Ezberlerin ötesinde, dayanışmanın ortasında
“Gazetecilik dünyanın en güzel mesleğidir; ama ancak bir tutku, hakikate karşı sorumluluk ve sürekli bir çıraklık duygusuyla yapıldığında” Gabriel García Márquez
Staj kabul mailini aldığımda yaşadığım mutluluk, bugün yerini aynı oranda bir burukluğa bırakıyor. Başka bir iletişimin mümkün olduğunu hissettirdikleri için tüm bianet emekçilerine teşekkür borçluyum.
'Ofiste çalışmak' denince aklınıza gelen tüm ezberleri kafanızdan silin; çünkü burası başka hiçbir yere benzemiyor. Burada sadece mesai arkadaşlığını değil; duygudaşlığı, yoldaşlığı ve dayanışmayı görüyorsunuz. İlk gün Vecih ile yaptığımız o ilk staj konuşması, yalnızca bir aylık sürecin değil, inşa etmek istediğim gazetecilik kimliğinin de temel taşlarını döşedi.
Vecih’in bana haber yazımında dikkat etmemi söylediği şeylerden birini hiç unutmayacağım mesela. "Sloganı doğrudan yazmak yerine, haberi okurken sloganın okurun kafasının içinde duyurabilmek tüm mesele" demişti. Çünkü sözcükleri birer slogan gibi sıralamak kolaydı, zor olan, hak ihlaline uğrayanın sesini, edilgenleşmiş veya kriminalize edilmiş cümlelerin arasından çekip çıkarıp okura hissettirebilmekti. Masa başına geçip ana akım medyanın ya da resmi bültenlerin dilini anlamaya başladığımda bu uyarının karşılığını daha net gördüm. Bir haberin dilini dönüştürmek, sadece dil bilgisini düzeltmek değil, bir yaşam hakkını, bir emek mücadelesini yeniden görünür kılmaktı.
Tam da Ryszard Kapuściński’nin dedigi gibi: 'Kötü insanlar iyi gazeteci olamazlar. Sadece empati yeteneği olanlar, başkalarının acısını ve sevincini kendi içinde hissedebilenler hakiki gazetecidir.' bianet mutfağı bana tarafsızlığı ve görünmez kılınan hakikatini gösterdi. Öte yandan söze dökmenin, ajitasyona kaçmadan da sarsıcı bir empatiyle mümkün olduğunu kanıtladı.
Buraya adım attığımda aklımda bir rota vardı: Esas olarak emek ve kadın haberciliği üzerine yoğunlaşacağımı, haberlerimi çoğunlukla bu iki ana eksende üreteceğimi düşünüyordum. Ancak bianet bana haberciliğin tek bir alana sıkıştırılamayacak kadar katmanlı olduğunu hatırlattı. Haber merkezindeki ekip, kendimi tek bir paranteze hapsetmek yerine her alanda deneyim kazanmamı, farklı hak alanlarında da kalemimi denememi salık verdi.
Bu yönlendirme, bana sınırları zorlama cesareti verdi. Bir gün bir çevre/ekoloji ihlalinin, ertesi gün bir çocuk hak haberciliği ya da kent mücadelesini de gündemime alırken; odağım olan emek ve kadın haberciliğinin de aslında tüm bu alanlarla nasıl iç içe geçtiğini fark ettim. Hak haberciliği, hayatın hiçbir alanını dışarıda bırakmayan bütüncül bir bakış açısı gerektiriyordu.
Bu süreçte mutfakta stajyer-editör ilişkisinden öte, kolektif bir öğrenme pratiğini yaşatan herkese minnettarım. Emek haberlerinde dikkat etmem gereken noktaları bir bir gösteren ve fikir takibi yaparken yoluma ışık tutan Hikmet Adal’a, kadın haberciliğinde özen göstermem gereken yerleri büyük bir heves ve titizlikle aktaran Evrim Kepenek’e, haberlerindeki hassasiyeti ve sonsuz rehberliği için Nalin Öztekin’e, ve tabii ki haberdeki her bir sözcüğe, kaynağa büyük bir titizlikle yaklaşarak haberi yazarken aslında mesleğin özünü öğreten Vecih Cuzdan’a ve her zaman desteği ve neşesiyle yanımızda olan Korcan Uğur’a bir kez daha teşekkür ederim.
Bir aylık bu kısa ama yoğun parantez kapandığında, geriye unutulmaz bir mesleki miras ve dayanışma hafızası kalıyor. bianet'te soluduğum bu iklim, gelecekte kurmak istediğim gazeteci kimliğimin pusulası olacak. Sesini duyuramayanların sesi olmak, slogana sığınmadan hakikati anlatabilmek için çalışacağım artık. Başka bir iletişimi mümkün kılan herkese sevgi ve minnetle.
(SG/FY)
Emeklilik hakları ellerinden alınan engelliler yoksulluk ve zorunlu çalışma kıskacında
Krizin faturası: Kadınların şiddetten çıkışı zorlaşıyor
"Gerçekliği anlattım, 'politik' dediler": Bakanlık, yönetmene verdiği desteği faizi ile geri istedi
Çağrı merkezleri: Kulaklıkta müşteri, ekranda performans baskısı
Girls Of The Sun: Kürt kadınlar savaşın neresinde?