İstanbul’un en yoğun kamusal alanlarından biri olan Kadıköy Rıhtımı’nda planlanan cami ve yeraltı otoparkı projesi “Kadıköy Rıhtım Ulu Camii”, yıllardır süren hukuki süreçlerin ardından yeniden gündemde.
İlk olarak 2015’te Diyanet İşleri Başkanlığı’nın başvurusu ile gündeme gelen proje, sahildeki dolgu alanda büyük ölçekli bir cami ve onu çevreleyen sosyal alanları kapsayan bir külliye olarak tasarlanıyor.
2019 yılında kamuoyuna açıklanan proje kapsamında cami, şadırvan ve hizmet birimleri için 11 bin 232 metrekare taban oturumlu, toplam 33 bin 559 metrekarelik bir inşaat alanı öngörülüyor.
Mayıs ayında temelinin atılmasının planlandığı caminin, üç yıl içinde bitirilmesi planlanıyor.
Proje kapsamında ayrıca Kadıköy Kaymakamlığı’nın, İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki İstanbul Otopark İşletmeleri Ticaret Anonim Şirketi’ne (İSPARK) gönderdiği tahliye yazısı doğrultusunda, 17 Mart Salı itibarıyla kapatılan otoparkın yerine ya da altına, üç katlı bir yeraltı otoparkı yapılması hedefleniyor.
Projeye yöneltilen eleştiriler ise yalnızca hukuki itirazlarla sınırlı değil.
Projeye karşı çıkan kent savunucuları, bölgede halihazırda çok sayıda ibadethane bulunduğunu, buna karşın Kadıköy’ün yeşil alan ve afet toplanma alanı ihtiyacının giderek arttığını savunuyor.
Dolgu zemin üzerine inşa edilecek devasa yapının deprem riski, kıyı kullanımı ve rüzgâr koridorları üzerindeki etkileri de eleştirilerin odağında yer alıyor. Yeraltı otoparkının ise bölgeye daha fazla araç çekeceği ve mevcut yoğunluğu artıracağı ifade ediliyor.

Projenin geçmişi
Kadıköy Rıhtımı’nda planlanan yapının yalnızca mimari bir proje değil, aynı zamanda kentin kamusal alanlarının nasıl kullanılacağına dair daha geniş bir tartışmanın parçası olduğunu söyleyen Kadıköy Kent Dayanışması'ndan Üzeyir Uludağ, projenin geçmişini şöyle anlattı:
“Burası bir dolgu alan. 1997-98 yıllarında, dönemin belediyeleri –özellikle İBB’nin talebiyle– buraya bir arıtma tesisi yapılması amacıyla dolgu yapıyor. Başlangıçta hem ön arıtma hem de biyolojik arıtma planlanıyor; ancak çeşitli nedenlerle yalnızca ön arıtma tesisi kuruluyor. Yanındaki boş alan da ileride, ileri biyolojik arıtma yapılmak üzere bırakılıyor. 2015’te proje yeniden gündeme geliyor. Ön arıtma tesisi duruyor, boş alan ise İSPARK tarafından otopark olarak kullanılıyor. Aynı yıl, Diyanet Vakfı’nın talebi ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın girişimiyle buraya cami yapılmasına yönelik bir karar alınıyor. Ancak Kadıköy Belediyesi ve Mimarlar Odası’nın itirazları sonucu bu karar iptal ediliyor.
“2017’de, Kadir Topbaş döneminde, alana biyolojik arıtma tesisi yapılması için ihale süreci başlatılıyor, fakat bu ihale de daha sonra iptal ediliyor. Bugüne geldiğimizde ise, Diyanet Vakfı ve bakanlık aracılığıyla alana yeniden cami yapılmak isteniyor. Projenin iptal kararına karşı istinafa gidilmiş durumda ve dosya henüz kesinleşmiş değil.”

