Adil Yargılanma Hakkına Erişim Derneği (AYHED) ortaklığı ve Avrupa Birliği desteğiyle Urfa Barosu tarafından hazırlanan “Haklara Erişimde Dezavantajlı Gruplar İzleme Raporu”, 1 Ocak 2024-31 Aralık 2025 arasında izlenen başvurular ve dava takiplerine dayanıyor.
Rapor; mülteciler, çocuklar, kadınlar, engelliler ve birden fazla eşitsizlik alanının kesiştiği grupların adalete, sağlığa, barınmaya ve kamusal hizmetlere erişimde karşılaştığı engelleri ele alıyor.

Urfa Adil Bucak Çocuk Evleri’nde çocuklara şiddet ve tehdit
Çocuklar için en ağır risk: Kimliksizlik ve yanlış yaş kaydı
İzleme verilerine göre mülteci çocuklarla ilgili başvurular; kimliklendirme, yaş tespiti, eğitime erişim ve idari gözetim alanlarında yoğunlaşıyor. Raporda, yanlış ya da eksik yaş kaydı nedeniyle çocukların yetişkin sayılabildiği, bunun da çocuklara özgü koruma mekanizmalarını devre dışı bıraktığı belirtiliyor.
Örnek vakalardan birinde, geçici barınma merkezine alınan 15 ve 16 yaşlarındaki iki mülteci çocuğun yaşlarının sistemde 18 yaş üstü kaydedildiği, bu nedenle sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya kaldıkları aktarılıyor. Tıbbi değerlendirme sonucunda çocuk olduklarının tespit edilmesi üzerine idari gözetim sonlandırılıyor.
Bir başka vakada ise kimlik belgesi bulunmayan bir mülteci kadının çocuğunun uzun süre eğitim hakkından yararlanamadığı belirtiliyor. Göç idaresine yapılan başvurular sonuçsuz kalırken, daha sonra çocuk mahkemesi eğitim ve sağlık tedbiri kararı veriyor. Rapora göre kimliklendirme süreçlerindeki gecikme, çocukların hem eğitim hem sağlık hakkını doğrudan etkiliyor.

Urfa'da 2 yılda 1008 çocuk cinsel istismara maruz kaldı
Resmi kayıtlara yansımayan ihlaller
Raporda, hak ihlallerinin tek bir nedenden kaynaklanmadığı; çocukluk, kadınlık, mültecilik ve engellilik gibi durumların bir araya gelmesiyle daha ağır sonuçlar doğurduğu vurgulanıyor. Özellikle mülteci çocuklar, mülteci kadınlar ve engelliler açısından adalete erişim, sağlık, barınma ve kamusal hizmetlerde süreklilik gösteren sorunlar bulunduğu belirtiliyor.
Rapora göre ihlallerin önemli bir bölümü resmi kayıtlara hiç girmiyor. Sınır dışı edilme korkusu, olumsuz idari sonuçlarla karşılaşma endişesi, ekonomik yetersizlik, kurumsal güvensizlik, dil bariyerleri ve hukuki bilgilendirme eksikliği başvuru yollarını fiilen sınırlıyor.

Urfa Barosu: Fiziksel şiddet sonucu ölen çocuk işçi dosyasının takipçisiyiz
Dört temel sorun alanı
Rapor, yapısal sorunları dört başlık altında topluyor: adalete erişim, sağlık ve sosyal hizmetler, barınma ve yaşam koşulları, kamusal hizmetlere erişim.
Adalete erişim alanında hukuki bilgilendirme eksikliği, tercüman desteğine ulaşamama, ekonomik yetersizlik ve karmaşık başvuru süreçlerinin hak arama yollarını zayıflattığı ifade ediliyor.
Sağlık ve sosyal hizmetlere erişim ise en sık sorun yaşanan alanlardan biri olarak öne çıkıyor. Özellikle mültecilerin sağlık hizmetlerinden yararlanmasında idari engeller, kayıt sorunları ve bilgi eksikliği belirleyici oluyor. Çocuklar, hamile kadınlar ve kronik hastalığı olan kişiler açısından bu engeller daha ağır sonuçlar doğuruyor.
Raporda yer alan bir vakada, “bulaşıcı hastalık” teşhisi sonrasında bir mülteci LGBTİ+ hakkında sınır dışı kararı verildiği ve geçici koruma statüsünün iptal edildiği aktarılıyor. İtiraz üzerine sınır dışı kararı durdurulsa da statünün yeniden tanınmaması nedeniyle kişinin düzenli ilaçlarına erişemediği belirtiliyor.
Kamusal hizmetlere erişim başlığında ise kimliklendirme, kayıt ve belge temini süreçlerindeki sorunların eğitim, sosyal destek ve diğer kamu hizmetlerinden yararlanmayı engellediği vurgulanıyor. Kimlik belgesinin bulunmaması veya statü belirsizliği, özellikle mülteci çocuklar için kalıcı bir dışlanma mekanizmasına dönüşüyor.

Urfa’da kadın hakları ihlalleri raporu: "Şiddet en çok yakın ilişkilerde"
Raporun önerileri
Raporun sonuç bölümünde, hak ihlallerinin münferit değil, kurumsal uygulamalar ve başvuru mekanizmalarındaki eksikliklerle bağlantılı yapısal sorunlar olduğu vurgulanıyor.
Çözüm olarak bilgilendirme ve yönlendirme mekanizmalarının erişilebilir hale getirilmesi, kimliklendirme ile yaş ve statü tespiti işlemlerinin çocukların ve kırılgan grupların durumunu gözeten açık kriterlere bağlanması, tercüme ve hukuki bilgilendirme hizmetlerinin sürdürülebilir biçimde sağlanması öneriliyor.
Raporda ayrıca, politika ve uygulamaların tek bir kimlik ya da statü üzerinden değil, çoklu eşitsizlik alanları gözetilerek tasarlanması gerektiği belirtiliyor. Mülteci çocuklar, hamile kadınlar, engelliler ve özel ihtiyaçları bulunan kişiler için koruma, izleme ve yönlendirme mekanizmalarının güçlendirilmesi isteniyor. Kamu kurumları, yerel yönetimler, barolar, insan hakları kurulları ve sivil toplum kuruluşları arasında düzenli işbirliği ve veri paylaşımı da öneriler arasında yer alıyor.
(NÖ)

