Çürüme
Demokratik, laik ve sosyal hukuk devletiyiz.
Demokratik düzenin yaşaması; hukuk devleti ilkelerine bağlıdır.
Demokratik rejim vatandaşların mutluluğudur.
Demokrasi; özgürlüğü, güvenliği, insan gibi yaşama olanaklarını sağlayabilen rejimdir.
Zamanın yaşanan sorunu; demokratik hukuk devleti rejiminin değiştirilmesi adımıdır.
Zaman…Neyin zamanı?
Demokrasi zamanıdır…
Yargı kararlarıyla hak ihlallerinin çoğaltılması buzdağının erimesi gibidir.
Erime demokrasinin karıştığı suları soğuttuğu gibi, içimizi de soğutur.
Zaman, neyin zamanı?
Çürümenin…
Rejim değişikliğinde sadece insan temel hak ve özgürlükleri ortadan kalkmaz, demokrasi çürür.
Zaman, demokrasi zamanı…
Acaba demokrasi sadece arada bir oy vermek, seçimlere katılmak mıdır?
Demokrasi oy vermekten ibaret değildir.
Sadece insan temel hak ve özgürlüklerini yerine getirmek değildir.
Toplumsal tartışma, protesto hakkı, toplanma ve örgütlenme özgürlüğü olmaksızın demokrasi olmaz. İfade ve örgütlenme özgürlüğünün tek başına anlamı yoktur. İnsan hakları sadece ve sadece hukukun üstünlüğüne dayanan demokratik bir yönetimin tarifi olmamalıdır.
Sözün özü demokrasi; insan hakları için en iyi yönetim biçimidir.
Yaşanan olup bitenler bir bütünün parçalarıdır. Farkına varmalıyız…
Zaman; protestoların, öfkenin, kızgınlıkların, yaşandığı zamandır…
21 Mayıs 2026 tarihinde ana muhalefet siyasi partisi hakkında Mahkeme bir karar verdi…
Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.10.2025 tarihli (2025/66 Esas, 2025/428 K.) kararı üzerine yapılan istinaf başvurusu; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36 Hukuk Dairesi 21 Mayıs 2026 tarihinde (2026/32 Esas, 202/658 Karar) karara bağlandı.
Bir karar verildi. Karar sadece davacı/davalı tarafları değil; aksine muhalif demokratik rejimin varlığını ilgilendiriyor.
Bu kararın bir bölümünü davacı isimlerini ayrık tutarak, büyük harflerle yazılı olduğu gibi aktaralım:
“…DAVANIN KABULÜ ile,
-CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Seçimli Kurultayının mutlak butlan (kesin hükümsüzlük) nedeniyle malul olduğunun TESPİTİ ile yapıldığı tarihten itibaren İPTALİNE,
-CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Seçimli Kurultayının mutlak butlan (kesin hükümsüzlük) nedeni ile iptaline karar verildiğinden bu tarihten sonra yapılan tüm Olağan ve Olağanüstü Kurultayların ve bu kurultaylarda alınan tüm kararların İPTALİNE,
-4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Seçimli Kurultaydan ÖNCEKİ DURUMA DÖNÜLMESİNE, kurultay tarihinden önceki genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve parti organlarının görevlerine AYNEN DEVAM ETMELERİNE,
-08/10/2023 tarihinde gerçekleştirilen CHP İstanbul İl Kongresinin ve bu kongrede alınan tüm kararların mutlak butlan (kesin hükümsüzlük) nedeniyle malul olduğunun TESPİTİ ile yapıldığı tarihten itibaren İPTALİNE
-08/10/2023 tarihli CHP İstanbul İl Kongresinden ÖNCEKİ DURUMA DÖNÜLMESİNE, kongre tarihinden önceki il başkanı ve parti il organlarının görevlerine AYNEN DEVAM ETMELERİNE,
B)-(…) ihtiyati tedbir taleplerinin KABULÜ ile mutlak butlanla sakatlanmış 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultay ile göreve gelen genel başkan Özgür Özel’in, Merkez Yönetim Kurulu üyelerinin, Parti Meclisi Üyelerinin ve Yüksek Disiplin Kurulu Üyelerinin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına ve 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultay öncesi görevde bulunan genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin karar kesinleşinceye kadar TEDBIREN GÖREVI ÜSTLENMELERINE/GÖREVE İADELERINE,
-İhtiyati tedbir kararının, gereği için Yüksek Seçim Kuruluna, Ankara İl Seçim Kuruluna, Çankaya 4. İlçe Seçim Kuruluna ve Ankara Valiliğine gönderilmesine,” (…)
Ankara 36. Bölge Adliye Mahkemesi; CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Seçimli Kurultayı ile 08.10.2023 tarihinde yapılmış CHP İstanbul İl Kongresinin ve bu kongrede alınan tüm kararların iptaline karar verdi.
Muhalefet ve “demokrasi” adına bu karara karşı toplum kızgındır, taraflar öfkelidir. İnsanlar mutsuzdur, endişelidir, geleceklerini belirsiz görüyorlar.
Siyasi partilerin ve/veya bir ana muhalefet partisinin “yönetimi” hakkında yargının böyle bir kararına karşı gösterilen toplumsal tepkiler; iktidarın düzenine ve yargının böyle bir müdahalesine karşı duyulan öfkedir; parlamento dışı muhalefettir.
Zaman, neyin zamanı?
