üniversitelerden siyaset bilimi, uluslararası ilişkiler ve benzeri alanlarda eğitim gören yaklaşık 20-25 arkadaşımızı iki gün süren çalıştaya davet ettik.
İlk gün, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin değerlendirilmesiyle başladı. Açılış oturumuna DEM Parti Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel katıldı ve son temaslarından edindiği gözlemleri paylaştı. Ardından “Egemenlerin Gündemi” başlıklı oturumda Halklar Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu teorik çerçeveyi, finans kapital, ulus-devlet sistemi ve mevcut modelin neden dönüşüme ihtiyaç duyduğunu tartıştık. Diyarbakır Milletvekilimiz Ceylan Akça Cupolo, NATO ve değişen küresel “güvenlik arayışları”nı ele alarak oturuma katkı sundu.
Daha sonra “Üçüncü Dünya Savaşı” başlığında, günümüz çatışmalarının önceki dünya savaşlarından nasıl ayrıştığını konuştuk. Tek bir süper gücün belirlediği bir sistem yerine, bölgesel ve orta ölçekli güçlerin öne çıktığı çok kutuplu bir dünya düzeninin oluştuğunu; süper güçler, ara güçler ve orta güçlerin yeni konumlarını değerlendirdik. Tek taraflı sunumlar yerine interaktif tartışmaların olmasını önemsedik.
Öğleden sonra enternasyonalizm başlığında, hareketin kuruluş dönemindeki enternasyonalist yaklaşım ile bugün yeniden inşa edilmeye çalışılan perspektifi ele aldık. Birinci, İkinci ve Üçüncü Enternasyonal deneyimlerinin neden kalıcı başarı sağlayamadığını ve yeni bir komünal enternasyonalizmin nasıl kurulabileceğini tartıştık. Veysi ve Çetin Heval’in sunumlarıyla birlikte, İmralı’dan gelen değerlendirmeleri, diyalektik çelişkiyi ve tarihsel yorumlara ilişkin farklı yaklaşımları ele aldık. Günün sonunda Avrupa’da diplomasi faaliyeti yürüten iki enternasyonalist arkadaşımız, Avrupa gençliğinin gündemini ve Avrupa, Amerika ile Afrika’daki temaslarından edindikleri gözlemleri aktardı. Asıl çalışma formatımız ikinci gündü. Yalnızca gençlerin katıldığı bu bölüm tamamen tartışma odaklı geçti. “Demokratik ulus diplomasisi nasıl olmalı?” sorusundan hareketle ulus, demokratik ulus ve demokratik uluslaşma kavramlarını birlikte tartıştık. Ardından katılımcıları üç odak gruba ayırarak “Gençlik diplomasisi nasıl örgütlenmeli?” sorusu üzerine iki saatlik oturumlar gerçekleştirdik, çıkan önerileri ortak oturumda değerlendirdik. Çalıştayın sonunda ise yaklaşık 20 kişilik ekip içinden koordinasyonu sağlayacak bir komisyon oluşturduk. Bu komisyon özellikle enformasyon ve sosyal medya alanındaki çalışmalarına şimdiden başlamış durumda.
“Rojava sürecinde bunun ne kadar önemli olduğunu gördük”
Çalıştayın sonunda Dış İlişkiler Komisyonu kurduğunu duyurdunuz. Bu komisyon hangi ihtiyaçtan doğdu?
Aslında temel hedefimiz, süreç etrafında güçlü bir siyasal kamuoyu oluşturabilmekti. Bugüne kadar yürütülen diplomatik faaliyetler daha çok siyasi partiler arasındaki görüşmeler ve heyet ziyaretleriyle sınırlı kaldı. Bunlar önemli olsa da uluslararası kamuoyunu düzenli biçimde besleyen bir bilgi üretim mekanizması oluşturmuyor. Biz bunu aşmak istiyoruz. Genç bir ekip kurmamızın temel nedeni de Türkiye ve Kürdistan’dan dünyaya düzenli, çok dilli bilgi aktarabilecek bir yapı oluşturmak. Bugün Avrupa’da ve başka ülkelerde sürece ilişkin dolaşımdaki bilgilerin önemli bir kısmı haftalar, hatta aylar öncesine ait. Bu nedenle süreç güncel hâliyle yeterince takip edilemiyor ve doğru kavranamıyor.
Biz ise İngilizce, Fransızca, İspanyolca ve Arapça başta olmak üzere farklı dillerde düzenli enformasyon üreterek bu bilgi akışını güçlendirmeyi hedefliyoruz. Rojava sürecinde bunun ne kadar önemli olduğunu gördük. O dönemde uluslararası heyetler bölgeye gelebildi; ancak bu her zaman mümkün olmuyor. Özellikle Avrupa’daki siyasi partiler ve çeşitli kurumlar süreci yakından takip etmek istiyor fakat doğrudan gözlem yapma imkânı bulamıyor. Enformasyon çalışmasının temel amacı da bu boşluğu doldurmak.
Biz dünyadaki siyasal gelişmeleri derleyip Türkiye ve Kürdistan’daki mekanizmalarla paylaşacak bir araştırma ağı kurmak istiyoruz. Enformasyon daha çok haftalık ya da iki haftalık güncel bilgi akışına odaklanırken, araştırma tarafında ayda bir ya da iki ayda bir tematik raporlar hazırlamayı hedefliyoruz. Yakın coğrafyadaki gelişmelerin Kürt meselesine etkilerini analiz edecek, üç ve altı aylık projeksiyonlar üreteceğiz.
Ulusal birlik ve diğer gündemler
Çalıştayda çözüm süreci dışında hangi başlıkları ele aldınız?
