Diyarbakır, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi dahil pek çok kurumun ortak çalışmasıyla hazırlanıyor.
Birçok yerellikte ilçe belediyelerin öncülüğüyle toplantılar düzenleniyor, kadınlarla 8 Mart’ın önemi ve yerelde kadın politikaları konuşuluyor.
Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi ile Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi arasında 24 Şubat’ta imzalanan “Adli Yardım Protokolü” ile kadınların yargıya erişiminin kolaylaştırılması, hak temelli destek mekanizmalarının güçlendirilmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin yerel yönetimler düzeyinde kurumsal olarak desteklenmesi amaçlanıyor.
Yine 24 Şubat günü Kayapınar Belediyesince temelleri atılan Mahabad Kadın Yaşam Merkezi 8 Mart’a giderken atılan adımlar arasında yer alıyor.
“Kâğıt üstündeki kanunlar yetmiyor"
Diyarbakır’da kurumlar bu hazırlıkları yaparken, Diyarbakırlı kadınlar Özlem, Fatma, Sevda, Hülya ve Sevim ile 8 Mart’a giderken hissettikleri, beklentileri ve belediyenin kadın politikaları üzerine konuştuk.
Özlem, Dicle Üniversitesi gazetecilik bölümü öğrencisi, 20 yaşında.
Özlem, 8 Mart’ın bir “gün kutlaması” değil kadınların kendi haklı davalarını haykırdığı bir mücadele günü olduğunu söyleyerek başlıyor sözlerine.
“Kâğıt üstündeki kanunlar yetmiyor. O kanunlar sokakta kadını korumalı. Korumuyorsa kadınlar sokaklara çıkmalı. Faillerin ‘iyi hal’ indirimleriyle elini kolunu sallayarak gezdiği bir düzeni kabul etmememiz gerekiyor.” diyen Özlem, “Maalesef ülkede kadınları korumaya yönelik bir politika yok.” diyor.
“8 Mart’ın kimilerince bir çiçek verme-alma günü olarak görülmesi de beni çok rahatsız ediyor. Bu yolla toplumsal eşitsizliğin yeniden üretildiğini düşünüyorum. 8 Mart’ta çiçek alan veya almayı düşünen erkekler çiçek almak yerine kadınların siyasî mücadelesine destek olabilir. Kıymetli olan bu.” diyen Özlem, Diyarbakır’da belediyenin kadın politikalarına dair de şunları söylüyor:
“Diyarbakır özelinde de belediyenin birtakım kadın politikaları var, çok önemli bunlar ancak ülkenin genel atmosferi böyleyken belediyenin yaptıkları, dediğim gibi çok değerli olmakla birlikte, genel tabloyu maalesef değiştirmiyor.”
Özlem, sözlerini şöyle noktalıyor:
“Son olarak; sesimiz Amed Surlarını aşsın, İmralı’ya kadar ulaşsın. Bu 8 Mart, kadının emeğinin sömürülmediği, canının yanmadığı bir geleceğin ilk adımı olsun.”
“Yürüyeceğim, daha da güçleneceğim”
Fatma, ev emekçisi, 45 yaşında.
8 Mart eylemlerine arkadaşları aracılığıyla yeni yeni katıldığını söyleyen Fatma, bu sene de alanda olacağını söylüyor.
“8 Mart’ta diğer günlere göre daha görünürüz. Orada olmamız, daha fazla kendimizi göstermemiz gerek.” diyen Fatma, “O alanda kendimi güçlü hissediyorum. Kadınlardan güç alıyorum.” diyor.
Belediyenin kadınlara yönelik politikalarından memnun olduğunu söyleyen Fatma, şu örnekleri veriyor:
“Mesela JinKart var. Otobüslere ücretsiz binebiliyoruz bu sayede. Kadın sağlığı eğitimleri düzenleniyor. Hayatın içinde olmamıza, kendimizi tanımamıza önem veriyorlar yani. Daha fazlası yapılabilir mi, mutlaka. Ama önemli görüldüğümü hissediyorum ben.”
Fatma, sözlerini şöyle noktalıyor:
“Bu yıl da 8 Mart’ı heyecanla bekliyorum. ‘Jin, jiyan, azadî’ diyerek ben de yürüyeceğim, daha da güçleneceğim.”
“Yürüyüşe önce kadın kimliğimle, Kürt kimliğimle katılacağım”

Sevda, 36 yaşında bir kafe çalışanı.
Küçük yaşlardan beri çalışmak zorunda olduğunu söyleyen Sevda, çalışma alanında ilk fark ettiği şeylerden birinin kadın emeği ile erkek emeğinin karşılığı arasındaki fark olduğunu söylüyor.
“Kadın-erkek arasındaki eşitsizlikle ilk gençlik zamanlarımda tanıştım. Tabii o zamanlar bunu tam olarak politik bir yere oturtamıyordum. Zaman geçtikçe, iki-üç şey okudukça, biraz da insan tanıdıkça bu sorunu politik bir yere oturtabildim.” diyen Sevda, “İşte 8 Mart bu eşitsizliğe karşı çıkabildiğim, sesimi yükseltebildiğim bir alan sunuyor bana ve benim durumumu yaşayan yüzbinlerce, milyonlarca kadına.” diyor.
