Gazze’deki ölümleri durdurabiliriz
Aklımdan hiç çıkmayan, acısı her daim yüreğimde olan Gazze ile ilgili bu yazıyı yazmayı hiç istemezdim. Ancak, Gazze’de ölümler hala devam ediyor.
Yazının sonunda söyleyeceğimi başta söyleyeyim İsrail hükümetinin planlı soykırım politikaları karşısında insanlık olarak yetersiz kaldık.
Filistinlilerin yaşadıklarına karşı sessiz kalanlarla ilgili söylenecek zaten bir şey yok.
Soykırıma karşı harekete geçen siyasal hareketler, emek ve sendikal hareket, kadın ve gençlik hareketi vb. toplumsal mücadelenin öncü bileşenleri olarak soykırıma yetemedik. Tabi ki, insan hakları hareketi olarak da Gazze’de yaşananlar karşısında yetersiz kaldık.
Bu yetersiz kalışımızın gerekçesi ne olursa olsun Filistinliler açısından bir anlamı olmayacaktır.
Ateşkese rağmen Filistinliler öldürülüyor
Gazze’de Filistinliler kelimenin her anlamıyla soykırıma tabi tutuluyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin 21 Temmuz’daki basın bildirisi de ölümün Gazze’yi terk etmediğini teyit eder nitelikte.
Bildiri Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkese rağmen İsrail saldırılarında 283’ü kadın ve çocuklar olmak üzere 685 Filistinlinin öldürüldüğüne dikkat çekiyor. Geçen haftaya ait bu verinin BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği tarafından teyit edilen kişiler olduğunu not düşmekte fayda var.
Zira, Filistin Sağlık Bakanlığının 27 Temmuz tarihli verilerine göre öldürülen Filistinli sayısı 1200’den fazla. Ayrıca, bu saldırılarda 3900’dan fazla Filistinli de yaralandı. Bakanlık Ekim 2023’ten bu yana öldürülen Filistinlilerin sayısının 73.329 olduğunun altını çiziyor. Yaralı Filistinli sayısını ise 174.009 olarak açıkladı.
İsrail ordusunun Ekim 2023’ten sonra gerçekleştirdiği operasyonlarda Filistinlileri yönelik soykırıma tabi tuttuğu çok defa ifade edildi. Örneğin, BM Filistin Özel Raportörü Francesca Albanes Ekim 2025’teki “Gazze Soykırımı: Kolektif Suç” başlıklı raporunu ateşkes yürürlüğe girdikten 10 gün sonra 20 Ekim’de yayınlamıştı.
İşlenen insanlığa karşı suçların ve gerçekleştirilen soykırımın ardından ateşkes yürürlüğe girdi. Ne var ki, İsrail’in anlaşmaya rağmen kesmediği ateş nedeniyle 1200 Filistinli yaşamını yitirdi.
Sadece ateşkes sonrası yaşanan ağır ihlaller dahi savaş suçuna denk gelecek nitelikte. İsrail hükümetinin bu politikalarına hayır diyenler olarak sesimizi çoğaltmalıyız.
Filistinlileri yerinden eden Sarı Hat
İsrail hükümeti Gazze’de Sarı Hat adıyla de facto bir sınır belirliyor. Ve belirlediği bu sınırı sürekli olarak kendi lehine genişletiyor. İsrail’in Sarı Hat alanını genişletme çabası Filistinilerin yerinden ediyor, yaşamlarını zorlaştırıyor.
BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi İsrail orudusu tarafından sadece 13-20 Temmuz haftasında öldürülen 57 Filistinli arasında yer alan 34 kişinin Sarı Hat denilen bölgenin ilerisinde olduğunu kaydediyor.
57 kişi arasında 6 çocuk ve 8 kadın olması Gazze’nin oyun oynayan çocuklar veya kadınlar bakımdan da hala güvenli olmadığının göstergesi. Her savaşta, silahlı çatışmada en fazla kadınlar ve çocuklar zarar görüyor.
