"Gençler barışa inanıyor ama sürecin öznesi olduklarını düşünmüyor"
Gençlik Örgütleri Forumu ve Hakikat Adalet Hafıza Merkezi'nin 4-12 Aralık 2025'te 47 ilde 18-35 yaş arası 1741 gençle yaptığı araştırma, gençlerin Türkiye'deki müzakere sürecine bakışını ortaya koyuyor. Gençlerin yüzde 70,7'si toplumsal barışın mümkün olduğuna inanırken, yalnızca yüzde 35,8'i sürece dahil edildiklerini düşünüyor. Yüzde 52,2'si kaygılı, yüzde 50,7'si süreci destekliyor.
Gençler meseleyi güvenlik değil adalet, eşit yurttaşlık ve hukuk sorunu olarak görüyor; yüzde 88,8'i geçmişle yüzleşmeyi barışın koşulu sayıyor. Gençlerin yüzde 49'u evde siyaset konuşurken dikkatli davranıldığını, yüzde 70'i sosyal medyada siyasi görüş paylaşırken tedirgin olduğunu belirtiyor. Hafıza Merkezi Eş-Direktörü Olcay Özer, gençlere seçmen değil sürecin öznesi olarak yaklaşılması ve güvenli diyalog alanları yaratılması gerektiğini vurguluyor.
Gençlik Örgütleri Forumu (GoFor) ve Hakikat Adalet Hafıza Merkezi’nin yayımladığı “Gençlerin Gözünden Müzakere Süreci: Duygular, Deneyimler ve Beklentiler” raporu, gençlerin Türkiye’deki müzakere sürecine ilişkin umutlarını, kaygılarını ve katılım taleplerini ortaya koyuyor.
Toplumsal Etki Araştırmaları Merkezi’nin saha verisine dayanan rapor, 4-12 Aralık 2025 tarihleri arasında 47 il ve 255 ilçede, 18-35 yaş arası 1741 gençle yapılan telefon görüşmeleriyle hazırlandı.
Hafıza Merkezi Eş-Direktörü Olcay Özer rapordaki verilerin sahadaki karşılığını bianet'e değerlendirdi.
Gençler: Barış mümkün, ama sürecin dışında bırakılıyoruz
Barışa inanç yüksek, sürece katılım düşük
Rapora göre gençlerin yüzde 70,7’si toplumsal barışın mümkün olduğuna inanıyor. Ancak yalnızca yüzde 35,8’i gençlerin müzakere sürecine dahil edildiğini düşünüyor. Gençlerin yüzde 52,2’si sürece ilişkin kaygı ya da şüphe duyarken, yüzde 50,7’si süreci desteklediğini belirtiyor.
Özer’e göre bu tablo, gençlerin barışa dair umudunu koruduğunu ancak sürecin nasıl kurulacağı ve kendilerinin bu süreçte nerede durduğu konusunda ciddi soru işaretleri taşıdığını gösteriyor. Özer, gençlerde öne çıkan duygunun öfke değil kaygı olduğunu vurguluyor:
“Gençlerin yüzde 52,2’si kaygılı, yüzde 42’si öfkeli. Bu ciddi bir fark.”
Çatışma ve kutuplaşma içinde büyüyen kuşak
Özer’e göre raporu değerlendirirken gençlerin kuşak deneyimini dikkate almak gerekiyor. 18-35 yaş aralığındaki gençlerin önemli bir bölümü 1990’lardaki çatışmalı dönemi doğrudan yaşamadı. 2013-2015 arasındaki çözüm sürecine ise çocukluk, ergenlik ya da ilk gençlik dönemlerinde tanıklık etti. Sonraki yıllarda ise çatışma ve kutuplaşma ortamında büyüdü.
Raporda gençlerin yüzde 83,9’unun Türkiye’ye ve topluma ait hissettiği, buna karşın yüzde 70,1’inin ülkenin gidişatını kötü değerlendirdiği belirtiliyor. Gençlere göre ülkenin en önemli sorunları ekonomi ve işsizlik ile hukuk ve adalet. “Milli güvenlik/terör” başlığı ise yüzde 1,9 ile son sıralarda yer alıyor.
CUMHURİYET’İN DEMOKRATİK DÖNÜŞÜMÜ KONFERANSI
Buluştuğumuz yer neresi?
Gençler süreci güvenlik değil adalet meselesi olarak görüyor
Özer, bu verinin gençlerin müzakere sürecini güvenlik merkezli değil; gündelik hayat, adalet ve eşitlik ekseninde okuduğunu gösterdiğini söylüyor:
“Gençler Kürt meselesini ve müzakere sürecini güvenlik üzerinden okumuyor. Yalnızca yüzde 1,9 oranında genç bu meseleyi güvenlik meselesi olarak görüyor.”
