Üniversite öğrencilerinin barınma çıkmazı
Türkiye'de üniversite öğrencileri, yeni eğitim yılının yaklaşmasıyla birlikte tekrar barınma sorunu ile karşı karşıya. Ekonomik kriz, kamuya ait yurt kapasitesinin yetersizliği ve birçok diğer etken, öğrencilerin eğitim ve öğretim hayatlarında sıkıntı yaşamasına sebep oluyor.
Yükseköğretim Kurumu’nun (YÖK) verisine göre Türkiye’de yaklaşık 5 milyon 800 bin üniversite öğrencisi var. Bunun yaklaşık 2 milyon 500 bini ön lisans, 3 milyon 300 bini ise lisans öğrencisi.
420 bin yüksek lisans ve doktora öğrencisiyle bu sayı 6 milyonu geçiyor.
Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü’ne (KYK) bağlı 877 yurttaki toplam yatak kapasitesi ise 1 milyon. Bu sayı toplam öğrenci sayısının çok daha altında. Her 6 öğrenciye karşılık devlet sadece 1 yatak sağlıyor.
Yurtlarda kapasite artışına gidildi; öğrenciler hala barınamıyor
Bakanlık, yurt sorunu olmadığı iddiasında
Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın sorumluluğu altındaki yurt kapasiteleri her ne kadar talebi karşılayamasa da bakanlık her yıl öğrencilerin barınma sorunlarının olmadığına dair açıklamalar yapıyor.
Ancak öğrencilerin yaşadığı barınma sorunu bakanlığın açıklamalarıyla çelişiyor. İstanbul'da bir devlet üniversitesinde yürütülen anket çalışmasında öğrencilerin yüzde 66'sı, öğrenim süreçleri boyunca barınma ile alakalı sorunlar yaşadıklarını belirtti. Yüzde 95'i ise yetkili kurumların üniversite öğrencilerinin barınma sorunları ile alakalı gerekli aksiyonu almadığını düşündüklerini söyledi.
Yurt çıkması hiçbir şeyi garantilemiyor
Öğrencileri zorlayan başka etkenler de var. Yurt çıksa bile okuldan uzak olabiliyor ve bu da öğrencilerin günde 2-3 saatten fazla yolculuk yapmalarına sebebiyet veriyor. Özellikle sabah erken saatlerdeki dersler için bazı öğrenciler gün doğumundan önce uyanıp yollara düşüyor.
Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nda (YKS) ilk 1000'e girip İstanbul'da bir devlet üniversitesine girmeye hak kazanan Baha aydın onlardan sadece birisi.
Üniversitedeki ilk yılından son senesinde bulunduğu bugüne kadar barınma sorunu yaşayan Aydın şunları söylüyor:
"Hazırlık eğitimi başlamadan (2022) İstanbul'da bir yurda girmeye hak kazandım. Ancak yurt Tuzla’daydı. Fakülte ise Beykoz’da. İkisinin arasında 60 kilometre vardı. Bu yüzden okula yurt ile aynı mesafede ikamet eden akrabalarımda kaldım. Tüm hazırlık yılı boyunca orada ikamet ettim.
Bu süreçte ikamet ettiğim ilçeden okuluma gidiş geliş yapmak toplamda 6 saat sürüyordu. Bu yolculuk boyunca 5-6 tane otobüs değiştirdiğimi hatırlıyorum. Eğer yurtta kalsaydım bu süre en az 7 saate uzayacaktı"
Barınma sorunu, büyükşehirlerdeki ulaşım sorunları ile birleşince öğrenciler çok daha zorlanıyor ve eğitimleri aksayabiliyor. Aydın, eğitim hayatının nasıl etkilendiğini şöyle anlatıyor:
"Günde 6 saat yolculuk yapmak beni çok yoruyordu ve hafta içi hiçbir şekilde kendime zaman ayıramaz hâle gelmiştim. Eve gelince ders çalışmaya da hâlim olmuyordu. Bu nedenle hazırlık yılındaki kur geçme sınavlarında 2 kere başarısız oldum. Temmuz 2022’de hazırlığı bitirmem gerekirken Ocak 2023’te bitirebildim. Yani okulumu 1 dönem uzatmış bulundum."
"Sadece bir istatistikten ibaret olduğumu hissediyorum"
Bakanlığın Yurt Hizmetleri Yönetmeliği'ne göre bir üniversite öğrencisinin yurtta kalabilme sınırı eğitim programının süresiyle sınırlı.
Bir başka değişle lisans öğrencilerinin yurtta kalış süreleri 4 yıl ile sınırlandırılmış durumda.
Öğrenciler, okulu hatasız bir şekilde süresinde bitiremezse yurttan kayıtları siliniyor. Aydın da normal öğrenim süresi kısıtlamasından etkilenenlerden:
"Bu kuraldan hiç haberim yoktu. Hatta bu durumdan çok geç haberim oldu. Bilseydim eğitim ile alakalı planlarımı buna göre yapardım. Yurt yönetimi kaydımı yaparken de herhangi bir bilgilendirme yapmadı.”
