CUMHURİYETİN DEMOKRATİK DÖNÜŞÜMÜ KONFERANSI - III. OTURUM
“Kürt sorunu hukuktan ve demokrasiden vazgeçmemiş bir cumhuriyetle çözülebilir”
İstanbul’da düzenlenen “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı” üçünü oturumla devam etti. “Kürt Meselesi: Yüz Yıllık Meselenin Yeni Yüzyılı” konulu panelin moderatörlüğünü siyaset bilimci ve sosyolog Prof. Dr. Doğu İrgil yaptı.
Gazeteci-yazar Ali Bayramoğlu “Kürt Sorunu, Yeni Devir, Yeni Dengeler”; Barış akademisyeni ve sosyolog Prof. Dr. Abbas Vali “Devlet güvenliği ve demokratikleşme”; sosyolog Dr. Feyza Akınerdem “Birlikte yaşamanın yeni anlatıları”; Barış akademisyeni ve sosyolog Prof. Dr. Mesut Yeğen “Herkes için Cumhuriyet, herkese demokrasi”; İmralı Sekreteryası’ndan Veysi Aktaş “Demokratik entegrasyon ve ortak yaşam” başlığında sunum yaptı.
CUMHURİYETİN DEMOKRATİK DÖNÜŞÜMÜ KONFERANSI
Veysi Aktaş: Çözüm, TBMM çatısı altında anayasal güvencelere dayanacak
Ergil: “Kürt sorununun halen bir tanımı yok”
Mezopotamya Ajansı’nın aktardığna göre, ilk konuşmayı yapan Doğu Ergil, Kürt meselesinin hâlâ doğru biçimde tanımlanmadığını belirterek, Meclis’te kurulan komisyonun isminde dahi “Kürt” ifadesine yer verilmemesini eleştirdi.
Ergil, “Kürt sorununun bugün hâlâ tanımı yok. Meclis’te Kürt sorununu çözmek için bir araya gelen komisyonun isminde bile Kürt yok. Neden bu isimde Kürt olmaz? Yine düğmeyi yanlış ilikledik” dedi.
Devletin toplumsal talepleri karşılama ve özgürlükleri güvence altına alma konusunda sorumluluk üstlenmediğini savunan Ergil, böyle bir yapının hukuku “engel” olarak gördüğünü ve gücü toplum karşısında merkezîleştirdiğini ifade etti.
“Demokrasi ancak barış üretir; demokrasi olmazsa barış olmaz” diyen Ergil, Kürt meselesinin aynı zamanda bir kimlik meselesi olduğunu vurguladı. Ergil, devletin dayattığı kimlik anlayışı ile toplumun sosyolojik gerçekliği arasında uyum sağlanamadığını belirterek, “Devlet çoğulculuğu asla benimsemedi. Kimlikler birbirine karşı kurulmaz; yan yana var olurlar. Bunun için entegrasyon gerekiyor” diye konuştu.

Bayramoğlu: “Kürtler bölge açısından kurucu unsudur”
Ali Bayramoğlu, “Kürt Sorunu, Yeni Devir, Yeni Dengeler” başlıklı sunumunda Kürt meselesinin yalnızca Türkiye ile sınırlı değil, Ortadoğu’nun geleceği açısından da belirleyici bir konu olduğunu söyledi.
Zorlukların karşısında her zaman bir umut bulunduğunu belirten Bayramoğlu, “Gelecek dediğimizde tüm Ortadoğu’yu anlatıyoruz. Kürt sorununun hangi coğrafyalarda nasıl yaşandığını bilmemiz gerekiyor” dedi.
Bölgede tekçi yapılarla yol alınamayacağını vurgulayan Bayramoğlu, Kürtlerin yaşadıkları ülkelerde yalnızca bir toplumsal grup değil, aynı zamanda kurucu unsurlar olduğunu ifade etti. Bayramoğlu, “Kürtler sadece Kürt değildir; bulundukları yerlerin kurucu unsurlarıdır” diye konuştu.

“Kürt sorunu nasıl bir geleceğe sahip olabilir?” diyen soran Bayramoğlu, Kürt meselesinin geleceğine ilişkin üç ihtimalden söz ederek, “kurtuluş ve kuruluş” ile farklı coğrafyalardaki Kürtlerin bir araya gelmesi seçeneklerinin önümüzdeki yüzyılda gerçekleşmesinin zor olduğunu belirtti.
Bayramoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
Üçüncüsü ise sadece silahın değil, Kürtlerin sosyal, kültürel haklarının geliştirilmesidir. Üçüncü ufuk bizim için Kürtlerin bulundukları her ülkede siyaset yapmalarıdır. Kürt hareketinin bu istikametten gitmesi çok önemlidir. Kürtler hem kendileri hem bölge açısından kurucu unsurdur. Bulundukları ülkeleri dönüştürmek ve bunu yaparken kimliklerini siyaset değil diğer gereklilikler üzerinden yapması çok önemlidir. İmralı da aynı şeyi yapıyor. Bu önümüzdeki yüzyıl için çok önemlidir.
Vali: “Devlet soruna hâlâ güvenlikçi bakıyor”
Abbas Vali ise “Kürt Sorunu, Devlet Güvenliği ve Türkiye’de Siyasal Sürecin Demokratikleşmesi” başlıklı sunumunu Kürtçe yaptı. Kürt sorununun yalnızca geçmişiyle değil, bugünü ve devam eden süreçle birlikte ele alınması gerektiğini söyleyen Vali, son bir yılı aşkın dönemde yaşanan gelişmelerin önemine dikkat çekti.
Vali, Türkiye ile Kürtler arasındaki meselenin temel sorunlardan biri olduğunu belirterek, devletin konuya yaklaşımının hâlâ güvenlikçi olduğunu söyledi. “Devletin bakışı güvenlikçi bir bakıştır. Bu güvenlik yaklaşımı 100 yıldır devam ediyor” diyen Vali, bu yaklaşımın çözümün önünde engel oluşturduğunu ifade etti.

