Diş hediği ve hafıza
Diş deyip de geçmemeli!
Eski Diyarbakır’ın diş hediği ritüeli, bebeğin ilk dişinin çıkmasını kutlamak amacıyla sonraki dişlerinin de düzgün ve sağlıklı çıkmasını dilemek için yapılan bir ritüeldir.
Aile fertleri ve sıkça görüşülen yakın komşularla bolluğu bereketi de paylaşmak amacıyla yapılan geçmişi hayli eskilere dayalı şehir yaşamında köklü bir gelenektir.
Bu çok özel kutlama için kaynatılarak hazırlanan buğday ve nohut karışımı adı “hedik” olan ritüel sonrası yakın komşu ve akrabalara ikram edilir.
Kaynatılmış buğday ve nohuttan oluşan hediğin bir kısmı soğuduktan sonra bir miktar buğday bir geniş sini ortasına oturtulan bebeğin başının üzerinden saçılarak dökülür. Bu hareket, dişlerin buğday taneleri misali inci gibi ve sık çıkması temennisini taşır.
Ayrıca dişleri inci taneleri gibi düzgün olan ve o anda orda olan biri o başa saçılan buğday tanelerinden dişlerinin arasında ezerek yer ki, çocuğun dişleri kendi dişleri gibi düzgün olsun.
Kürtçede hediğin adı “Danok”tur. Açılımı dan û nok’tur, bileşimi danok’tur. Tahıl ürünleri yani buğday ve nohut. Dindan / Diran Kürtçede Türkçedeki dişin karşılığıdır. Zaten kaynamış buğday tanesi de dişe benzer.
Çocuğun oturtulduğu geniş tepsinin etrafı kalem, para, altın, makas, tarak, bıçak, tespih, ayna gibi o an hazırda bulunan eşyalarla bezenir.

Hedik, çocuğun başından aşağı döküldükten sonra çocuk o eşyalardan hangisini eliyle tutarsa çocuğun ilerde o objeyi simgeleyen mesleği / sanatı seçeceğine inanılır. Makas terzi, tarak berber, kalem memur, para esnaf-tacir gibi…
DİTAV’ın Suriçindeki kültür sanat evinde artık unutulmaya yüz tutmuş bu kadim gelenek geçtiğimiz günlerde bütün kurallarıyla ve usülünce yapıldı. Diş hediği çocuğu başından aşağı hedik dökülürken tepsideki malzemelerden topu aldı.
Hatıram beni çocukluğuma götürdü. Anama yıllar evvel merak edip sormuştum; “Bana diş hediği yaptığınızda neyi almıştım” diye. Kalemi almışım.
Hayatım kalemle geçti işte. Şimdi de işim gücüm kalemle…
(ŞD/EMK)