Yurttan atılma sürecinin de şeffaf olmadığını belirten Aydın, sözlerine şöyle devam etti.
"Yurt sorumluları bana doğrudan ulaşmadılar. Arkadaşım aracılığıyla öğrendim. Yurt yönetimi arkadaşıma ulaşmış, onu da aynı sebepten yurttan atacaklarmış. O da bana söyledi, ben de atılacağımı oradan anladım. Ardından yurt yönetimi bir WhatsApp grubu kurdu. Ben dâhil okulu uzamış ve mezun olamamış öğrencileri eklemişler. Anket açtılar; kim ne zaman mezun olacak tarzında. Herkes ankete cevap verdikten sonra tarafımıza hiçbir bilgi verilmeden grup kapatıldı. Kimin ne zaman atılacağı hâlâ kesin değil."
Aydın, sözlerini "Bu sistemde öğrencinin ne düşündüğünün hiçbir önemi yok. Sadece bir istatistikten ibaret olduğumu hissediyorum. Belirli bir çerçeve ortaya konmuş, kimlerin söz sahibi olacağı önceden belirlenmiş. Öğrencilerin bu çerçevede yeri yok." ifadeleriyle noktaladı.
Ev kiraları ve "eve çıkmak"
Yurt çıkmayan, okula yakın yaşamak isteyen öğrenciler ise kira fiyatları karşısında çaresiz. Türkiye genelinde 100 metrekarelik bir evin ortalama kirası, Merkez Bankası’nın verilerine göre 24 bin 179 TL. Ancak kira ücretleri büyük şehirlerde bu fiyatın iki katına kadar çıkabiliyor.
Örneğin İstanbul'daki ortalama kira fiyatı 40 bin 453 TL. İstanbul'u ortalama 33 bin 138 TL ile Muğla, 26 bin 579 TL ile İzmir, 25 bin 95 TL ile Antalya ve 24 bin 679 TL ile Çanakkale takip ediyor. Asgari ücret ise 28 bin 75 TL
Bu sebeple birçok öğrenci, masrafları düşürmek ve kirayı bölüşmek için arkadaşları ile eve çıkıyor. Buna rağmen finansal zorluklar devam ediyor.
Fiyatlara rağmen öğrenciler için eve çıkmak bazen bir seçenek değil, zorunluluk. İstanbul'da bir devlet üniversitesinde okuyan ve sağlık problemleri sebebiyle eve çıkmak zorunda kalan Kerim Deniz, yaşadıklarını şöyle anlatıyor:
"Üniversite başladığında barınma ve ulaşımın bu kadar zor olacağını bilmiyordum. Üniversiteyi kazandığımda İstanbul'da ikamet ediyordum ve kazandığım üniversite de buradaydı. Bu sebeple yurt çıkmadı. Yaşadığım ilçeden üniversiteye gitmek minimum 2 saat sürüyordu ve 3 kere araç değiştirmem gerekiyordu. Hazırlık senesi dâhil 3 yıl bu şekilde okula gidip geldim.
Kasım 2025’te sol ayak bileğimde kıkırdak zedelenmesi sebebiyle yürüyememeye başladım. Okula gidip gelirken rahatsızlığım daha da kötü hâle gelmeye başladı. Yürüyemez duruma geldim. Bu sebeple okula yakın bir yerde eve çıkma kararı aldım."
Eve çıktıktan sonra finansal olarak sorunlar yaşamaya başladığını belirten Deniz, kirasını ödemekte zorlandığını ve ailesinin kendisine yardımcı olduğunu da ekliyor:
"Ev bulma ve taşınma süreci toplam 1 ay sürdü. Sağlık durumum sebebiyle bunu yapmak zorundaydım. Eve çıkmadan önce çalışıyordum ve eve çıktıktan sonra da çalışmaya devam ettim. Ama sonradan sağlık sorunum sebebiyle çalışamamaya başladım ve bu beni maddi olarak zorlamaya başladı. İşten çıktıktan sonra kiramı ödeyememeye başladım. Bundan sonra ailem bana destek oldu. Evde 2 kişi kalıp kirayı bölüşmemize rağmen ailem olmasa kiramı ödeyemeyecektim."
Öğrenciler çözüm bekliyor
Her sene daha da kötü hâle gelen barınma sorunu, yurtların yetersizliği ve hayat pahalılığı, öğrencileri zorlamaya devam ediyor.
Geçtiğimiz yıllarda ortaya çıkan "Barınamıyoruz" hareketi, çeşitli üniversitelerde düzenlenen yurtlar ile alakalı protestolar, öğrencilerin bu sorun hakkındaki tutumunu açık bir şekilde gösteriyor.
*Öğrencilerin isimleri haberde değiştirilerek verilmiştir
(EY/HA)