Dönüp bakıyorum ardıma ve tam elli yılı, koca bir yarım asrı geride bıraktığımızı fark ediyorum. Kelimenin tam anlamıyla sararmaya yüz tutmuş eski fotoğraf kareleri de olmasa, geçmiş sanki hiç yaşanmamış gibi olacak!
Ya da kendimize ait olmayan eski bir filmin belleklerde yarım yamalak anımsanan kareleri gibi kalacak!
Hatta belki şimdinin o pek geçer akçe yapay zekâ icadı nostaljisi gibi mi anımsanacak ne!
Allahtan ki eskilerden an’ı anımsatan fotoğraflar var. Onlar da olmasa belleğimiz belki de bize ihanet edecek, yaşanan zalimlikleri gördükçe!
Siyah beyazın kadri kıymeti ile fotoğrafa bakıyorum.
Önümüzde bir pankart; “MC DÜŞÜRÜLMELDİR”. Sene 1976, 1 Mayıs günü. Ankara’dan 13 otobüs gece yarısı çıkmışız yola. Bir mayıs sabahının hayli erken saatlerinde İstanbul Kabataş vapur iskelesinin önündeki meydanlık alanda toplanıyoruz. Çapraz sağımızda Taksim’e çıkan Gümüşsuyu yokuşunun başında stadyum var. Sağ yanda Dolmabahçe’nin biraz uzak olsa da görüntüsü ve ardımızda İstanbul Boğazı ve deniz.
Ama bunlar hiç derdimizde olmuyor! Turistik geziye değil, 1 Mayıs’a emeğin bayramına gelmişiz. Ve alana girmek için sıramızı bekliyoruz.
Öğlen saat bir sularında ancak Kabataş-Gümüşsuyu ve oradan da işte Taksim alanındayız. Mahşeri bir kalabalık. Kürsüde biri konuşuyor ama dinleyecek hâl mi var heyecandan! Taksim meydanının her bir köşesinde ayrı heyecan kuşatıyor sarıp sarmalamış durumda herkesi…
O güne dek hep emekçilerden; işçi sınıfından, işçi sınıfının iktidar olmasından, hatta öncülük misyonundan, misyonuna göre hareket etmesi gerektiğinden söz edilmiş de! İşçi sınıfı gücüyle o denli ve o ana kadar sahnede arzı endam edememiş sanki! İlk kez kendini kitlesel olarak ifade ediyor…
İşte, 50 yıl sonra geriye dönüp o fotoğraf karesinden adeta iz sürerek geçmişi düşündüğümde aklımda kalan bir mayıs görüntüsü, işçi sınıfının bir daha da o malum bir mayıs günündeki haliyle bir başka görüntüsü zihnimde hiçbir zaman yer alamayacak sanki!
Ve bir sözdür elbette bize kalan, zihinlerde yer eden; “Günlerin, bugün (bize) getirdiği” nedir ki sahi!
İtiraf edeyim ki, bugün 1 Mayıslarda aynı heyecanı elbette yaşamak istesem de olmuyor. Belki İstanbul’da olsam her köşe başından, her sokak aralığından fırlayan o “firari güvercinlerle” birlikte olmak isterdim de yaş durumu elverir miydi bilmiyorum.
Ama gönlümüz, ruhumuz ve gündemimiz ile önceliklerimiz o kadar değişti ki!
Yine de birazdan Diyarbakır’da istasyon meydanında kutlanacak olan ve artık sadece emekçinin değil adeta herkesin bayramına dönüşen bir mayıs bayram kutlamasına bir merhaba demeyi deneyeceğim.
Kutlu olsun emeğin / emekçinin bayramı…
1 Mayıs 2026 Diyarbekir.
(ŞD/TY)