Sarı Hat denilen bu uygulama Filistinlilerin geçim kaynaklarını da elinden alıyor. El Cezire’den Hani Mahmoud’un uygulamanın ilk aylarındaki haberinde işaret ettiği üzere çiftçiler yürüme mesafesindeki topraklarına erişemiyor. Sarı Hat Gazze’deki açlığın, kıtlığın devam etmesinin nedenlerinden birisi olarak işlev görüyor.
İsrail hükümeti ve Hamas arasında imzalanan ateşkes metninde yer almayan Sarı Hat bağlamındaki ağır ihlallere daha fazla dikkat kesilmeliyiz.
Savaş suçu karşısında sadece kaygılanmak yetmez
Yazının başında ifade etmeye çalıştığım yetersizlik konusu Yüksek Komiserliğin bu bildirisinde de karşımıza çıkıyor. Komiserlik “sivillerin öldürülmesinin uluslararası insancıl hukuku ihlallerinin, savaş suçlarının ve Gazze’deki diğer savaş vahşetinin devam etmesinin ciddi kaygılara yol açtığını” belirtiyor. Ardından, “sivillere yönelik kasıtlı saldırıların uluslararası hukuk kapsamında savaş suçu olduğunu” ifade ediyor.
Açıkçası dünyanın gözü önünde yaşanan soykırım karşısında kaygılanmak yetersiz. Tabi ki, savaş suçlarının ve soykırımın ardında İsrail hükümeti ve destekçileri var. Bu kadar ağır ihlaller karşısında sadece kaygılanmak ihlali gerçekleştirilenleri durdurmaktan çok uzak.
Gazze’de yaşananlara hayır diyenlerin sayısını arttırmalıyız
Tabi ki, Gazze’de yaşananlar karşısında ilk andan itibaren yoğun çaba sarf edenlerimiz oldu. Bu çabalar çok kıymetli.
BM Filistin Özel Raportörü Francesca Albanes çabası nedeniyle İsrail ve ABD yönetimlerinin hedefi oldu.
28 Mayıs 2024’te Filistini tanıyan İspanya Norveç ve İrlanda barışa katkı için çaba sarf etti. İspanya Başkanı Pedro Sánchez’ın Filistin ile ilgili tutarlı duruşu büyük beğeni topladı.
Yine, La Liga şampiyonu Barselona’nın ve dünya kupasını kazanan İspanya milli takımının yıldız oyuncusu Lamine Yamal da Filistine destek oluyor.
En kıymetli girişimlerden birisi de İsrail’de yaşanıyor. İsrail’deki barış yanlıları Gazze’de yaşananları yakından ediyor ve düzenli olarak hükümetlerine karşı protestolar düzenliyor.
Dolayısıyla, tüm yetersizliklerimize rağmen toplumsal hareketin birçok kesimi Gazze’de yaşananları yakından takip ediyor ve Filistinlileri destekliyor.
Gazze’deki ölümleri durdurabiliriz
Gazze’de hedef alınan sivilleri unutmamalıyız.
Gazze’de hedef alınan sivilleri unutturmamalıyız.
Gazze’de Filistinlilere yönelik saldırılar insanlığı da hedef alıyor.
İsrail’de barış için çabalayanların sesine ses katmalız.
İnsan hakları hareketi olarak çalışmalarımızı BM ve diğer uluslararası insan hakları sisteminin diğer ihlaller karşısındaki yetersizliğini dikkate alarak yürütmeliyiz.
Gazze ve Filistinliler için mücadeleyi sürdürmeliyiz.
(Oİ/EMK)
Demokrasinin turnusol kağıdı: Sendikal haklar ve KESK’in mücadelesi
İHD 40 yaşında | Hak ihlallerine karşı 40 yıllık mücadele
Ankara'da NATO Zirvesi, Türkiye'de hak ihlalleri
LGBTİ+ hakları insan haklarıdır
Öğretmenlerin talebi: İnsan onuruna yakışır iş