Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam’daki geçici hükümet arasında 29 Ocak’ta varılan ‘Ateşkes ve Tam Entegrasyon Anlaşması’ kapsamında tahliyeler başladı ancak çatışma sürecindeki alıkonulan kişilerin akıbetine ilişkin belirsizlik sürüyor.
Haseke vilayetine bağlı Qamişlo’da (Kamışlı) Sonî Kavşağı çevresinde ve Birleşmiş Milletler (BM) ofisleri önünde eylem yapan kayıp aileleri, geçici yönetime bağlı güçler tarafından alıkonulan siviller, savaşçılar ve iki gazetecinin akıbetlerine dair açıklama yapılmasını talep etti.

HRW: Suriye’de geçiş süreci şiddet ve insan hakları ihlalleriyle geçti
Qamışlo’daki Mihemed Şêxo Kültür ve Sanat Merkezi önünde 25 Şubat’ta toplanan yüzlerce kişi, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği ofisine yürüdü. 6 Mart’ta Qamişlo ve Amûdê’de eşzamanlı oturma eylemleri yapıldı. 2 Nisan’da Sonî Kavşağı önünde yeni bir protesto düzenlendi. 4 Nisan’da ise benzer talepler bu kez Girkê Legê’de dile getirildi.

Suriyeli bağımsız haber ajansı North Press’e (NPA) konuşan kayıp yakını anneler, Dêr Hafir’de alıkonulan çocuklarından bir aydan uzun süredir haber alamadıklarını söyledi.
Şam merkezli Syria TV’ye konuşan bazı aileler ise yalnızca Şam yönetimini değil, SDG’yi de dosyayı yeterince takip etmemekle eleştirdi. Bu nedenle eylemlerde BM’ye, Şam’a ve SDG’ye aynı anda çağrı yapan pankartlar taşındı.

SDG ile Şam anlaştı: Üç tugaydan oluşan askeri tümen kurulacak
Çatışmalardan anlaşmaya
Süreç, 18 Ocak’ta Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’nın, ağır çatışmaların ardından SDG ile 14 maddelik bir ateşkes çerçevesi üzerinde uzlaşıldığını duyurmasıyla yeni bir evreye girdi. Bu ilk çerçeve; devlet kurumlarının Haseke, Rakka ve Deyrizor’a dönmesini, SDG’nin bu bölgelerden çekilmesini, petrol sahaları, sınır kapıları ve IŞİD tutuklu kampları gibi stratejik başlıkların Şam’a devrini ve SDG’nin askerî yapılarının orduya entegrasyonunu öngörüyordu.
Ancak sahadaki çatışmalar bütünüyle durmadı. 20 Ocak’ta yeni bir dört günlük ateşkes açıklandı, 24 Ocak’ta da bu ateşkes 15 gün uzatıldı.
Bir diğer dönüm noktası ise 29 Ocak’ta yaşandı. Taraflar; kapsamlı ateşkes, askerî ve idarî yapıların aşamalı entegrasyonu, cephe hatlarından çekilme, Haseke ve Qamişlo kent merkezlerine İçişleri Bakanlığı güçlerinin konuşlanması, Özerk Yönetim kurumlarının devlet yapısına dahil edilmesi, Kürt toplumunun medeni ve eğitsel haklarının ele alınması ve yerinden edilenlerin dönüşü başlıklarında uzlaştı.

SDG-Şam anlaşmasına tepkiler
Resmi sayı 1070
SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi, 7 Mart’ta tutuklu ve kayıp yakınlarını temsil eden bir komiteyle görüştü.
Görüşmenin ardından, Suriye hapishanelerinde 1070 sivil ve askerî tutuklu bulunduğuna dair resmî bilgi aldığını açıkladı.
North Press’in aktardığına göre Abdi, bu başlığın 29 Ocak anlaşmasının “merkezî” dosyası olduğunu, taviz verilmeyeceğini ve çözüm için takvimlendirilmiş bir çalışma yürütüldüğünü söyledi.