Muhalefet zamanı…
Cumhurbaşkanı hükümeti vardır…Bu hükümet üyelerinden birisi; “yargı bağımsız ve tarafsız bir karar vermiştir” diyor! İnanmalı mıyız?
Yargının bağımsız ve tarafsız olduğunu söylemeyi unutmayanlar; yargı kararıyla muhalefetin iç işlerine karışmanın aslında demokrasiye muhalefet olduğunu bilmeleri gerekmiyor mu?
AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamayan bir yargı düzeninde kim tarafsız, kim bağımsız? Uymama kararlarının meşruiyeti yoktur. Yargının kendi kararları ile yarattığı ortam adım adım yargı kararlarının meşruiyetini yitirmesidir.
Anayasa Mahkemesinin kararlarına uyulması gerekir kararı veren Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunulmasına dair verilen karar; “bağımsız ve tarafsız” bir mahkeme kararı mıdır?
Yargı kararlarıyla siyaseti, siyasi yaşamı, seçme ve seçilme hakkını ve siyasal muhalefeti ortadan kaldırmaya ve çalışamaz hale getirmeye kalkarsanız; demokrasiyi çürütürsünüz. Demokratik hukuk devletini ve muhalefetin demokrasisini yok edersiniz.
Demokrasinin olmazsa olmazı siyasi partilere, iç işleyişlerine karışılmaz. Kimin karışacağı Anayasal kurallarla belirlenmişse; siyasi partilerin kendi içindeki seçimlerine, muhalefetin demokrasisine karışan yetkisiz yargı kararı olmaz, olmamalıdır.
Her ülkenin bir hükümeti olsa bile; sadece demokrasilerde muhalefet vardır.
Demokraside muhalif demokrasinin olup olmadığı hukuk devleti olabilmenin ölçüsüdür.
Çürümenin seçme seçilme hakkına, yaşama ve insan haklarına hâkim olmaya başladığı bir düzende; muhalefete karışan yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ve meşruiyeti yoktur.
Asıl önemli olan; yargının gerçekten bağımsızlığı veya tarafsızlığıdır. Ancak adalet terazisinin tartacağı bir dirhem hukuk bile kalmamışsa; demokratik hukuk devletinin yaşama geçirilmesinin tam zamanıdır.
Güçlü muhalefet yoksa güçlü demokrasi yoktur.
Demokrasiyi güçlü bir muhalefetin varlığı yaşatır.
Muhalefet varsa çoğunluk lehine ve toplum yararına olan güçlü demokrasi vardır.
Parlamentolarda güçlü bir muhalefet yoksa işlevsiz demektir. Yararı olmayan bir kurum gibi sadece durduğu yerde duruyorsa; “parlamento dışı muhalefet” ortaya çıkar.[i]
Bu muhalefet protesto hakkını kullanır. Görüşlerini meydanlarda, sokaklarda açıklar.
Zaman, tüm olup bitenleri bütünlük içinde değerlendirme zamanıdır.
Açılan davalar ve bu davalarda yapılan “demokrasi” tartışmaları bir bütünün parçalarıdır.
Kimler hakkında neden davalar açıldığını bir kere daha düşünme zamanıdır.
Adım adım gelen “kanun” değişikliklerinin neden yapıldığı önemlidir.
Her şey kanuna uygundur demek mümkündür. Ama kanunilik zırhına bürünüp hukuk hiçe sayılamaz.
Tüm hak ihlallerini birlikte düşünmeliyiz. Hukuk eliyle ve yargı kararlarıyla yapılanlar birleştirilerek değerlendirilmelidir. Bir bütün olarak bakmalıyız olup bitenlere…
Neden hakların ihlal edildiğini sorgulamalıyız. Olup bitenleri, demokrasiye, hukuka, adalete ve insan haklarına aykırılıkları birleştirmenin zamanıdır…
Yargının bağımsız ve tarafsız kararlar verdiğine inanmamız için yaratılan algının bir bütünün en önemli parçalarından olduğunu bilmeliyiz.
Her şey birbiriyle ilgilidir, birbirinin devamıdır ve yargının araçsallaştırılması siyasidir.
Soruşturmalar, gözaltılar, tutuklamalar, hapislikler, yargılamalar, hapishaneler, muhaliflere baskılar, gazetecilere açılan davalar, siyasilerin yargı baskısı altına alınması, yerel yönetimler ve ana muhalefet partisi hakkında verilen yargı kararlarıyla çökertilmeye çalışılması, çalışamaz duruma getirilmesi, mal varlıklarına el koyma, kısaca; hepsi ama hepsi bir bütünün parçalarıdır.
Demokratik rejim ve muhalefetin olduğu demokrasi; tehlike altındadır.
Yargı kararlarıyla muhalefetsiz demokrasi anlayışını hâkim kılmak isteyenlerin iktidarı bu zamanın tam ortasında karşımızda duruyor.
Zaman, öfkelenmeyi unutmadan demokrasiden vazgeçmeme ve muhalefet zamanıdır.
Muhalefetsiz demokrasi yaratmak isteyenlerin yargılarına karşı hukuk yoluyla demokrasi için muhalefetin tam zamanıdır.
Demokrasi, muhalefettir.
[i] Daha geniş bilgi için: Demokrasinin Geleceği Forumu Genel Raportörlerin Sonuçları. Avrupa Konseyi’nin Demokrasinin Geleceği Forumu. Stockholm / Sigtuna, İsveç 13-15 Haziran 2007. http://www.coe.int/t/dc/press/news/20070615_concl_democracy_en.asp
(Fİ/Mİ)