Kürt meselesinin çözümünde en büyük engelin güvenlikçi politikalar olduğunu belirten Vali, sözlerini şöyle sürdürdü:
Sayın Öcalan silahsızlanma kararı aldığında şaşırmadım. 1988’de beş saat bu meseleyi kendisiyle konuştuk. Sayın Öcalan o dönem bile çatışmanın sonunun geldiğini düşünüyordu. Sayın Öcalan demokratik ve medeni bir çözüm öneriyor ama iktidarda açıklık, şeffaflık yok. Siyasi arenaya baktığımızda devlet; siyasi olarak güçlü olarak görünüyor ama çok güçsüz. CHP’nin başına gelenler çözüm sürecinin geleceği için de çok önemli donedir. Eğer bu şekilde sürerse devletin güvenlikçi politikalarını kabul etmiş sayar. Yeni bir bakış lazım ve toplumun kesinlikle bu sürece dahil edilmesi gerekiyor. Entegrasyon mekanizmalarının demokratik bir biçimde hayata geçirilmesi olmazsa olmazdır. Bu olacaksa bunu siyasi iradenin Kürt sorununun yeniden tanımlaması, anayasal değişlik elzemdir.
Akınerdem: “Barışın butlan olmaması için mücadele gerekiyor”
Feyza Akınerdem, “Kürt Meselesinin Yeni Anlatıları: Birlikte Yaşamanın Hikâyesi Nasıl Kurulur?” başlıklı konuşmasında, adı konulmamış bir savaşı ve barışı anlatmanın zorluklarına değindi.
Önceki çözüm süreci ile bugünkü sürecin farklı dinamikler taşıdığını belirten Akınerdem, geçmişte sivil toplum örgütlerinin daha aktif olduğunu, kadınların ve farklı aktörlerin masada yer alması için çaba gösterildiğini söyledi. Bugünkü barış anlatısının ise daha yukarıdan kurulduğunu ifade eden Akınerdem, “Bölgesel ve uluslararası konjonktürün mecbur bıraktığı bir süreci konuşuyoruz” dedi.
2015 sonrasında büyük bir yabancılaşma yaşandığını söyleyen Akınerdem, aradan geçen 10 yılın ardından barışın farklı bir zeminde tartışıldığını belirtti. Akınerdem, “Önceki süreçte kamusal alanların güçlenmesini konuşuyorduk. Şimdi ise yeniden kamusal bir alanın açılmasını konuşuyoruz” ifadelerini kullandı.
Konuşmasında “mutlak butlan” kavramına atıfta bulunan Akınerdem, bu kavramın umut edilen barış süreci için de geçerli bir uyarı içerdiğini söyledi. Akınerdem, “Barışın butlan olmaması için nasıl bir mücadele etmemiz gerektiğini konuşmamız gerekir” dedi.
Akınerdem, ikinci yüzyılı demokratikleşme perspektifiyle kurmak için eşitliğin sağlanması gerektiğini vurguladı.

Yeğen: “Artık tekçilikten vazgeçilmeli”
Mesut Yeğen ise “Hakiki Bir Çözüm İçin: Herkesin Cumhuriyeti, Herkese Demokrasi” başlıklı sunumunda, Kürt sorununun nasıl çözülebileceği sorusuna yanıt aradı.
Cumhuriyetin artık tekçi anlayıştan vazgeçmesi gerektiğini belirten Yeğen, tarih, kültür ve kimliklerin toplumları zaten birbirine bağladığını söyledi. Yeğen, “Cumhuriyet artık tekçilikten vazgeçmelidir” dedi.
Eşit vatandaşlığın ve hakların doğrudan yurttaşa tanınmasının önemine dikkat çeken Yeğen, yerindenlik siyasetini de çözümün temel başlıklarından biri olarak değerlendirdi. Yeğen, bu kapsamda valiliklerin ve yerel yöneticilerin halk tarafından seçilmesi gerektiğini ifade etti.

Türkiye’nin, diğer parçalardaki Kürtlerin özgürlük taleplerini beka tehdidi olarak görme yaklaşımından vazgeçmesi gerektiğini söyleyen Yeğen, sözlerinin devamında şunları kaydetti:
Bizim herkes için bir demokrasiye ihtiyacımız var. Hukuktan ve demokrasiden vazgeçmemiş bir cumhuriyetle ancak Kürt sorunu çözülebilir. Eğer her Kürt meselesi olmasaydı bu ülke bugünden çok daha güçlü olurdu. Kürt sorununun çözümü dediğimizde Kürtlerin buharlaşmasından söz edemeyiz. Kürtlerin taleplerinin demokratik müzakerenin konusu haline gelmesinden söz etmeliyiz.
(VC)