"Teyit ve ilan mekanizmasını çalıştırarak ilk adımı devlet atmalı"
Meclis Genel Kurulu’ndaki görüşmelerin ardından, ‘çerçeve yasa’ olarak adlandırılan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” kanun teklifi 467 kabul, 87 ret ve 7 çekimser oyla kabul edildi. Görüşmelerin tamamlanmasının ardından Meclis, 1 Ekim’e kadar tatile girdi.
“Bir zafer havası oluşturmadan ilerletmek gerekir”
Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen, Meclis’te kabul edilen çerçeve yasayı bianet’e değerlendirdi.
Hazırlık aşamasında yasayı “bıçak sırtı bir denge” olarak nitelendiren Ekmen, bu tanımlamayla devletin ve toplumun geniş kesimlerinin hassasiyetleri ile örgütün kendini feshetme ve silahsızlanma iradesine yanıt verecek hukuki düzenleme ihtiyacı arasındaki dengeyi kastettiğini aktardı.
Bir yanda devletin ve toplumun geniş kesimlerinin hassasiyetleri, diğer yanda ise örgütün kendini sonlandırma ve silahsızlandırma arzusuna cevap verecek bir yasal düzenlemeye ihtiyaç vardı. Toplumun geniş kesimlerinin irite olacağı bir düzenleme bu yasada yok. Örgütün de yasayı bir başlangıç kabul ederek, eksiği gediğiyle sürece katılacağı yönünde kuvvetli bir kanaat var. Yasayı işletmek, mekanizmaları kurmak devletin ödevi; diğer tarafta ise olası geri dönüşleri toplumsal bir gösteriye dönüştürmemek, bir zafer havası oluşturmadan ilerlemek gerekir.
“Her iki taraf için büyük bir sorumluluk”
Ekmen’e göre, kanuna verilen geniş destek doğrudan taraflara değil, çatışmadan yorulan toplumun geleceği barış ve huzur içinde birlikte kurma isteğine yönelik.
Ülke yönetimindeki otoriteleşme, süreç yönetimindeki hatalar, kanun hazırlama sürecindeki eksikliklere rağmen verilen bu büyük destek; taraflara değil, çatışmadan yorulmuş toplumun, geleceği barış ve huzur içerisinde birlikte kurma isteğine verilmiş büyük bir destektir. Bu tablo her iki taraf için de büyük bir sorumluluktur. Kimsenin yanlış yapma, süreci sürüncemede bırakma lüksü kalamamıştır.
Yasa neden toplumsallaşamadı?
Sürecin yeterince toplumsallaşmadığı yönündeki eleştirileri de değerlendiren Ekmen, temel sorunun sürecin kamuoyuna doğru biçimde aktarılamaması olduğunu kaydetti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın süreci kendi perspektifinden topluma yeterince anlatamadığını savunan Ekmen, yasanın gecikmesi ve yaşanan hukuki belirsizliklerin mevcut güvensizliği daha da artırdığı görüşünde.
Şu an Cumhurbaşkanlığında kurulacak Kurul ve Meclis’te kurulacak İzleme Heyeti bir model üretecek. Yasa, örgütün stratejik dönüşümüne katılmak isteyen üyeler, yöneticiler ve hatta kurucular için bir hukuki teminat sunuyor. Bu Kurul’un, teyit ve ilanı beklemeden kurulup komisyonlar, alt kurullar ve ilgili görevlendirmeler gibi mekanizmalarını oturtması ve devlet içinde bir mimari oluşturması gerekiyor. Devlet açısından Milli Güvenlik Kurulu’nun teyit ve ilan mekanizması çalıştırılmalı. Örgüt gereken adımları atmalı ve MGK ekim ayında bunu ilan etmeli.
“Bütün kesimler sürece katılmalı”
Sivil toplumun sürece güçlü biçimde dahil edilmesinin önemine işaret eden Ekmen, henüz sivil toplum kuruluşları ile baroların gözlemci olarak katılımına ilişkin somutlaşmış bir düzenleme bulunmadığını söyledi.
Ancak hem Cumhurbaşkanlığındaki Kurul’un dizaynındaki geniş hareket alanı hem de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki Komisyon’un çerçevesine dair yapıcı muğlaklık istenirse geniş bir hareket alanı oluşturuyor. Başta barolar, meslek örgütleri ve barış için çaba gösteren bütün kesimler olmak üzere, süreç karşıtları dahil, sivil toplumu kuvvetli bir şekilde çalışmalara katmak gerekir.
“Kayyım düzeni bir an önce sona ermeli”
Yerel yönetimlerin özerkliği, kayyım uygulamaları ve idari reformlar da Ekmen’in gündeme getirdiği başlıklar arasında yer aldı. Ekmen, DEVA Partisi’nin kayyım uygulamalarına son verilmesi yönündeki tutumunu daha önce de Adalet Komisyonu’nda, Genel Kurul’da, katıldığı yayınlarda ve yazılarında dile getirdiğini hatırlattı.
Anayasa Mahkemesi, AİHM kararları, kayyım düzeni gibi uygulamalara bir an önce son vermeli. Bunlara yönelik çalışmalar yapılmalı, kararlara uyulmalı. Çok uzun uzadıya yol haritalarına ihtiyaç yok. Kararlar uygulanmalı, kayyım siyasetine son verilmeli. Bu toplumda bir ferahlama yaratır sürece güveni arttırır.
(FY)
İzmir Barosu, hasta mahpus Yıldırım'ı ziyaret etti: "Zamana yayılmış idam cezası"
14 yaşındaki Suriyeli Ali Şihap, Adana’da çalıştığı hurdacıda öldürüldü
HAPİSHANE MEKTUPLARI
Burak Başer’i hatırlıyor musunuz?
İstanbul Baro Başkanı Kaboğlu, çerçeve yasayı yorumladı: Adı konulmamış örtülü bir af
ÇERÇEVE YASA VE AİHM KARARLARI
Mahsuni Karaman ve Prof. Dr. Adem Sözüer’den ‘Demirtaş’ değerlendirmesi