Bu yıl 11’incisi düzenlenen ve “Barış için Diyalog” temasıyla gerçekleştirilen Uluslararası Amed Tiyatro Festivali, 22 Nisan’da başladı.
Festival kapsamında İsviçre, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY), İran Kürdistanı, Uganda, Filistin, Suriye, Ukrayna, Ermenistan, Danimarka ve Mısır gibi dünyanın birçok farklı ülke ve bölgesinden tiyatro ekipleri sahne alıyor.
Gösterimlerin ücretsiz olduğu festival, 2 Mayıs’ta Tunuslu Ishtar Theatre Company’nin “Rar” adlı oyunu ile sona erecek.
Festival sürerken IKBY, Filistin, Ermenistan ve Ukrayna’dan gelen ekiplerden birer katılımcı ve Alman yönetmen Gisela Höhne ile festival, teması ve hissettikleri üzerine konuştuk.
Hassan: Herkesin yararına olan barıştır
IKBY ve İran Kürdistanı ekipleri Chamchamal Fine Art ve Z Theatre tarafından sahnelenen, toplumdaki sosyo-kültürel mesafelerle zorlu yaşam koşullarını konu edinen “CM” oyununun yönetmenlerinden Sherzad Hassan, barışın evrensel bir insan hakkı olduğunu vurgulayarak şöyle dedi:
“Barış, 1945’te tüm dünyada kabul edilen temel insan haklarından biri. İnsanlar arasında renk, köken veya başka hiçbir konuda fark yoktur. Dünyada yaşayan tüm insanlar eşittir; Türk, Kürt, İngiliz fark etmeksizin hepsi bir bütündür. İnsanlar arasındaki ortak dil barış olmalıdır. Çünkü ben insancıl bir yaklaşımı benimsiyorum ve yaşamı seviyorum. Batı, Doğu, Kuzey ya da Güney fark etmeksizin verilen tüm mesajların özü, herkesin yararına olan barıştır.
“Bence bu festivalin en önemli mesajlarından biri, barışın sadece kitaplarda, yazarların kelimelerinde veya hayallerde kalmaması, yeryüzünde gerçek olmasıdır. Bu barışı gerçekten burada; Diyarbakır’da, Amed’de görüyorum. Çünkü şu an tüm insanlar burada bir arada ve barışı, barış fikrini seviyorlar. Barış benim için, sizin için ve dünyadaki tüm insanlar için en önemli mesajdır.”

Abu Elasal: Sanatın ruhundan, özgürlük ruhundan keyif alıyorum
Filistinli Shaden Dance Company’nin “Tüyler” adlı oyunu, bilincin oluşmasıyla birlikte insanın aslında ne kadar özgür olduğu ve iktidarın etkisinden gerçekten kurtulup kurtulamayacağını bilmemesi üzerine kurulu.
Oyunun yazarı ve yönetmeni Shaden Abu Elasal, sanatla kurduğu ilişki hakkında şöyle diyor:
“Adalet vaktinin geldiğini düşünüyorum. Eğer adalet yoksa barış da yoktur. Bu yüzden, baskı altındaki insan, her şeyden önce, adaleti düşünür. Adalet olduğunda, barış da gelir. Bu festivalde olduğum için çok heyecanlıyım. Gerçekten çok duygulandım. İnsanlar o kadar nazik ve cömert ki... Sanatın ruhundan, özgürlük ruhundan keyif alıyorum. Çünkü sanat bize özgür hissettirir; özgürlüğümüzü sanatla inşa ederiz. Sanatın sunduğu bu atmosfer, bana özgür olabilme gücüne sahip olduğumu hissettiriyor.”