Rapora göre gençlerin barışa ilişkin talepleri eşit yurttaşlık, hukuk ve adalet ile toplumsal cinsiyet eşitliği başlıklarında yoğunlaşıyor. Hukuk devletinin güçlenmesi, bireysel özgürlükler, geçmişle yüzleşme, sosyo-ekonomik eşitsizliklerin giderilmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliği de barışın koşulları arasında öne çıkıyor.
Geçmişle yüzleşme güçlü bir talep
Hafıza Merkezi açısından en dikkat çekici bulgulardan biri geçmişle yüzleşme talebi. Gençlerin yüzde 88,8’i geçmişle yüzleşmeyi toplumsal barışın koşulları arasında görüyor. Özer’e göre bu talep, gençlerin doğrudan yaşamadıkları dönemlere dair “gerçeği öğrenme” isteğiyle bağlantılı.
Raporda siyaset konuşma alanlarının sınırlılığı da dikkat çekiyor. Gençlerin yüzde 49’u yetiştiği evde siyaset konuşulurken dikkatli ya da sessiz olunduğunu, her 10 gençten 7’si ise sosyal medyada siyasi görüş paylaşırken tedirgin olduğunu belirtiyor. Özer, aile içinde ve kamusal alanda konuşulamayan siyasetin gençlerde geçmişi bilme ve tartışma ihtiyacını artırdığını ifade ediyor.
Konferans siyasetinin yapısal çaresizliği
Anadili ve eşit yurttaşlık başlıklarında kafa karışıklığı var
Özer, gençlerin müzakere sürecine ilgisiz olduğu görüşüne katılmıyor. Rapora göre gençlerin gündemi “bambaşka” değil ama eşit yurttaşlık, anadili ve geçmişle yüzleşme gibi başlıklarda kafa karışıklıkları bulunuyor. Bu nedenle tartışma alanlarının sade, güvenli ve başlık başlık kurulması gerektiğini söylüyor.
Raporda gençlerin yüzde 48,4’ü kamusal alanda Kürtçe konuşulduğunda olumsuz tepkilere tanıklık ettiğini belirtiyor. Kürtçenin resmi dil olarak tanınmasına destek genel örneklemde yüzde 36 iken, anadili Kürtçe olan gençlerde bu oran yüzde 76’ya çıkıyor.
Eşit yurttaşlık talebinin sınırları tartışılmalı
Farklı siyasi görüş, dini inanç ve etnik kimliklerden kişilerle yakın arkadaşlık kurmaya açık olduğunu söyleyen gençlerin oranı yüksek. Ancak farklı cinsel yönelime sahip biriyle yakın arkadaş olabileceğini söyleyenlerin oranı yüzde 41’de kalıyor. Özer, eşit yurttaşlık talebinin güçlü olduğunu ancak bu talebin sınırlarının tartışılması gerektiğini belirtiyor.
ANKARA NOTLARI
19 Mart’ta gençler, bugün seçilmiş CHP yöneticileri aynı yolu gösterdi: Umut sokakta
Gençler için güvenli diyalog alanları önerisi
Hafıza Merkezi ve GoFor, rapor bulgularını siyasi partiler, politika yapıcılar, gazeteciler ve akademisyenlerle paylaşmayı planlıyor. Özer’e göre rapordan çıkarılması gereken temel sonuç, gençlere yalnızca seçim dönemlerinde “seçmen potansiyeli” olarak değil, sürecin öznesi olarak yaklaşılması gerektiği.
“Güvenli tartışma alanları ve diyalog zeminleri yaratmak gerekiyor. Gençlerin bu diyalog çağrısına kulak vermek lazım.”
Raporun tamamına buradan erişebilirsiniz.
(NÖ)
Anadili, hafıza ve dijital alan: Rojda Aksoy’un Kürtçe yolculuğu
Bir parça peynir, bir açık kapı, bir ömürlük bağ: Bitter
Açlık grevindeki öğretmen: 11 yıllık öğretmenim, 40 bin lira maaşla geçinemiyorum
Cumhuriyet’in demokratik dönüşümü: “Kendi mahallemizden çıkmak gerekiyor”
CUMHURİYETİN DEMOKRATİK DÖNÜŞÜMÜ KONFERANSI
Tuncer Bakırhan: Cumhuriyetin demokratikleşmesi ertelenemez