LGBTİ+ hakları insan haklarıdır
LGBTİ+ olmak suç değildir. LGBTİ+’ların haklarının korunması ve geliştirilmesi için çaba sarf etmek insan hakları faaliyetidir. 2026 yılında ciddi baskı altında olan toplumsal kesimlerin başında LGBTİ+’lar geliyor.
Maalesef, LGBTİ+’lara yönelik baskı ne tekil ne de yerel bir mesele. Mevcut durum, dünyanın farklı yerlerinde insanların sadece cinsel yönelimleri nedeniyle baskılara maruz kaldığını gösteriyor. Bu bağlamda, LGBTİ+ alanında faaliyet yürüten hak savunucularının çalışma koşulları da zorlaşıyor.
Erişim engelinin görünmez kıldığı
19 Haziran’da İfade Özgürlüğü Derneği’nin internet sitesinde “Çok sayıda LGBTİ+ ve kadın örgütünün X hesapları erişime engellendi” haberi yayımlandı. 5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesine dayanan engelleme kararının gerekçesi milli güvenlik ve kamu düzeni. Bu karar uyarınca, listede yer alan hesaplar ya da ilgili paylaşımlar Türkiye’den görüntülenemiyor.
Bu kararın uygulanması sadece bahse konu paylaşımları değil, LGBTİ+’ların haklarını da görünmez kılmayı amaçlıyor. Çalışma, sosyal, kültürel, siyasal vb. alanlarda, yani yaşamın birçok alanında görünür ol(a)mayan LGBTİ+’ların önüne sosyal medya alanında da engeller çıkarılıyor.
Bu engelleme kararının Onur Haftası’na denk getirilmesi de kimlikleriyle görünür olmak ve haklarını korumak isteyenlerin alanını daraltıyor.
Kaos GL Derneği’nin 2025 yılı raporunun net bir biçimde ortaya koyduğu üzere LGBTİ+’ların ifade özgürlüğü sistematik olarak engelleniyor.
Nihayetinde, ifade özgürlüğü alanındaki kısıtlamalar tekil ya da istisnai değil. Aksine, bu ihlaller, LGBTİ+’ların öncesinde ya da sonrasında maruz bırakıldığı diğer hak ihlalleriyle birlikte yaşamlarını daha da zorlaştırma riski içeriyor.
Bu engellemelerde son yıllarda sürekli bir artış gözlemlenmesi de bir başka kaygı verici husus.
Erişim engelinden yürüyüş yasaklamasına
Sosyal medya hesaplarının ve paylaşamlarının engellenmesinin Onur Yürüyüşü de engellendi. Anayasa’nın 34. maddesinin güvencesinde olan yürüyüşün engellenmesinde de kamu düzeni gerekçesine atıf yapıldı.
Sosyal medyadaki yasaklama gibi yürüyüş hakkının yasaklanmasının da LGBTİ+’ların görünmez kılınmasına yönelik bir önlem olduğu sonucuna varmak mümkün.
Yürüyüşe katılanlara yönelik müdahalenin sonucunda 65 kişi gözaltına alındı. Gözaltı sırasında ters kelepçe uygulanması ise işkence ve kötü muamele yasağının ihlali niteliğindedir.
Tek ihlal engelleme değil
Maalesef, LGBTİ+’ların ve bu alanda faaliyet yürüten savunucuların karşılaştığı tek engel, sosyal medya paylaşımlarının veya Onur Yürüyüşü’nün engellenmesi değil.
Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni arkadaşımız Yıldız Tar, geçen hafta yine tutuklandı. 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde düzenlenecek 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Ankara Zirvesi öncesinde Ankara’da gerçekleştirilen yaygın gözaltı operasyonunda 115 kişi hakkında tutuklama kararı verildi.