Elbette iki gün içinde gençliği ilgilendiren tüm başlıkları ayrıntılı biçimde tartışmak kolay değildi. Yine de odak noktamız barış süreci olmakla birlikte, yakın coğrafyadaki gelişmeleri de birlikte değerlendirmeye çalıştık. Ulusal birlik tartışmalarının yanı sıra Ortadoğudaki savaşları, Afrika’daki gelişmeleri, Türkiye’nin bölgesel konumunu ve farklı devletlerin bölgedeki etkisini değerlendirdik. Avrupa’da yürütülecek diplomasi faaliyetlerini, ulusal birlik ekseninde atılacak adımları, önümüzdeki kongreye katılacak uluslararası heyetlerin organizasyonunu ve kısa vadeli çalışma planlarımızı da ele aldık.
Önümüzdeki dönemde, kongreden önce ağustos ayının sonunda altı ayrı alanda genişleme toplantıları düzenlemeyi planlıyoruz. Bunlardan biri de gençlik başlığı olacak. Çalıştayda yer alan arkadaşlar hem iç hem de dış ilişkiler alanında görev alacak.
DEM Parti’de değişim kongresi: “Yeni bir Kürt orijinli parti kurma arayışında değiliz”
Diğer gençlik hareketleriyle ilişkilerinizi nasıl değerlendiriyorsunuz? Bileşeniniz olan sosyalist partilerin gençlik örgütlerinin yanı sıra, özellikle 19 Mart sonrasında ivme kazanan gençlik hareketi sizin açınızdan ne ifade ediyor?
Elbette çalıştayda Türkiye’deki sol-sosyalist hareketlerle ilişkilerimizi de tartıştık. Buradan çıkan perspektifle gençlere yönelik bir çalıştay daha düzenlemeyi planlıyoruz. Muhtemelen ağustos sonunda Ankara’da, sol ve sosyalist gençlik örgütlerinin katılımıyla daha geniş kapsamlı bir toplantı gerçekleştireceğiz. Amacımız bu süreci birlikte tartışabilecek ortak bir zemin oluşturmak.
Geçen yıl haziran ayında da benzer bir program düzenlemiştik. O toplantıda Türkiye’deki sol hareketin gündeminin bizimkinden kısmen farklı olduğunu gördük. Daha çok 19 Mart süreci ve CHP eksenli tartışmalar öne çıkıyordu. Geçtiğimiz aralık ayında İstanbul’da Heval Çetin’in katılımıyla düzenlediğimiz panelde de çeşitli sol ve sosyalist örgütlerden temsilciler yer aldı. Ancak o buluşmalarda bu tartışmayı yeterince derinleştirme fırsatı bulamadık. Yeni toplantıyla bunu daha kapsamlı biçimde sürdürmek istiyoruz.
Kavramsal düzeyde ise demokratik sosyalizm tartışmasını yeterince derinleştiremedik. Çünkü katılım daha çok temsil düzeyindeydi ve zaman da sınırlıydı.
“Düşünsel emek üretebilecek daha geniş bir ekibe ihtiyacımız var”
Aslında yapmak istediğimiz tam da bu kavramları birlikte tartışmak. Örneğin biz “demokratik ulus” dediğimizde, Türkiye’deki bazı sol çevreler demokrasi kavramını daha çok burjuva demokrasisi çerçevesinde değerlendiriyor. Ya da biz devlet ile komünün belirli bir geçiş döneminde bir arada var olabileceğini savunurken, onlar daha çatışmacı bir diyalektik üzerinden bunun mümkün olmadığını düşünüyor. Aramızda bu tür teorik ve kavramsal farklılıklar var. Bu nedenle planladığımız geniş katılımlı çalıştayda bu meseleleri yeniden ele almak istiyoruz. Ancak bu kez toplantının basına kapalı olmasını planlıyoruz. Çünkü kameraların ve kamuoyunun olduğu ortamlarda herkes daha çok kendi kitlesine sesleniyor. Biz ise her örgütten iki ya da üç temsilcinin katıldığı, daha dar kapsamlı, gerçekten samimi ve derinlikli tartışmaların yürütülebileceği bir ortam oluşturmak istiyoruz.
Ayrıca bu süreçte onların yayınlarını daha yakından takip etme kararı aldık. Çünkü çeşitli yayın organlarında sürece ilişkin çok sayıda değerlendirme yapılıyor. Bunların bir kısmı hakaret içeren yaklaşımlar olsa da, önemli bir bölümü eleştirel ve katkı sunmayı amaçlayan değerlendirmelerden oluşuyor. Biz özellikle yapıcı eleştirilere odaklanarak bu çevrelerle doğrudan temas kurmak ve karşılıklı tartışma yürütmek istiyoruz.
Kamuoyunun bu çalışmalara dair bilmesini istediğiniz en önemli şey nedir?
Bu alanda gerçekten düşünsel emek üretebilecek daha geniş bir ekibe ihtiyacımız var. Bu nedenle çalışmalarımızı büyütmeye çalışıyoruz. Bu konulara ilgi duyan, katkı sunmak isteyen gençler bize ulaşabilir. Ürettiklerimizi birlikte paylaşmak, birlikte tartışmak ve bu süreci ortak bir emekle büyütmek istiyoruz. (TY)
“Bir kadın ve öğretmen olarak emeğim, transfobik engellerle gasbedilemez”
Suriyeli müzisyen Ömer Süleyman’ın Türkiye’ye girişine engel
Kürt sinemasında tarih, hafıza ve dayanışma için yeni perde: Kürt Sinemacılar İnisiyatifi
FilmAmed 10 yaşında: Ceviz Ağacının Nöbetindeyiz
Trans kadın öğretmen Zoe hedef gösterildi, işine son verildi