MSB: TSK, Kıbrıs’taki tehditlere karşı en sert karşılığı verme kararlılığında
Millî Savunma Bakanlığı (MSB) Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, Denizkurdu-II Tatbikatı kapsamında Antalya açıklarında seyreden TCG Anadolu’da düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında konuştu.
Anadolu Ajansı’nda yer alan habere göre, Aktürk, toplantının ardından basın mensuplarının soruları yanıtladı.
“Ortadoğu’nun yeniden dizayn edilmesi Kıbrıs’ı doğrudan etkiliyor”
“İttifakın, Türkiye’ye karşı başarı şansı yok”
Kıbrıs’ta Fransa ile Kıbrıs Cumhuriyeti (Güney Kıbrıs) arasında imzalanan “Kuvvetlerin Statüsü Anlaşması”na (SOFA) ilişkin sorular üzerine Bakanlık, şu yanıtı verdi:
“Doğu Akdeniz’de istikrarı bozmaya ve gerginliği artırmaya yönelik provokasyonu yakından takip ediyoruz. Kıbrıs’ta garantörlük sıfatı olmayan Fransa ile GKRY arasında imzalanan ve Ada’daki hassas dengeleri tek taraflı olarak değiştirmeyi amaçlayan, Kıbrıs Türkleri’nin iradesini ve egemen eşit haklarını yok sayan söz konusu anlaşma, 1960 Kıbrıs Antlaşmaları’na ve uluslararası hukuka aykırıdır. Hiçbir meşruiyete sahip olmayan ve sonuçları üzerine dikkatle düşünülmeyen bu ve benzer adımlar, Ada’nın güneyi için tehlikeli sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.
“Bölgedeki hassas dengeleri göz ardı eden ve Türkiye ile KKTC’nin hak ve menfaatlerini hedef alan herhangi bir askeri ittifakın, Türkiye’ye karşı başarı şansı bulunmadığı gerçeğini bir kez daha hatırlatıyoruz. Garantör ülke olarak, dün olduğu gibi bugün de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hak ve menfaatlerini korumaya ve güvenliğini sağlamaya devam edeceğiz. Türk Silahlı Kuvvetleri, Kıbrıs Türkleri’nin güvenliğini tehdit eden hasmane tutumlara karşı en sert cevabı verme güç ve kararlığındadır.”
“Sorunun diplomasi yoluyla çözülmesinden yanayız”
Bakanlıkça, Yunanistan basınında yer alan, “Türk uçaklarının Yunan uçağını taciz ettiği” iddiasına ilişkin soruya ise şu cevap verildi:
“Organize ve bilinçli provokatif iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Yunanistan ve GKRY’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hak ve menfaatlerini göz ardı eden, bölgedeki hassas dengeleri dikkate almayan ve zaman zaman KKTC hava sahasına yönelik ihlal niteliği taşıyan faaliyetlerde bulunduğu görülmektedir. Bölgede gerginliği artıran ve provokatif nitelik taşıyan mağduriyet algısı oluşturmaya yönelik girişimler ve açıklamaların kabul edilmesi mümkün değildir.”
Kuvvetlerin Statüsü Anlaşması (SOFA) hakkında
Fransa ile Kıbrıs Cumhuriyeti arasında, Fransız ordusunun Ada’da daimî olarak konuşlanmasına imkân tanıyan; askerî teknoloji paylaşımı, ortak tatbikatlar, eğitim faaliyetleri, tesislere lojistik ve teçhizat desteği ile savunma sanayi işbirliğini kapsayan anlaşma 8 Haziran 2026’da imzalandı.
Anlaşmaya, Kıbrıs Cumhuriyeti’nde bulunan Fransa Silahlı Kuvvetler Bakanı Catherine Vautrin ile Rum Savunma Bakanı Vasilis Palmas imza attı. Kıbrıs Cumhuriyeti lideri Nikos Hristodulidis ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, daha önce yaptıkları açıklamalarda stratejik işbirliği kapsamında anlaşmanın imzalanacağını duyurmuştu.
Fransa’nın mart ayından bu yana Ada’da bir hava savunma birliği bulundurduğu da biliniyor.
Anlaşma, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs tarafından 1960 Garanti Antlaşması’nın açık ihlâli olarak değerlendirilirken, garantör ülkelerin onayı olmadan Ada’da kalıcı yabancı askerî varlık oluşturulmasının Kıbrıs’ın hukuki ve siyasi statüsünü zedelediği ifade ediliyor.
Erdoğan: Cevabımız çok net, çok da sert olur
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise dün (10 Haziran) yaptığı açıklamada anlaşmaya ilişkin değerlendirmede bulundu:
“Akdeniz’de, özellikle Kıbrıs Adası’nda bir fitne ateşinin yakılmak istendiğini görüyoruz; bu gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Çok açık söylüyorum: Eğer Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve Kıbrıs Türkü’nün hak ve hukukuna kastedilirse cevabımız çok net olur, çok da sert olur.”
Akdeniz’de, özellikle Kıbrıs Adası’nda bir fitne ateşinin yakılmak istendiğini görüyoruz; bu gelişmeleri yakından takip ediyoruz.
— Recep Tayyip Erdoğan (@RTErdogan) June 10, 2026
Çok açık söylüyorum:
Eğer Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve Kıbrıs Türkü’nün hak ve hukukuna kastedilirse cevabımız çok net olur, çok da sert olur.
(TY)