Göksel: Rüyalar da şarkılar gibi
“Bu koca İstanbul’da deliren bir tek ben miyim?” diye soruyor Göksel, sonra milyonları etkileyen sesi ile şarkıya devam ediyor:
“Kendimle ne zaman bozuştum ben….Davalı ben davacı ben….”
Sanatçı Göksel, tam 11 yıl sonra yeni albümü ile sevenleriyle buluştu. Albümün adı “Rüyaların İşi”. Ayrıca “Be Oğlum” klibi de müzik sitelerinde dönmeye başladı. Az önce sözlerini okuduğunuz şarkı yani “Bir Cumartesi Gecesi” bu yeni albümden.
Albüm 15 Mayıs’ta çıktı, bir gün öncesinde yani 14’ünde şarkıları Bantmag’de özel bir etkinlikte dinleme imkanımız oldu. Göksel, Okan Urun’un konuğuydu. Albümde 12 şarkı var. Bu,12 şarkıdan kestiler ve şarkıların hikâyesini dinledik.
Göksel, pop müziğinin kendine has tarzıyla öne çıkan en güçlü kadın yorumcularından biri. Melankolik ve sıcak tınıları, retro esintili sound’u ve hikâye anlatan şarkılarıyla yıllardır geniş bir dinleyici kitlesine hitap ediyor.
Göksel Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde okurken müziğe yöneldi, şan dersleri aldı ve çeşitli orkestralarda sahneye çıktı. Kariyerindeki en önemli dönüm noktalarından biri ise 1995 yılında Onno Tunç ile tanışması oldu. Aynı dönemde Sezen Aksu’nun vokalist kadrosunda yer aldı.
Depresyondayız
1997’de yayımladığı “Yollar” albümüyle çıkış yaptı ancak onu geniş kitlelerle buluşturan asıl kırılma 2001’de çıkan “Körebe” albümündeki “Depresyondayım” şarkısı oldu.
Sonrasında “Acıyor”, “Yalnız Kuş”, “Uzaktan”, “Denize Bıraksam”, “Aşkın Yalanmış” gibi birçok şarkıyla pop müziğin kalıcı isimlerinden biri hâline geldi.
2009 ve 2010’da yayımladığı nostalji albümlerinde Yeşilçam ve eski Türkçe pop şarkılarını yeniden yorumladı. Yıllar içinde hem söz yazarı kimliği hem de duygusu yüksek besteleriyle kendi müzikal evrenini kurdu. Şimdi ise “Rüyaların İşi” albümüyle yeniden dinleyicisinin karşısında.
Her gün bir doz
Hani bazı şarkıları çok iyi bilirsiniz, eşlik edersiniz de kimin söylediğini tam bilmezsiniz, Göksel de öyle melodilerin sahibi. Hikâyesi olan şarkılar yazıyor. Yeni albümdeki şarkılar bir ilişkinin başı ve sonu gibi mesela. Belirsizlikler, oyunlar, sonrasında yükselen tempo, inişler, çıkışlar, kendi yolculuğu ve ayrılığın gelişiyle başlayan veda hâli…
Albüm ete kemiğe bürünse herhalde ayrılmak isteyen fakat bunu bir türlü beceremeyen bir çifte benzerdi. “Ayrılıyoruz, devriliyor bir devir / Çözülüyoruz, ben hemen susadım sana / Ayrılıyoruz, kapanıyor son sayfa / Çözülüyoruz, nasır tutar bu yas zamanla” diyor “Ayrılıyoruz” şarkısında. Ardından “Her gün bir doz alıyorum senden, azar azar bitecek…” diye devam ediyor. Bu arada şarkıyı da inanılmaz tatlı anlatıyor.
Dinlerken birileri bazı şarkılar için “tam yaz şarkısı” dedi fakat bence zamansız şarkılar bunlar her an, her durumda size eşlik edebilir. İyi haber, Göksel 22 Haziran’da Harbiye’de bir konser verecek ve ardından turneye çıkacak.
Yeni albüm için özel bir etkinlikte bir araya gelmek de çok iyi fikirdi. Tabii binlerce kişinin dinlediği konserler kıymetli ama müziği bu kadar yakından dinlemek, duymak da sanatçı ve dinleyen arasında daha özel bir köprü kuruyor. O şarkıların hikâyelerini bizzat yaratıcısından duymak tahmin ettiğinizden de keyifli.
Göksel, şarkıları anlatırken de aslında neden hâlâ bu kadar sevildiğini yeniden hatırlattı. Yazma sürecinden bahsederken bazen bir fikrin günlerce içinde büyüdüğünü, bazen de bir rüyanın ortasında gelip şarkıya dönüştüğünü söylüyor.
“Uzaktan”ı uykudan uyanıp yazdığını anlatıyor. “Açık Yara”yı ise neredeyse 24 saat boyunca uyumadan tamamlamış. Şarkı yazmanın kendisi için çok özel bir süreç olduğunu, o yaratım hâlini çok sevdiğini söylüyor.
Hatta bu yüzden yapay zekânın yazı ve müzik üretme kısmına mesafeli duruyor, çünkü ona göre yazmak sadece ortaya çıkan sonuç değil, o süreçte geçirilen zamanın kendisi.
Albümün isminin çıkış noktası biraz buradan geliyor aslında. Şarkılarla rüyaların birbirine çok benzediğinden söz ediyor. Rüyalar üzerine çok kafa yorduğunu, gördüğü sembollerin onda uyandırdığı duyguları hep irdelediğini anlatıyor.
Gece uyanıp rüyalarını yazdığını, bazı şarkıların da böyle ortaya çıktığını paylaşıyor bizimle. Ona göre şarkılar da tıpkı rüyalar gibi tek bir duygu taşımıyor aynı anda birkaç hissi birden harekete geçiriyor. Ve aslında her albüm, anladığınız üzere onun için gerçekleşen bir hayal anlamına geliyor.
Bu yüzden “Rüyaların İşi” ismini sevdiğini, o çift anlamlı hâlinin albümün ruhunu çok iyi taşıdığını söylüyor.
Albümdeki hemen her şarkıda insan kendisine dair detaylar bulabilir fakat ülkece “Beyaz Atlı”dan çok büyük bir parça bulabiliriz gibi geliyor.
Şarkının sözleri şöyle:
“Sımsıkı dur sakın düşme, düşersen tutmuyor hiç kimse, gözünü aç yolu ezberle, kaybolursan dost değil kimse…”
(EMK)
Murat Çepni: Örgütlü mücadelede ısrar en büyük gücümüzdür
Ercüment Akdeniz: Kardeşim Boro biraz da yeniden kardeşlik ihtimali
Anneliğin "kutsanması" bekar anneleri nasıl etkiliyor?
Türkiye’de annelik baskısı: Anne olmayan kadın “eksik” mi?
KISIR GÜNÜNDEN VİCDAN MAHKEMESİNE
"Ev Yapımı Eylem": Cumartesi Anneleri’ne karşı kaldırımdan bakmak