Sevda, “Benim için 8 Mart üstüne uzun uzun şeyler söylenecek bir gün değil. Adı üstünde ‘Emekçi Kadınlar Günü’, ben de emekçi bir kadınım, hem de çok uzun zamandır. Yürüyüşe önce kadın kimliğimle, onun ardından emekçi ve Kürt kimliğimle katılacağım.” diye konuşuyor, belediyenin yaptıkları ve belediyeden beklentileri hakkında ise şunları söylüyor:
“Malumunuz; DEM Parti’nin, belediyenin kadın konusuna ideolojik olarak ayrıca bir hassasiyeti var. Orta Doğu coğrafyasında bu özel yaklaşım son derece önemli. Etrafımız gerici gruplar tarafından sarılmış durumda. Kadının sosyal yaşamda var olmasından rahatsızlık duyuyor bu gruplar. Özellikle böyle bir ortamda belediyenin 8 Mart için astığı mor bayraklardan, açacağı kadın yaşam merkezine; attığı her adım çok kıymetli bence. Ben bunları yaşamsal görüyorum. Umarım devamı gelir bu adımların.”
Sevda, sözlerini şöyle noktalıyor:
“En son şunu söyleyeyim: 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde bütün kadınları, Türkiye’nin neresinde olursa olsun alanlara çıkmaya, sömürünün her türlüsüne itiraz etmeye davet ediyorum.”
“Süreç kadınları da kapsamalı”
Hülya, 33 yaşında, garson.
“Kadınların kolektif, örgütlü eylemleri sadece bir gün ile sınırlı tutulacak bir durum değil tabii ki. 8 Mart’ın önemi çok büyük ama her gün haklarımız için mücadele etmemiz gereken bir dönemdeyiz.” diye başlıyor sözlerine Hülya.
“Yerelde kadın kurumlarının güçlenmesi çok önemli. Kayyım döneminde kadın politikaları ciddi şekilde geri çekildi, kurumlar işlemez hale getirildi. Şimdi tabii ki kayyım döneminden iyiyiz.” diyor ve ekliyor: “Ancak kadınların iş hayatına katılabilmesi için daha fazla kreş açılmalı, toplumsal cinsiyet atölyelerinin sayısı artırılmalı; belediye buralara da yoğunlaşabilir.”
Hülya, sözlerini şöyle noktalıyor:
“Kürt sorununu çözümüyle ilgili sürecin yürüdüğü bir dönemdeyiz; bu süreç, demokratikleşme kadınları da kapsamalı. İstanbul Sözleşmesi tekrar uygulanmalı. Kadın cinayetlerine, kadına karşı şiddete karşı yasalar çıkarılmalı, caydırıcı cezalar uygulanmalı. Bunlar için mücadele ediyoruz, etmeye devam edeceğiz.”
“8 Mart’ı Claraların, Rosaların günü olarak kutluyorum”

Sevim, 25 yaşında, Dicle Üniversitesi resim-iş öğretmenliği bölümü öğrencisi.
“8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, içi boşaltılmak istenen bir gün. Ancak ben 8 Mart’ı Claraların, Rosaların günü olarak hatırlıyor ve kutluyorum. Kürdistan’da yaşayan bir kadın olarak barışı, umudu ve demokratik toplumu örgütleyen 8 Mart alanları düşlüyorum.” diyerek başlıyor sözlerine.
“Geçtiğimiz 8 Mart’tan bugüne birçok sıra arkadaşımız katledildi. Bu katliamları yapan erkekler ve bunun önünü açan faşist erkek iktidarına karşı bir direniş örgütlemek gerekiyor. 8 Mart bunun alanı olmalı.” diyen Sevim, “Biz kadınlar olarak erkek egemen sistemle her yerde karşı karşıya kalıyoruz. Kadın hastalıklarının çözümsüz kalmasının bir nedeni de erkek egemen politikalar. Bugün bile sanatta kadın bedenine karşı bir duruş, bir önyargı var.” diye konuşuyor.
Kadınların çok katmanlı bir mücadele verdiğini söyleyen Sevim, Kürdistanlı kadınlar olarak hem kadın hem emekçi hem de Kürt kimliği için mücadele ettiklerini ifade ediyor.
Yerel yönetim konusuna da değinen Sevim başlı başına eş başkanlık sisteminin bile son derece kıymetli olduğunu, kadın politikaları konusunda kayyım döneminin çok ilerisinde olduklarını ancak yine de eksiklerin olduğunu söylüyor ve şöyle açıklıyor:
“Sur’da üç kadın arkadaşımızın evi gericiler tarafından basıldı. Bu olay tabii ki çok önemli bir yerde duruyor ancak bunun haricinde de Sur’un kadınlar için güvenli bir yer olduğunu düşünmüyorum. Sokakta yürürken tehdit altında olduğumu hissediyorum. Buradaki tedirginliğin kaynağı merkezi hükümetin açtığı alan, bunun farkındayım ancak belediyenin de bu kadar pasif kalmaması gerektiğini düşünüyorum. Elbette yerel yönetim kadınların korunması konusunda bir şeyler yapıyor ancak bu yetersiz kalıyor.”
Sevim, sözlerini şöyle noktalıyor:
“Bu sene de erkek egemenliğe karşı demokratik toplum iddiasıyla alanlara çıkacağız.”
KADINLAR ANLATIYOR: MÜCADELE, SİYASET, DAYANIŞMA
Türkoğlu: Devletin demokratikleşmesi kadın mücadelesinin tanınmasından geçer
10 il, 14 depo, tek mücadele: Migros Direnişini Neslihan Acar anlatıyor
Asu Kaya: Eşitlik bir lütuf değil, Anayasal haktır
8 Mart’a giden yolda müziğin dayanışma ilmekleri
(EMK)
