SDG'den Sipan Hemo Suriye Geçiş Yönetimi Savunma Bakan Yardımcısı oldu
Mart tahliyeleri ve farklı görüşler
Mart ayı boyunca üç ayrı tahliye ya da takas adımı öne çıktı.
Şam merkezli çevrimiçi haber ve yorum platformu Enab Baladi’nin kronolojisine göre, 8 Mart’ta Şam yönetimi 59 SDG mensubunu serbest bıraktı.
Suriye’nin resmi haber ajansı SANA’nın “29 Ocak anlaşmasının uygulanması” kapsamında 10 Mart’ta geçtiği habere göre, Haseke’de karşılıklı 100’er değişim yapıldı.
19 Mart’ta ise yine SANA ve Enab Baladi’nin aktardığına göre iki taraftan 300’er kişi serbest bırakıldı; böylece toplam sayı 600’e ulaştı. Ancak bu tahliyelerin niteliği ve nasıl sayıldığı konusunda kaynaklar birbirini tam olarak doğrulamıyor.
Haseke merkezli Hawar Haber Ajansı (ANHA), 4 Nisan’da “şimdiye kadar iki grubun serbest bırakıldığını” yazarken, Enab Baladi 19 Mart’taki değişimi üçüncü aşama olarak aktardı.
Erbil merkezli Rudaw da 19 Mart’taki adımı üçüncü aşama olarak verirken, bazı ailelerin çocuklarının bu listelerde yer almaması nedeniyle protestoların sürdüğünü yazdı.

SDG-ŞAM ANLAŞMASI
Suriye İç Güvenlik Güçleri Kobanî ve Haseke’ye konuşlanmaya başladı
Rakka’da bekleyen aileler
25 Ocak’ta Enab Baladi, Rakka’da adliye çevresinde toplanan ailelerin, SDG kontrolündeki cezaevlerinde tutulan yakınlarıyla ilgili bilgi beklediğini; annelerin ise resmî bir açıklama gelmeden bölgeden ayrılmadığını fotoğraflar ve saha notlarıyla aktardı.


Suriyeli gazeteci Alaa Muhammed suikastla öldürüldü
Kayıp gazeteciler: Eva Maria Michelmann ve Ahmed Polad
Ailelerin BM önündeki çağrılarında yalnızca savaşçılar ve siviller değil, 18 Ocak’tan bu yana haber alınamayan gazeteciler Eva Maria Michelmann ile Ahmed Polad da yer aldı. Michelmann’ın 2022’den beri Kuzey ve Doğu Suriye’de muhabirlik yaptığı, Ahmed Polad’ın ise 2016’dan bu yana haber ve editörlük alanında çalıştığı belirtildi.
Suriye Enformasyon Bakanlığı, dosyayı izlediğini ancak şimdiye kadar teyit edilmiş bir bilgiye ulaşamadığını söyledi.
Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ), Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) ve Rojava Özgür Basın Birliği, iki gazetecinin Rakka’da gözaltına alınmış ya da alıkonulmuş olabileceğine dair tanık anlatımlarını kamuoyuna taşıdı. Bu anlatımlara göre gazeteciler, kuşatma altındaki bir binadan sivillerle birlikte çıkarken kalabalıktan ayrıldı ve Suriye hükümet güçleriyle ilişkilendirilen ayrı bir araca bindirildi.
Kurumlar, gazetecilerin akıbetinin açıklanmasını ve güvenliklerinin garanti altına alınmasını istedi.

"Hak ihlalleri soruşturulmalı"
Uluslararası insan hakları örgütleri de sahadaki gelişmelere sessiz kalmadı.
BM uzmanları, ateşkesin korunmasının yanı sıra tutuklu ve mahpusların güvenliğinin sağlanmasını, sivillere yönelik ihlal iddialarının soruşturulmasını isterken; Syrians for Truth and Justice (STJ) ile Kürt Avukatlar Birliği, yüzlerce kişinin gözaltına alındığı ve bunların bir bölümünden haber alınamadığı uyarısıyla geçiş yönetimine, gözaltındaki ve kayıp kişilerin akıbetini derhal açıklama çağrısı yaptı.
İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ile Uluslararası Af Örgütü de sivillerin korunması, keyfî gözaltı ve kötü muamele iddialarının araştırılması, hukuka aykırı biçimde tutulanların serbest bırakılması ve gözaltı merkezlerindeki kayıtların korunması gerektiğini vurguladı.
(NÖ)