Barış için diyalog
“Farklı Bir Yöntemle Tiyatro Yapmak” başlıklı söyleşi için festivale gelen Alman yönetmen Gisela Höhne, festivalde olmanın kendisine nasıl hissettirdiği sorusuna şu yanıtı veriyor:
“Barış teması ve barış için diyalog meselesi çok önemli, hatta hayati bir ihtiyaç. Herkesin bu diyalog zemini için çabalaması gerekiyor. Burada olmak nasıl mı hissettiriyor? Kürt halkının bu meseleyi ne kadar sahiplendiğini, ne kadar desteklediğini görmek beni gerçekten şaşırttı. Bu festivalin yapılması bence çok kıymetli. Farklı ülkelerden bu kadar çok Kürt’ün bir araya gelmesi, ortaya muazzam bir enerji ve güç çıkarıyor.”

Kovshun: Savaşların başlamaması için elimizden geleni yapmalıyız
Vinnytsia Bölgesel Ukrayna Akademik Müzik ve Drama Tiyatrosu, Alman yazar Wolfgang Borchert’in savaşın insanlık tarihindeki en büyük saçmalık olduğuna dair sorgulamasını ve günümüzde yeni bir ulusal kahramanın yüzüne bakma çabasını konu alan “Dışarıdaki Adam” adlı oyunuyla sahne aldı.
Oyunun yönetmeni Oleksandr Kovshun, festival ve Diyarbakır’la ilgili ilk izlenimini “Süper. Tek kelimeyle süper,” diye anlattı:
“Belli bir ölçüde, elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştık. Zordu, çünkü bu oyunu ilk kez Ukrayna dışında sergiledik. Bu yüzden, böyle bir oyunun burada, Kürt halkı tarafından nasıl karşılanacağı konusunda çok temkinli davrandık. Sonuç olarak performanstan ve izleyiciden çok memnun kaldık.
“Kesinlikle tüm savaşların durması gerekiyor. Bu temanın seçilmiş olması harika bir karar. Her şeyden önce, savaşların hiç başlamaması için elimizden gelen her şeyi yapmalı ve barışı savunmalıyız. Festival elbette çok güzel ve çok iyi organize edilmiş ama ne yazık ki gitmemiz gerekiyor. Festivalin güzelliğini ve Kürt halkının nezaketini daha uzun süre hissetmek için daha çok vaktimizin olmasını isterdik.”

Nalbandyan: Kültürlerimizi paylaşıyoruz
Ermenistan’dan gelen Verelq Dramatic Theatre ekibinin “The Artist” oyunu, genç sanatçı Levon’un dört kez yer değiştirdikten sonra sonunda Odessa’da bir eve yerleşip ev sahibinin kızı Luisa’ya aşık olmasının ardından yaşananları anlatıyor.
Oyunun yönetmeni Aram Nalbandyan sözlerine “Buraya dair izlenimlerimiz çok olumlu, buradaki herkes çok misafirperver ve sıcak,” diye başladı.
Nalbandyan, festivalin teması hakkında şunları söyledi:
“Bu festivalde bulunmak bizim için büyük bir onur ve başarı. Çünkü diğer toplulukları ve bu alandaki diğer insanları tanıma fırsatı buluyoruz; kültürlerimizi paylaşıyoruz ve neden olmasın, belki ileride yapılacak işler için bir zemin oluşturuyoruz.
"Benim için ‘Barış için Diyalog’, her şeyden önce birbirimizin kültürünün değerini bilmek, birbirimizin kültürüne saygı duymak, kendine has özellikleri bulmak… Barış olmazsa kültür olmaz, insanlık olmaz. Farklı dinlere mensup olsanız bile, barışın ne olduğunu bilmeli ve genel olarak en önemli şey olan barışı takip etmelisiniz. Barış aynı zamanda birbirimizin kültürlerini tanıyabileceğimiz, kültürlerimizi birbirine bağlayabileceğimiz ve bir uyum bulabileceğimiz bir araç. Organizatörlere ve idari-teknik kadroya çok minnettarız. Bu alan bizim kendimizi anlatmak, diğer insanları tanımak ve onlarla etkileşime geçmek için gerçekten iyi bir fırsat.”

(YAH/TY)







