2026 Newroz’u bir başka izdüşüme ve tarihe not düşürmeye dalalet ediyor sanki. Bir tek güne yani 21 Mart’a değil, bir haftaya da değil, neredeyse on beş güne yayılan ve bir çok yerde coşkunun tavan yapıp yaygınlaşarak kutlandığı bir bayrama dönüştü / dönüştürüldü.
2026 Newroz’unun iki simgesel vurgusu dikkat çeker oldu. Tarihi simge mekânların görsellikle tercihi ve kıyafetin Newroz ateşi ile buluşma heyecanı. Bu, sürece de uygun bir “varoluşsal” ısrarın gösterge bilim açısından da tezahürüne dalalet etmiş oldu sanki.
Ramazan ve Newroz bayramı birlikte kutlanıyor
Önceki yıllarda Newroz kutlamaları sonrası Akrê Newrozunun gece meşaleli haline özenilirdi hep. Hatta çoğu kişiden duydum ki acaba bir Newrozu da Akrê ya da Hewlêr’de mi yaşasak / kutlasak!
Bu yıl önce kadim Diyarbekir surlarının ben û sen burçlarında sonra da Mala Badî köprüsünde gece meşaleli newroz kutlaması yapıldı.
Ve 2026 Newroz’u bir başka güzellikle de takvimler açısından buluştu. Bir aylık orucun akabindeki dini Ramazan Bayramı ile ulusal Newroz Bayramı birlikte kutlanıyor. Malum ramazan bayramının diğer adı “şeker” bayramıdır. Damakta tat bırakmanın diğer adı misali.
Toplumsal Barışa hem de “kalıcı ve sürdürülebilir” olanına yürekten inandığımız barışı inşa sürecinin coşkusunun alanlara yansıyan simge hâli Newroz ile inancın dimağlarda bıraktığı bayram günü tadının ortaklaşmasının buluşmasının güzelliğinin heyecanı yaşanıyor.
Rahmetli ninem, biraz da yaşlılığın verdiği, “bir gün daha fazla yaşayabilmek” özlemiyle Mart ayını büyük heyecanla beklerdi. Çocuk ve ilk gençlik çağlarını yaşayanlara bakar ve "nasıl olsa cemreler düştü, bahar geldi, havalar ısınacak, rahatlayacağız, doğayla kucaklaşacağız" diye düşünenler için ritüeli vardı.
Ninem, Newroz günü sabah gün doğumunda, başını beyaz bir tülbent ile örter ve beyazlara bürünerek kadim Suriçi’nin sokaklarından birindeki evin kapı önüne çıkardı. (O vakitler dünya güzeldi, henüz birbirinin üzerine konan çok katlı blok plancılığı henüz hayatlarımızı esir almamıştı!)
Sorulduğunda apak Newroz kuşunu “beklediğini” söylerdi ninem. Daha sonra, o gün mutlaka çay yerine, kahvaltıda süt içilirdi. Ve Newroz günü, o günlerin Diyarbekir'inde mümkün olduğunca evde, kapalı alanda kimse kalmazdı. Açık alana pikniğe çıkılırdı.
Zerdüşt inancında Newroz gecesinin yeni yılın ilk gecesi olarak kutlandığını çok yıllar sonra öğrendim. 20 Mart'ı 21 Mart'a bağlayan gecenin ataların ruhlarının göklerden inip, evleri ziyaret ettiğini, eski bir Aryan geleneği olarak bildim.
Geçmişleri Milat Öncesi beş binlere dayanan eski Aryan'lar atalarının ruhlarının her yılın 20 Mart gününün gün batımında eski evlerini ziyaret edip, ertesi gün, yani 21 Mart günü, güneş doğarken evi terk ederek gökyüzündeki mekânlarına geri döneceklerine inanırlarmış.
Yerleşik alışkanlıklar
Ve o gece, güneşin yeryüzündeki yansıması olduğuna inanılan ateş, evin ocağında sürekli yanık tutulurmuş.
İşte bütün bunlar hikâyeyi yerli yerine oturtmada etken olabiliyor sanki.
Beyaz kıyafet temizliği çağrıştırmada...
Beyaz güvercin barışı simgelemekte...
Evde, ocakta yanan ateş evin kendini varlıklı bir şekilde sürdürmesini anlatmakta...
Geleneksel olarak sürdürülen bir takım yerleşik alışkanlıkların geçmişten gelen sırları da işte tam burada olsa gerek...
Bizim çocukluk günlerimizde Newroz kutlamaları bugünkü gibi yapılmazdı. Öyle ateş yakmak, hele lastik yakıp üzerinden atlamak hiç yoktu. Mart ayı ile birlikte piknik mevsimi başlardı.
Pişmiş lop yumurta, yeşil soğan ve çakıl ekmekten oluşan "Nergizleme" menümüzle, şimdilerde orası da rantiyecilerce işgal edilen Şemsiler kayalığının Dicle'ye bakan cephesinde fokurdayan semaverden çay içilirdi.
Sonraları, öğrencilik dönemlerimiz başlayınca, yani 1970'li yıllarla birlikte Newroz'ların siyaseten kutlanması geleneği toplumda yerleşmeye başladı. Ve milattan önce 600'lü yıllarda, zulme karşı direniş ve dirilişin simgesi olarak Demirci Kawa’nın ateşle müsemma Newrozu dillendirilmeye başlandı.
Bu artık kelimenin tam anlamıyla heyecan elbette. Öyle bir hâl aldı ki, artık kışın ortasında cümle alem kendini newroza göre kodlamaya evirildi. Her bir yerde kutlanan newrozların ötesinde; illa ki anlam atfedilen günü olan 21 martta kutlanan Amed/Diyarbakır Nevrozu’nda söz / kelam neye dalalet edecek, işte onun sırrı gibi…
Newroz kutlu olsun…
(ŞD/EMK)







