KADINLARIN GÜNDEMİ
19 saniyede iki kadın öldürüldü: Mahkeme neden “tasarlayarak” demedi?
Zonguldak’ta bir erkek, başka bir erkeğin öldürdüğü iki kadının mezarını evinin tam karşısına yaptırıyor. Tülay Ündeş’in ve annesi Zaide Alkaç’ın mezarlarını. Penceresinin önündeki ağaçları kestiriyor ki mezarlar görünsün. Her gün bakıyor o mezarlara. Her gün aynı şeyi düşünüyor belki: İki kadın göz göre göre nasıl öldürüldü? Fail erkek alması gereken cezayı aldı mı?
24 Aralık 2025. Zonguldak’ın Kilimli ilçesine bağlı Şirinköy. Tülay Ündeş (45) ve annesi Zaide Alkaç (64), hasta ziyaretinden dönüyor. Sokak ortasında, Tülay Ündeş’in boşanma aşamasında olduğu Yusuf Ü. ikisini de ateşli silahla öldürüyor. Kaçan fail yakalanıyor ve cezaevine konuyor.
Dava üç ay gibi kısa bir sürede 14 Mayıs’ta sonuçlanıyor. Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesi, fail erkeğe iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası veriyor. Üstelik herhangi bir indirim de uygulanmıyor.
Türkiye’de kadın cinayetleri davalarına bakınca, çoğu zaman “iyi hal”, “takım elbise”, “pişmanlık” gibi gerekçelerle ödüllendirilen erkekleri düşündüğümüzde bu karar ilk bakışta “önemli” gibi görülebilir. Ayrıca önemli de fakat yeterli değil. Çünkü indirim verilmemesi, cinayetin planlı bir şekilde işlendiği gerçeğini değiştirmiyor.
Ailenin ve davayı takip eden Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği avukatlarından Hande Göndoğdu’nun anlattıkları, ortada “ani öfke” değil, planlı bir cinayet olduğunu düşündüren çok sayıda detay olduğunu gösteriyor.
Mesela silah.
Fail, cinayetten hemen önce Facebook üzerinden bir silah satın alıyor. Mahkemede neden silah aldığını sorulduğunda “Kadının ailesi beni öldürür diye korktum” diyor. Ama dosyada, aile tarafından sanığa yönelmiş herhangi bir ölüm tehdidi, şiddet tehdidi ya da buna işaret eden bir davranış yok. Tam tersine, failin öldürdüğü eşi Tülay Ündeş’e attığı mesajlar var: “Senin babanda yürek yok, olsa benim karşıma çıkar.”
Bir yandan korktuğunu söylüyor, diğer yandan meydan okuyor.
Yetmiyor, duruşmada “Av merakım vardı” diyor. Oysa tanıklar da çocukları da böyle bir merakının olmadığını anlatıyor. Silahın seri numarasına ilişkin çelişkili ifadeler veriyor. “Ben aldığımda zaten silikti” diyor.
Bütün bunlar mahkemeye göre tasarlayarak öldürme için yeterli olmuyor.
Peki o zaman şu sorunun cevabı ne?
Madem yanında taşıdığı silah bir “av merakı”nın sonucu, neden öldürdüğünü söylediği kadını sokakta görür görmez elinin altındaydı? Kamera kayıtlarına göre silah bagajdan çıkarılmıyor. Araçtan silahla iniyor. Ve iki kadını 19 saniye içinde öldürüyor.
On dokuz saniye.
Failin savunması tanıdık türden: “Beni tahrik ettiler”, “sinirlendim”, “cinnet geçirdim.” Türkiye’de kadınları öldüren erkeklerin ortak dili bu. Kadınlar ölür, erkekler “bir anlık öfke” anlatır. Kadınlar toprağa girer, erkekler “seviyordum” der.
Duruşmada söylediği “Canomu çok seviyordum” cümlesi de böyle bir şey işte. Sevgi adı altında kurulan erkek şiddetinin en tanıdık cümlelerinden biri.
