İstanbul’da “cüce keçi” furyası
Son zamanlarda müşterilerin cüce keçilerle zaman geçirdiği kafeler ve çiftlikler revaçta.
Özellikle sosyal medyada denk gelinen fotoğraf ve videolardan gördüğümüz kadarıyla insanlar bu kafelerde bez bağlanmış, kapalı alana sıkışmış keçileri kucaklarına alabiliyor ve onları biberonla besleyebiliyorlar.
Keçiler insanlar kahvaltı yaparken veya kahve içerken masaların arasında dolaşıyor. Bu yoğun talep, hayvanların üretilen ve tüketilen bir ürünmüş gibi satın alınmasına neden oluyor.
Kedi ve köpeklere alternatif bir “evde beslenen hayvan” olarak pazarlanan keçiler, hayvan satış piyasasında giderek daha görünür bir yer ediniyor. Çiftliklerde ve internet üzerinden yapılan satışlarda hayvanların fiyatları genellikle 15 ila 20 bin TL arasında değişiyor.

“Kalıcı çözüm, talebin ortadan kalkması”
Keçilerin birer metaya dönüşmesi, hayvan hakları ve hayvan refahı açısından ciddi soru işaretleri yaratıyor.
Burak Özgüner Hayvan Hakları Merkezi (BurHak) üyesi Cansu Özge Özmen, insanların birçok türün yaşamları boyunca “bebeksi” kalan versiyonlarını daha sevimli bulduğundan bahsetti:
“Bebeklere yönelik bu ilgi ve koruma dürtüsü hayvanlar söz konusu olduğunda çoğu zaman sahiplenme ve tüketme arzusuna dönüştüğünü görüyoruz. Belirli türlerin insan beğenisine uygun özellikler için yapay seçilim yoluyla üretilmesi ve metalaştırılması hayvanları korumaktan oldukça uzak bir yaklaşım. Bugüne kadar pek çok tür ziyaretçileri çekmek amacıyla sergilendi. Cüce keçiler de bu eğilimin günümüzdeki örneklerinden yalnızca biri.”
Özmen, minyatürleştirilen hayvanların çeşitli kalıtsal ve yapısal sağlık sorunlarıyla karşılaşabileceğini ve Türkiye’de bu mekânları doğrudan düzenleyen bir mevzuat olmadığını vurguladı:
“Keçilerin internet ilânlarına baktığımızda çok sayıda satışın bireysel ve dağınık şekilde yürütüldüğünü görüyoruz. Bu nedenle uygulamada tüm satışların ne ölçüde kayıt altına alındığı, vergilendirildiği veya etkin biçimde denetlendiği konusunda ciddi soru işaretleri bulunuyor. Kalıcı çözüm, talebin ortadan kalkmasıdır.”
Hiçbir hayvanın üretimine ve satışına destek olmamanın en temel ahlâki sorumluluk olduğunu, bu mekânlara gidenlerin veya keçi satın alanların sayısız hayvanın acı çekmesine neden olduğunu hatırlatan Özmen, herhangi bir keçi çiftliğinin de denetlenmediğini ekledi.
Bu keçiler neden “cüce”?
Cüce keçi türünün kökenleri Batı Afrika’ya dayanıyor. İstanbul’daki bazı çiftliklerde doğan keçilerin “Nijerya cüce keçisi” olduğu düşünülüyor. Tür, evcilleştirilmiş ve özellikle gösteri amaçlı üretilen bir ırk olarak biliniyor.
Nijerya cüce keçileri dışarıdan bakıldığında genetik bir anormallik taşıyormuş gibi algılansa da aslında vücut oranları doğal yapıları içinde korunmuş, yalnızca küçük boyutlu bir ırk. Yani insan üretimiyle ortaya çıkan minyatür bir form söz konusu.
Genellikle ortalama 50 ila 70 cm yüksekliğe sahipler, ortalama ömürleri ise 15 ila 18 yıl arasında. Sağlıklı bir yaşam sürdüklerinde bu süre daha da uzayabiliyor. Otçullar; ama yem, saman ve bazen tahıl gibi ek gıdalarla da besleniyorlar. Cüce keçilerin ağırlığı ırklarına ve cinsiyetlerine göre değişiyor. Genellikle 10 ila 30 kg arasında ağırlığa sahipler.
Artan ilgiyle birlikte Nijerya cüce keçileri, çiftliklerde üretilen, internet üzerinden 15-20 bin TL aralığında satılan ve çeşitli mekânlarda sergilenen canlılara dönüşmüş durumda.
Çiftlikte doğan bir keçinin nereye gideceği çoğu zaman belirsizliğini korurken, sonuç çoğu vakada benzer oluyor: Doğal çevresinden koparılan, yabancı insanlarla yoğun temas içine sokulan ve bu süreçte ciddi stres yaşayan, çoğu zaman ise ya terk edilen ya da yaşlanmadan önce ölen hayvanlar.
Hayvanların konsepte indirgendiği kafeler
Söz konusu çiftlik ve kafe türü işletmelerin bu kadar ilgi görmesi, yalnızca popüler olmalarından değil, aynı zamanda insanların sosyal medyada gördüklerini deneyimleme isteğinden de kaynaklanıyor. Öte yandan evcil ve sevimli hayvanlarla vakit geçirmek, birçok kişi için iyi hissettirici ve stres azaltıcı bir deneyim sunuyor. Bu durum literatürde “evcil hayvan etkisi” olarak tanımlanıyor.
Araştırmalar, evcil hayvanlarla birlikte yaşamanın stres seviyelerini düşürdüğünü ve kalp sağlığı üzerinde olumlu etkiler yaratabildiğini gösteriyor. Hayvanlarla temasın, stres hormonu olarak bilinen kortizol düzeyini azalttığı da biliniyor.
Ancak keçiler gibi insan etkileşimine alışık olmayan türler söz konusu olduğunda durum farklılaşıyor. Bu hayvanların yoğun insan teması altında stres seviyelerinin artabildiği, hatta kortizol düzeylerinde yükselme gözlemlendiği belirtiliyor.
Dünya’nın çeşitli ülkelerinde insanların hayvanlarla zaman geçirebildiği konsept kafeler daha yaygın.
Evcil hayvan kafelerinde yapılan araştırmalar da hayvanlara alan tanınması gerektiğini söylüyor. İsveç’te bir kedi kafesinde yapılan araştırmada kafede yaşayan 27 kedinin müşteri yoğunluğunda kaçmak için yüksek yerlere ve saklanma alanlarına başvurdukları görülüyor.
Yararlanılan kaynaklar:
https://newsinhealth.nih.gov/2018/02/power-pets
https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC10866781/
https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC12712171/
https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC12649627/
https://www.marylandzoo.org/animal/nigerian-dwarf-goat/
https://breeds.okstate.edu/goats/nigerian-dwarf-goats
https://livestockconservancy.org/about-us/conservation-successes/nigerian-dwarf-goat/
https://www.farmhealthonline.com/US/health-welfare/goat-welfare/goat-behaviour/
(EK/TY)
Kentsel ısı adaları: İstanbul’da sıcaklık da sınıfsal
Eski futbolcu lider halkı dışarıdan yardım istemeye mi zorluyor?
Kenya’da protesto gösterilerinde ölenler için tazminat
Bolivya'da hükümet protestocuların üzerine orduyu sürmeye hazırlanıyor: İstisna Yasası geçti
Tuna Tuğcu kamu görevinden çıkarıldı: “İntikam kararı”
