Plaj işgallerine karşı kazanım artıyor: 17 suç duyurusu daha yapıldı
Muğla başta olmak üzere Ege ve Akdeniz kıyılarında özel işletmeler, vakıflar ve belediyeler tarafından plajların etrafının çitlerle çevrilmesi, şezlong-şemsiye işgalleri ve halktan giriş ücreti alınmasına karşı yürütülen "Kıyı Mücadelesi" büyüyor.
Muğla Gökova Ekoloji Meclisi Üyesi Serdar Denktaş, kıyıların metalaşması nedeniyle yurttaşların kendi kentlerine yabancılaştırıldığını vurgulayarak Akyaka'da sürdürdükleri hukuki ve fiili mücadeleyi bianet’e değerlendirdi.
"Yaşadığımız kente yabancılaşıyoruz"
Kıyıların özelleştirilerek yalnızca yüksek gelir grubuna ait ayrıcalıklı mekanlara dönüştürüldüğünü belirten Denktaş, kentsel bellek ve kamusal alan kaybına dikkat çekti:
"Ortak yaşam alanlarımızın gittikçe daraldığını hissediyoruz, yaşıyoruz. Yıllardır serbestçe kullanabildiğimiz, Anayasa ve Kıyı Kanunu ile güya kamusal alan özellikleri güvence altına alınmış kıyı alanlarının neredeyse hepsi özelleştirildi. Artık buraları kullanamıyoruz ve yaşadığımız kente yabancılaştığımızı hissediyoruz."
17 yeni suç duyurusu

Akyaka’da yıllardır süren mücadelenin somut kazanımlarla ilerlediğini belirten Denktaş, daha önce yargılandıkları davalardan beraat ettiklerini ve işgal edilen alanları yeniden halka açtıklarını hatırlattı:
“Akyaka Orman Kampı'nda kıyının çitlerle çevrilip "beach club"a dönüştürüldüğü alan, yürütülen mücadele sonucu yargı kararıyla yeniden halkın kullanımına kazandırıldı. Orman Kampı bölgesinde Ula Belediyesi tarafından kurulan "Orman Cafe" ve etrafındaki çitler kaldırıldı. Orman Kampı’ndaki hukuksuz işgallere karşı Akyakalıların açtığı iki dava halen sürüyor.
Mücadelenin sadece geçmiş kazanımlarla sınırlı kalmadığını vurgulayan Denktaş, geçtiğimiz hafta yürütülen yeni hukuki adımları aktardı:
"Kadın Azmağı, Akçapınar Plajı, Akyaka Orman Kampı ve Akyaka Halk Plajı da dahil olmak üzere tespit ettiğimiz kıyı işgalleriyle ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına 17 ayrı suç duyurusunda bulunduk. Maden İskelesi bölgesindeki işgallerle ilgili de yeni bir çalışma başlattık."
"Protestolarda müşteri görünümlü tacizler yaşanıyor"
Denktaş, sahadaki protestolar sırasında işletmecilerin baskı ve provokasyon yöntemlerine başvurduğunu söyledi:
"İşletmeciler genellikle eylemimizden müşterilerinin rahatsız olduğunu, huzurlarını kaçırdığımızı iddia ediyorlar. Örneğin; şezlonglarda müşteri gibi uzanan ancak aslında işletmeciyle bağlantılı olan kişiler eylemcileri taciz edebiliyor."
"Kıyıların yüzde 100'ü serbest olmalı"
Kıyı mevzuatındaki istisnaların ve yüzde 50 kullanım kotalarının ticarileşmeyi meşrulaştırdığını vurgulayan Denktaş, kalıcı çözüm için taleplerini sıraladı:
“Kıyı Kanunu uyarınca kıyılarda yapılacak tüm düzenlemelerde kamu yararı esas alınmalı, kıyı alanları tamamen halkın ücretsiz kullanımına bırakılmalıdır. Duş, tuvalet ve gölgelik gibi temel ihtiyaçlar belediyeler tarafından ücretsiz karşılanmalıdır. Şezlong ve işletmeler kıyı şeridinde değil; ruhsatlı oldukları mekanlarda, kıyının geri planında hizmet vermelidir. Kıyıda yüzde 50 serbest kullanım demek, diğer yüzde 50'nin halkın elinden alınarak ticarileştirilmesi demektir. Kıyılar yüzde 100 serbest olmalıdır."
(FY)
Demirtaş: Bundan sonra Narin Güran dosyasının sahibi benim
Sürgündeki Kürt siyasetçiler dönüş yolunda: Özgürlük yürüyüşü için heyecanlıyız
Mahpuslar, satın aldıkları eşyaları neden sevk edildikleri yeni hapishaneye götüremiyor?
Kocaeli’de Kürtçe stand-up gösterisine bürokrasi engeli: Oyuna iki saat kala yasak, 8 dakika kala izin
İstanbul Barosu: UCM’nin Netanyahu kararı uygulansın