Yıldız Tar kısa süre önce de HDK davası kapsamında tutuklanmıştı. Yargılaması devam eden o davanın duruşmasına, gözaltında olduğu için katılamadı. Yıldız Tar tutuklanmasının ardından ilettiği mesajında maruz kaldığı baskıyı şu sözlerle ifade ediyor:
“Eşyayı adıyla çağırmaktan korkup çeşitli bahaneler üretseler de LGBTİ+’lara açılan savaşın tutsaklarındanım!”
Bence aile yılı değil, LGBTİ+’lara zulüm yılıydı! Bu zulüm 10 yıla döndü. Yargı paketleriyle geçirmek istedikleri düzenlemeleri LGBTİ+ hareketi ve tüm dostları olarak engellememizin hıncıyla hareket ediyorlar! Paketler geçmiş gibi davranıyor, uygulamada hormon engeli, sosyal medyada sansür ve son olarak da benim tutuklanmamla devam eden fiilî bir süreç yaratma derdindeler. Ancak bizim onurumuz ve haysiyetimiz ne yargı paketlerine ne de antidemokratik uygulamalara kurban edilebilir!
Yıldız’ın sözleri, LGBTİ+’ların ve bu alandaki savunucuların yaşadığı sorunların farklı boyutlarına dikkat çekiyor. Meclis gündemine gelen yargı paketinin LGBTİ+’ların haklarını daha fazla kısıtlama riskine de dikkat çeken Yıldız, insan onurunun önemini vurguluyor.
Ankara’daki operasyonda gözaltına alınan ve hakkında tutuklama kararı verilenler arasında, zaten ev hapsinde olan hak savunucusu dostumuz Tuğba Kahraman da var. Benzer şekilde, Doç. Dr. Emel Memiş de tutuklananlar arasında.
Tutuklanan arkadaşlarımızın en kısa sürede tahliye edilmesini istiyoruz.
Engellemeler, tutuklamalar ve insan haklarını savunma hakkı
Bu engeller sadece LGBTİ+’ları değil, hak mücadelesini de etkiliyor. İnsan haklarını savunma hakkı, LGBTİ+’ların haklarını savunmayı da içeriyor. Dolayısıyla, bu alanda yaşanan ihlaller insan hakları savunucularını ve örgütlerini de doğrudan ilgilendiriyor.
Sosyal medya paylaşımı ya da hesabı engellenenler arasında LGBTİ+ hakları örgütlerinin yanı sıra kadın hakları, insan hakları örgütleri (İHD İstanbul Şubesi LGBTİ+ Komisyonu), gençlik örgütleri, üniversite toplulukları vb. hesapların olması, bu alanlardaki diğer çalışmaları da olumsuz etkileme riski içeriyor.
LGBTİ+ haklarına yönelik saldırı yaygın bir sorun
1978’de kurulan Uluslararası Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve İnterseks Birliği (ILGA), bünyesinde 170’ten fazla ülkede 2000’den fazla üye derneği barındıran bir federasyon. Federasyonun amacı, herkesin haklarına saygı gösterildiği, eşitlik ve özgürlük içerisinde yaşanan bir dünya yaratmak.
ILGA verilerine göre dünya genelinde LGBTİ+’ların haklarına yönelik baskı trendi artıyor. Diğer hak alanlarındaki gerilemeler ve ihlaller gibi, asli faktör siyasi iklim. Yaygınlaşan aşırı sağ iktidarların ve otoriter rejimlerin politikaları, toplumun farklı kesimleri gibi LGBTİ+’ları da olumsuz etkiliyor.
Son söz yerine
Bu yazıdaki başlığı 17 Haziran 2025’teki yazımda da kullanmıştım. Helin isimli transın intiharı üzerine yazdığım yazıda, meselenin tekil olmadığını vurgulamaya çalışmıştım. Aynı yazıda, LGBTİ+’ların haklarının korunmasının demokrasi ve insan hakları standartları ile doğrudan bağlantılı olduğuna belirtmiştim.
Aradan geçen bir yılın ardından maalesef hâlâ aynı noktadayız.
LGBTİ+’ların hakları vardır ve bu haklar insan haklarıdır.
(Oİ/VC)