“Afet toplanma alanlarımız oldukça yetersiz”
Uludağ, söz konusu projeyi neden eleştirdiklerini ise şöyle açıkladı:
“Çünkü Kadıköy’de ve özellikle rıhtım hattında zaten çok sayıda cami var ve çoğu zaman bu camiler dolmuyor. Cuma ve bayram gibi sınırlı günler için mi bu ölçekte bir yatırım yapılıyor? Ayrıca mesele yalnızca cami değil, 20 bin kişilik bir yapıdan ve ticari alanları da içeren bir külliyeden bahsediyoruz. Bir diğer önemli konu ise kentin ihtiyacı. Kadıköy’ün daha fazla yeşil alana, nefes alınabilecek kamusal alanlara ihtiyacı var. Büyük yapılar, rüzgâr koridorlarını kesiyor ve Fikirtepe örneğinde olduğu gibi, yoğun yapılaşmanın hava akışını ciddi biçimde etkiliyor. Deprem meselesi de kritik. Kadıköy’ün nüfusu düşünüldüğünde mevcut afet toplanma alanlarımız oldukça yetersiz. Toplanma alanı için Yoğurtçu Parkı gibi alanlar işaret edilse de, bunların da dolgu zemin üzerinde bulunması risk yaratıyor.
“Öte yandan, projeyle birlikte otopark meselesi de yeniden gündeme geldi. 6 Şubat depremlerinden önce Kadıköy’deki araç trafiği ve park sorunu üzerine bir araya geldiğimiz bilim insanlarına göre, kent merkezine yapılan her yeni otopark daha fazla aracı bölgeye çekiyor ve mevcut sorunu büyütüyor. Bu nedenle asıl çözüm, alternatif ulaşım sistemlerinin geliştirilmesi. Tüm bu sorunlara karşı çeşitli çalışmalar yürütüyor, basın açıklamaları yapıyor ve toplantılar düzenleniyoruz. Ancak Kadıköy Belediyesi’nden bu süreçte yeterli desteği asla alamadık. Özellikle cami projesini ve genel olarak Kadıköy’ün sorunlarını konuşmak üzere planlanan halka açık bilgilendirme paneli için büyük bir salon ihtiyacımız doğdu ve bu kapsamda belediyeye yaptığımız başvuru doğrudan reddedildi.”

“Kamusal alanlarımızın siyasi amaçlarla işgal edilmesine izin vermeyeceğiz”
Kadıköy Kent Dayanışması da projeye dair, 10 Nisan’da sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şöyle dedi:
“Kadıköy Rıhtım’da devasa yapılaşma ısrarı engel tanımıyor. Kadıköy Kaymakamı, Kadıköy İlçe Müftüsü ve Kadıköy Rıhtım Cami Yaptırma ve Yaşatma Derneği Başkanı bir araya gelerek Rıhtım Cami Projesi’ne dair resmî protokol imzalandığını duyurdular. Henüz şubat ayında kurulan derneğin yöneticilerinin AKP bağlantılı olması da dikkat çekici. Kadıköylüler olarak kamusal alanlarımızın siyasi amaçlarla işgal edilmesine izin vermeyeceğiz.
“Kıyı Kanunu’na ve şehircilik ilkelerine tamamen aykırı olan bu yapılaşma, şu an yargı aşamasındadır. İstinaf mahkemesi kararının ardından dosya Danıştay’a taşınmış olup, hukuki süreç henüz tamamlanmamıştır. Yargı kararı beklenmeksizin, oldu bittiye getirilerek inşaat çalışmalarına ve protokol süreçlerine başlanması hem yasaların hem de etik değerlerin açık bir ihlalidir. Bu yanlıştan dönülmesi, Kadıköy'ün gerçek ihtiyaçlarına yönelik projeler üretilmesi talebimizi tekrarlıyoruz.”
Proje alanının yakınındaki camiler

Öte yandan, projenin yapılmak istendiği alana yürüme mesafesinde, yalnızca Kadıköy merkez hattı dikkate alındığında, en az dokuz cami bulunuyor: Osmanağa Camii, Söğütlüçeşme Camii, Üçüncü Mustafa İskele Camii, Tıbbiye Camii (Haydarpaşa Protokol Camii), Rasimpaşa Camii, Kethüda Camii, Caferağa Camii, Moda Camii ve Şifa Camii.
Bu tablo, söz konusu bölgede ibadethane erişimi açısından ciddi bir yoğunluk bulunduğuna işaret ederken, tartışmayı da devasa ölçekli yeni bir yapılaşmanın “ihtiyaç” olup olmadığı noktasına taşıyor. (TY)







