Eski futbolcu lider halkı dışarıdan yardım istemeye mi zorluyor?
Gürcistan’da Kavelashvili hükümetine karşı eylemler yaklaşık iki senedir devam ediyor.
Geçtiğimiz nisan ben de Tiflis’teki Parlamento Binası önünde gerçekleşen bir toplanmaya denk gelecek kadar şanslıydım. Meydandaki kalabalıktan ve etrafa konuşlanmış polislerden çok binanın önünde gördüğüm semboller dikkatimi çekti.
Gürcistan halkı, Parlamento Binası’nın önüne dört bayrak asmıştı: Gürcistan, Avrupa Birliği, Ukrayna ve Amerika Birleşik Devletleri... Özellikle ABD bayrağının oradaki varlığını tek başıma anlamlandıramayınca eyleme katılan Gürcistanlı yaşıtlarıma danışmakta buldum çözümü.
Gürcistan halkının ve Rusya’ya yakınlığı bilinen hükümetin birbirine zıt duruşları göz önüne alındığında AB ve Ukrayna bayraklarının protestolardaki yoğun görünürlüğü çok da şaşırtıcı değil. Ama ABD bayrağını idrak etmekte zorlandım. Bu bayrak bana özgürlük ve demokrasi vaatlerindense geçmişten acı örnekler hatırlattı ve bu nedenle ABD’nin Gürcistan direnişindeki yerini merak ettim.
Ortak düşmana karşı omuz omuza bir direniş
Üniversite öğrencisi gençlerle konuştuğumda, bana 2022’de Georgian Dream (Gürcü Rüyası) partisi hükümetine karşı başlayan ve sonra futbolu bırakıp siyasete atılan Mikheil Kavelashvili’nin 2024’te seçimleri kazanmasıyla kızışan eylemlere katıldıkları için gözaltı ve polis şiddetine maruz kaldıklarını söylediler. İki sene boyunca çeşitli müzakerelerden sonra, polis şiddetinin azaldığını ve halkın yürüyüşleri bırakıp Parlamento önünde sabit eyleme geçtiklerinden bahsettiler.
Hükümetin Kremlin’e yakınlığı ve ABD’nin iç siyasetlerine müdahalelerine karşı söylemleri gençleri korkutmuş. Alanda hükümete karşı olan her fikirden insan vardı. Bazıları sırtında AB bayrağıyla geziyordu. Gençler burada her ideolojiden insanın ortak düşmana karşı toplandığını söylediler. Kendi içlerinde yaşadıkları fikir ayrılıkları onların odaklarını dağıtmamış, birbirlerini hedef almamışlar. Türkiye’de geçtiğimiz sene Gürcistan’la eş zamanlı yaşanan protestolarda böyle olmamıştı. Ama gençler yine de Türkiye’deki eylemleri çok doğru bulduklarını ve muhalefetin iyi iş çıkardığını söyledi bana.
Halkın Rusya’ya olan mesafesi anlaşılabilir. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla Gürcistan çok ciddi bir değişim yaşamış ve şehirlerinde gezerken bu hissediliyor. Eskiden “Lenin Meydanı” olarak bilinen ve büyük bir Lenin heykeli olan, bugün adı “Özgürlük Meydanı” olan meydan Gürcüleştirilmiş ve Lenin heykelinin yerini Gürcü kahramanı Aziz George almış. Tiflis’te gezerken önce Osmanlı sonra Sovyetler etkisinde yıllarca yaşamış halkın ulusal bir kimlik sahibi olma çabası gözle görünür. Şehirde Sovyetlerden kalan binalar, metrolar var. Osmanlı etkisi evlerin cumbalarından görülüyor. Bunca sene kendi topraklarında söz hakkı olmamış bir halkın bugün yine çözümü dışarıda araması manidar.
Peki ama Rusya’ya karşı çözüm ABD mi?
Muhalif halkın Rusya’nın hemen karşısında ABD’yi görüp oradan medet umması ilk bakışta anlaşılabilir. Ama Parlamento Binası’nın önünde yaşadığım o karşılaşma sonrasında çokça düşündüm. Aklıma ABD’nin bugüne kadar hükümetlere yaptığı operasyonların nasıl halkın aleyhine bittiği geldi. Yakın tarihte ABD’nin müdahalesinden kötü etkilenen birçok ülke var: Libya, İran, Venezuela… Gürcistan halkı acaba bunu hesaba katmamış mıdır? Eminim ki onlar da iç karışıklıklarını ve özerkliklerini teslim etmek istemez ki ABD’den yardım istemek her zaman bu anlama da gelmiyor. Ama bir halkın iradesini olduğu gibi emperyalist bir güce dayandırmak durup düşünmeyi gerektirir. Ben her ne kadar bunları o an pek tasvip etmemiş olsam da halkın direnişini baltalamak istemedim ve desteklerimi ilettim.
Konuştuğum insanlar bana ABD’den taraf olmalarının sebebi olarak hükümetin Rusya’ya olan yakınlığını gösterdi. Bir nevi Soğuk Savaş Gürcistan sokaklarında devam ediyor denebilir. Halkın ekonomik ve siyasi varlık olarak kendilerinden daha güçlü olan başka devletlerin gözünün içine bakıyor olması Gürcistan’ın tarihi boyunca bağımsız varlık gösterdiği dönemlerin çok kısıtlı olmasından kaynaklanıyor olabilir. Tarih boyunca kısmen Osmanlı kısmen İran yönetiminde ve 1801’den 1991’de dağılışına kadar Sovyetler himayesinde kalan Gürcistan’ın, 35 yıllık tam bağımsız oluşumunda sırtını dayayacak bir güç araması çok normal. Aslında yayılmacı güçler, böyle ülkeleri etki alanlarından çıkardıktan sonra bile kontrol edebiliyor bu şekilde.
Anlaşılan o ki Gürcistan hep başka güçlerin gölgesinde kalmış, bu sebeple de bugün memnun olmadıkları devlet başkanından kurtulmanın çözümünü sandıkta değil ABD’de bulmuş olabilirler. Gürcistan halkı, Sovyetlerle anılmamak için elinden geleni yapıyor, Rusya’nın gölgesinden çıkmaya gayret ediyor. Ancak Parlamento Binası’nın önünde ABD bayrağı dalgalanıyor. Bir büyük gücün gölgesinden kurtulmanın yolu gerçekten de başka bir gücün gölgesine sığınmak olabilir mi diye düşünüyor insan.
(EK/HA)
Kenya’da protesto gösterilerinde ölenler için tazminat
Bolivya'da hükümet protestocuların üzerine orduyu sürmeye hazırlanıyor: İstisna Yasası geçti
Tuna Tuğcu kamu görevinden çıkarıldı: “İntikam kararı”
Cemre Nayir ilk duruşmada adli kontrolle tahliye edildi