Avukat Hande Göndoğdu’nun söylediği ise çok çarpıcı: “Ben bunu mahkemede anlatırken bile 27 saniye geçti. Nasıl 19 saniyede bir tartışma yaşanıp cinnet geçirilebilir?”
Çünkü ortada bir tartışma görüntüsü yok. Bir “anlık öfke” yok. Hazırlık var. Silah var. Takip var. Tehdit geçmişi var.
Ha bir de koruma kararı var.
Tülay Ündeş, öldürülen pek çok kadın gibi, korunmak için devlete başvurmuş bir kadın. Hakkında koruma kararı alınmış. O kararın süresi bittikten yaklaşık dört ay sonra öldürülüyor.
Kadınlar çoğu zaman öldürülmeden önce devlete “Beni koruyun” diyor zaten. Ama Türkiye’de koruma kararları çoğu zaman kadınları değil, yalnızca devletin sorumluluğunu süreli olarak erteliyor.
Aile bu nedenle jandarma başta olmak üzere ihmali bulunan kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunuyor. Sonuç? “Kovuşturmaya gerek yoktur” kararı.
Türkiye’de kadın cinayetleri dosyalarında en hızlı çalışan mekanizmalardan biri bu olabilir: Kamu görevlilerini koruyan mekanizma.
Bir kadın korunma talep eder. Ölür. Ardından herkes birbirine bakar. Kimse sorumluluk almaz.
Avukat Gündoğdu, hem kadınların hem de fail erkeğin telefon kayıtlarının incelenmesini istiyor. “Davayı bu kadar kısa sürede bitirmelerinin bir nedeni gerçekten geride kalanların acılarının her duruşmada daha derinden kanamasıydı belki. İlk duruşmadan bir gece önce fail, ‘bunlar beni öldürecek’ diye dilekçe vermiş. Öyle bir durum yok. İkinci duruşmada da mahkeme ‘istihbarat var dedi’ jandarmalar geldi 14 yaşında bir oğlu var, onun acısı çok daha fazla. Baba onu da alet ediyor savunmasına. ‘Oğlumu bana karşı dolduruyorlardı öldürmeseydim baba katili olurdu oğlum’ diyor fakat oğlu zaten aylarca onun yanında kalmıştı öyle bir durum yoktu ” diyor.
Ayrıca Avukat Gündoğdu şu çelişkiye de dikkat çekiyor:
“Kayınvalidemi çok severdim dedi fail. Öldürdüğü karışından a hep Canom diye söz etti. ‘O benim Canom ben onu çok sevdim’ dedi. Oysa üst kat komşularının tanıklığı var Tülay’ın sırtı hep morluklar içindeymiş, darp, deme dışında işkence edermiş” diyor.
“Tüm bu süreçlere rağmen neden tasarlayarak öldürme olarak görmedi mahkeme” diye sorusunu avukat Gündoğdu, “Kamu görevlilerin görevi yapmadığı kanıtlanmış olacaktı belki bu yüzdendir” diye yanıtlıyor.
Bu davada mahkeme henüz gerekçeli kararı açıklamadı. 19 saniyede iki kadın öldürüldü: Mahkeme neden “tasarlayarak” demedi? Bilmiyoruz.
Soruyoruz: Bir erkek, bir kadını öldürmeden önce daha kaç işaret vermeli ki bu ülkede bir cinayet “göz göre göre geldi” diye kabul edilsin?
Şiddetsiz, özgür ve yeni bir hafta gelsin.
(EMK)
Göksel: Rüyalar da şarkılar gibi
Murat Çepni: Örgütlü mücadelede ısrar en büyük gücümüzdür
Ercüment Akdeniz: Kardeşim Boro biraz da yeniden kardeşlik ihtimali
Anneliğin "kutsanması" bekar anneleri nasıl etkiliyor?
Türkiye’de annelik baskısı: Anne olmayan kadın “eksik” mi?