“Tatil paketimizde sağlamcılık çeşitleri mevcuttur”
Tatil sezonu açıldı. Tabii mevcut koşullar nedeniyle milyonlarca insan için bir hayalden ibaret olsa da öyle ya da böyle tatil gündemimizin bir parçası. Belki bu koşullar içinde en son akla gelecek şey tatil denebilir ama bence tam tersi. Bütün yıl iki yakasını bir araya getirmek için soluksuz çalışanların en temel ihtiyaçlarından biri ve en temel hakkı.
Tabii bizim konumuz bu tatilin ekonomik koşullarının yerine getirilebildiği, yani tatilin somut bir şeye dönüştüğü andan itibaren başlıyor. Çünkü ayrımcılık ve ötekileştirmenin böylesine yoğun olduğu bir ortamda bir kısım insan, tasasız bir tatil planı yaparken bile kaygılarının ve ayrımcılığın gölgesinden kurtulamaz. Sağlamcılığın, şekilciliğin ve ayrımcılığın farklı biçimleri onu bekliyordur çünkü. Görünüşü, kıyafeti, yeti çeşitliliği vb. nedeniyle havada, karada, suda, kısacası her yerde ayrımcılığa uğrama ve günlerinin zehir olma ihtimali vardır.
Birkaç hafta önceki biamag yazımda kaygı, damgalama ve onun yarattığı tanımlanamaz his üzerine düşünmüştüm. Sonra arkadaşım Burak Can Kabaardıç’ın sosyal medya paylaşımında, tatil için gittiği bir otelde uğradığı ayrımcılığa dair çektiği video düştü önüme. Anlattıkları çok tanıdıktı. Belki de anlattıkları, bizim içimizdeki o benim tanımlayamadığım hissin somutlanmış haliydi.
Selamlar herkese, bugün size engelli bireylere "sığıntı" muamelesi yapan bir zihniyeti anlatacağım. Yer: Marmaris Turunç Premium. Parasıyla rezil olmak ve iftira kumpasına düşmek nedir, videoyu izleyin ve altını okuyun. (Flood başlıyor, RT lütfen) pic.twitter.com/p4aSaffayI
— Burak Can Kabaardıç (@burakcan_music) July 19, 2026
Çünkü ben tatile giderken bile ayrımcılığa uğrama ihtimalinin yarattığı o gerginliği son ana kadar atamam içimden. Bir problem yaşanmadığı durumda denizin tuzlu suyuna karışır gider o his. Maalesef arkadaşımız ve kardeşi bu rahatlama deneyimini yaşamadan, daha büyük bir stresle tatillerini yarıda bırakıp dönmek zorunda kalmışlar. Başka bir deyişle bir yıl boyunca çalışıp aldıkları tatil paketinden sağlamcılık çıkmış.
Sakat Cenah’tan Ali Dinç’in haberine göre, ayrımcı tutum otele giriş yaparken başlıyor.
Giriş yaparken kendilerine “Buraya tek başınıza mı geldiniz? Helal olsun” denmiş. Yani sıradan olma hakkı en baştan gasp edilmiş. Sonrasında kendileriyle “ilgilenecek” bir personel görevlendirilmiş. Bu “ilgilenmenin” ne demek olduğunu hepimiz biliyoruz. En azından ayrımcılık konusunda deneyimli olan herkes biliyor.
Bu demek oluyor ki “Siz sıradan müşteriler değilsiniz. Herkesle aynı parayı vermiş olsanız da diğer müşteriler kadar özgür olamayacaksınız.”
Öyle de oluyor zaten. Arkadaşlar sadece yönlendirme istediği halde, bir personeli arkadaşların “refakatçisi gibi” görevlendiriyorlar. Denizde ve havuzda kalma süresini ilgili personelin mesaisinin bitmesi gibi bahanelerle sınırlandırılıyor. Oysa arkadaşların talebi makul yönlendirme. Yani menüye erişilebilir şekilde ulaşabilme ki bu bir QR koda bakar. Denizden çıkınca yönlerini bulmak ve yemek seçerken destek almak gibi makul yönlendirmeler bunlar.
Bu talebin tam tersi, arkadaşların bağımsız hareket etme hakkını da elinden alacak şekilde görevlendirme yapıyorlar. Hatta havuza girmek istediklerinde otel müdürü “Sizin için görevlendirebileceğim personel yok. Odanıza çıkın” diyor. Müşterilerin de talebi üzerine profesyonel müzisyen olan arkadaş lobideki piyanoyu çalmak istiyor. “Piyanonun akordu bozuk” deniyor. Arkadaş “Bakabilir miyim” dediğinde elektronik piyanonun bozuk olduğu söyleniyor.
Profesyonel bir müzisyenin elektronik piyanonun akordunun bozulmayacağını bileceğini bile düşünmeyecek bir sağlamcı özgüveni.
Arkadaşlarımız tatilini sonlandırıyor ve Google Maps üzerinden yorum yazıyor. Otel yönetimi klasik anlayışla personeli suçluyor. Personele baskı yapıyor ve yorumun sildirilmesini istiyor. Arkadaş, personelin hiçbir suçu olmadığını, aksine çok ilgili olduğunu, sorun çıkaranın otel yönetimi olduğunu belirtiyor.
Özetle, çoğu zaman çoğumuzun başına geldiği gibi arkadaşımızın da tatil paketinden sağlamcılık çıkıyor. Ve biz şu çağda hala böyle saçmalıklarla mücadele etmeye mahkum kalıyoruz. Ne demiştik? Sağlamcılık da o kadar abartılacak bir şey değil miydi neydi!
Sağlamcılığın ürettikleri: Kaygı, damga, itibarsızlaştırma
(BS/HA)