Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Suriye Geçici Hükümeti arasında, bugün ateşkes ve kademeli entegrasyonu öngören yeni bir mutabakata varıldı.
Mutabakat, askerî ve idari düzenlemeleri kapsarken, anlaşmaya Türkiye’den ve bölgeden çeşitli siyasi aktörlerden farklı tepkiler geldi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan: “Suriye’de Şam Yönetimi ve SDG arasında bir anlaşma sağlanmasını memnuniyet verici bulduğumuzu özellikle belirtiyoruz. Anlaşmanın sağlanması için çaba gösteren ülkelere, kurumlara, şahsiyetlere, halklara teşekkür ediyoruz. İlk günden itibaren tüm dünyada duyarlılık gösteren, sokaklara çıkan insanların direnişini selamlıyoruz.
“Bu sürecin başarıya ulaşması için DEM Parti olarak kararlı dayanışmamızı sürdüreceğimizi ifade ediyoruz. Rojava’nın iradesi bizim için esastır. Bize düşen, aldıkları kararları desteklemektir. Onların müzakere eğilimini ve masadaki duruşlarını kutluyoruz. Sorunların müzakere ve diyalogla çözüleceğini hep vurguladık, bugün de aynı yerde duruyoruz.”
Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani: “Suriye Hükümeti ile SDG arasında ateşkesin sağlanması, askeri ve idari kurumların entegrasyonu, Kürt halkının medeni ve eğitim haklarının tanınması ile göçmenlerin topraklarına geri dönüşü için varılan mutabakatı memnuniyetle karşılıyor ve destekliyoruz.
“Mutabakat, sorunların barışçıl biçimde çözülmesi ve çatışmaların sona erdirilmesi açısından önemli ve doğru bir adımdır. Biz her zaman diyalog, karşılıklı anlayış ve siyasi yolların, tüm tarafların yararına olacak kalıcı bir çözümün tek kapısı olduğunu vurguladık. Mutabakat, istikrar, toplumsal barış ve bileşenler arasında barışçıl birlikte yaşamın güçlenmesi için sağlam bir zemin oluşturuyor. Birleşik bir Suriye’nin inşasına, Kürt halkının ve tüm bileşenlerin anayasal haklarının güvence altına alınmasına ve Suriye ile bölge genelinde huzurun sağlanmasına vesile olmasını umuyoruz.”

İlham Ahmed: Başta ABD ve Fransa olmak üzere arabuluculara teşekkür ediyoruz
DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Cengiz Çandar: “Anlaşma (uzlaşma), 18 Aralık belgesinden ziyade 10 Mart Mutabakatı’na daha yakın. Bu anlaşmaya göre Suriye’de özerk Rojava bölgesi ve Irak’taki gibi federatif bir yapı söz konusu olmasa da fiilen bir Kürt yerinden yönetimi hayata geçebilir.
“Askeri entegrasyon, SDG’nin istediği gibi olacak, Türkiye’de iktidarın söylediği gibi değil. Bu konuda Ankara’nın gazını almak için yapılacak kelime oyunlarına kulak asmayın. Anlaşmaya, Ankara ağzıyla ‘terör örgütü’ SDG taraf oldu ve yine Ankara ağzıyla ‘terörist elebaşı’ Mazlum Abdi imzaladı. Ankara bu ‘Kürt düşmanı’ kafayı değiştirmediği sürece Suriye’de ve Türkiye’de de baltayı taşa vuracak.”
Gelecek Partisi Bursa Milletvekili Kâni Torun: “Hayırlı olsun. Şimdi herkes dilini düzeltmeli. Bir taraf SDG/YPG terör örgütü ve elebaşı Mazlum demekten, diğer taraf Işidçi, cihatçı, El Kaideci Colani demekten vazgeçmeli. Birisi Suriye’nin herkesçe tanınan devlet başkanı, diğeri de Suriyeli Kürt siyasetçi artık. Orada anlaşma olduğuna göre artık Türkiye’de süreç hızlanmalı. İktidarın ayak sürümek için mazereti kalmadı. Bir an önce eve dönüş yasaları çıkarılmalıdır.”
Eski AKP Milletvekili Mehmet Metiner: “Hayırlı bir antlaşma bu. Onur kırıcı bir antlaşma değil bu. Yenme-yenilme anlayışıyla yapılan bir antlaşma değil bu. Bu barışın kazananı var, kaybedeni yok. Kazanan Araplardır Kürtlerdir, bizatihi Suriye’dir. Bundan sonra bir tek damla kanın akmayacak olması en büyük kazanımdır. Barışın kaybedeni olmaz. PKK’nın Suriyeli askeri gücü Suriye ordusuna entegre edilecek. Yeni bir dönem başlayacak. SDG dönemi bitti. YPG artık yok.
“Suriye PKK’sı bundan sonra PYD olarak siyaseten varlığını sürdürecek. Bundan sonrası herkes için siyaset dönemi. Silah yerini siyasete, ölüm yerini hayata bırakacak. Siyaset yapmasını bilenler kazanacak. PYD kendini Suriye’nin Partisine dönüştürüp Suriye’nin bütününde siyaset yapan bir partiye kendini yeni bir liderlik temelinde dönüştürebilirse kazanır, yalnızca Kürtlere hitap eden o eski sekter ideolojik parti olarak varlığını sürdürürse Kürtler nezdinde bile siyaseten etkisizleşen bir konuma düşer. Bu barışın tesisinde kim ne derse desin Mesut Barzani’nin rolü çok belirleyici oldu.” (TY)


