“Diktatör Erdoğan” paylaşımına dava: Savcılık, avukat takibini delil gösterdi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, anonim bir X hesabından yapılan “Diktatör Erdoğan” paylaşımı nedeniyle Ö.Ç.B. isimli kişi hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla iddianame hazırladı. İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen dosyada ilk duruşma Eylül2 de.
İddianameye göre İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, herkese açık kaynaklar üzerinden yürütülen “sanal devriye” faaliyetleri sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik hakaret içerdiği değerlendirilen paylaşımları tespit etti. Savcılık, 23 Mart 2025 tarihinde anonim bir X hesabından yapılan “Diktatör Erdoğan” paylaşımı üzerine soruşturma başlatıldığını belirtti.
“Hesap bana ait değil”
Ö.Ç.B. ise emniyette verdiği ifadede suçlamaları reddetti. Şüpheli, X hesabının kendisine ait olmadığını, “ömer_29@KurtBey_Altay29” rumuzlu hesabı kullanmadığını, söz konusu paylaşımı yapmadığını ve isnat edilen suçlamaları kabul etmediğini söyledi.
Savcılığın hazırladığı iddianamede ise hesabın şüpheliye ait olduğu değerlendirmesine ilişkin ayrıntılara yer verildi.
Metinde, Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü görevlilerince yapılan incelemelerde Cumhurbaşkanına hakaret içerikli paylaşımın tespit edildiği, araştırma raporunda paylaşımın 23 Mart 2025 tarihinde yapıldığının belirlendiği ifade edildi. Şüphelinin inkârına rağmen savcılık, sosyal medya profilinde yer alan doğum tarihinin “10 Şubat 1996” olması ile şüphelinin doğum tarihinin aynı olmasına dikkat çekti.
Ayrıca hesabın takip ettiği kişiler arasında şüphelinin savunmasını üstlenen avukat Ümit Görkem Ökmen’in bulunduğu, buna ilişkin ekran görüntülerinin dosyaya alındığı belirtildi. Savcılık, bu veriler doğrultusunda hesabın şüpheli tarafından kullanıldığını değerlendirdiğini söyledi.
İddianamede, söz konusu paylaşımın eleştiri ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği de savunuldu. Savcılık, kullanılan ifadenin Cumhurbaşkanının onur, şeref ve saygınlığını zedeleyici nitelikte olduğunu belirterek Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinde düzenlenen “Cumhurbaşkanına hakaret” suçunun oluştuğu kanaatine vardı.
Ökmen: Savcının beni görmesini isterim”
Dosyada ayrıca Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü tarafından kovuşturma izni verildiği bilgisine de yer verildi. Savcılık, mahkemeden şüphelinin ilgili maddeler uyarınca cezalandırılmasını, TCK 53 kapsamında bazı haklardan yoksun bırakılmasını ve yargılama giderlerinin şüpheliye yüklenmesini talep etti.
Dosyada adı geçen avukat Ümit Görkem Ökmen ise iddianamedeki değerlendirmeye tepki gösterdi. Ökmen, hesabın kendisini takip etmesinin iddianamede delil olarak yer almasının mesleki açıdan sorun yarattığını belirterek şöyle konuştu:
“Bu benim avukatlık mesleğimi de engel olan bir durum. Müvekkiller ‘Bu kişi demek ki savcılık tarafından takip ediliyor, benim avamı takip ederse benim için kötü olur’ diye düşünebilir. Diyecek bir şey yok. İddianameye beni koymuş savcı, o zaman beni bir görsün isterim.”
AYM, polisin “Sanal Devriye” yetkisini iptal etmişti
Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararları çerçevesinde “sanal devriye” uygulaması, kolluk kuvvetlerinin internet ortamında genel tarama yaparak suç unsuru araması ve kişisel veri içeren içerikleri tespit etmesi bağlamında değerlendirmişti.
Anayasa Mahkemesi (AYM), polise internet ortamında “sanal devriye” yapma yetkisi tanıyan düzenlemeyi iptal ederek önemli bir karara imza attı. Karar, 2559 sayılı Kanun’un Ek 6. maddesine ilişkin olup, düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle kaldırıldığı bildirildi.
AYM, Şubat 2020 tarihli kararında, kolluk kuvvetlerine açık kaynaklar üzerinden internet ortamında kişileri izleme ve profil çıkarma imkânı tanıyan düzenlemenin, özel hayatın gizliliği ile hukuki güvenlik ilkelerini ihlal ettiğine hükmetti. Mahkeme, söz konusu yetkinin kapsamının kanunda yeterince açık, sınırlı ve öngörülebilir şekilde düzenlenmediğine dikkat çekti.
Kararda ayrıca, sanal devriye uygulamalarının kişisel verilerin hukuka aykırı biçimde toplanması riskini barındırdığı ve bunun bireylerin temel hak ve özgürlükleri üzerinde ciddi sonuçlar doğurabileceği vurgulandı.
Bu uygulama özellikle özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması ilkeleriyle doğrudan ilişkilidir.
Yargıtay ise sanal devriye kavramını doğrudan düzenleyen bir norm denetimi makamı değildir; ancak ceza yargılamalarında bu yöntemle elde edilen dijital delillerin hukuka uygunluğu konusunda değerlendirmeler yapmaktadır. Yargıtay’ın temel yaklaşımı, ceza yargılamasında hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin kural olarak hükme esas alınamayacağı yönündedir. Bu nedenle kolluğun internet üzerinden yaptığı tespitlerin hangi şartlarda yapıldığı, yetkiye dayanıp dayanmadığı ve usule uygun olup olmadığı önem taşımaktadır.
(EMK)
KADINLARIN GÜNDEMİ
19 saniyede iki kadın öldürüldü: Mahkeme neden “tasarlayarak” demedi?
Göksel: Rüyalar da şarkılar gibi
Murat Çepni: Örgütlü mücadelede ısrar en büyük gücümüzdür
Ercüment Akdeniz: Kardeşim Boro biraz da yeniden kardeşlik ihtimali
Anneliğin "kutsanması" bekar anneleri nasıl etkiliyor?