Türkiye’de son haftalarda okullarda yaşanan ve ölümle sonuçlanan şiddet olayları, eğitimde güvenlik ve cezai yaptırımlar tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı (TÇYOV), yaptığı açıklamada tartışmaların çoğu zaman cezaların artırılması ve güvenlik önlemleriyle sınırlı kaldığını, oysa çocukların suçla ilişkilenmesinin eğitimden kopuş, yoksulluk, psikososyal destek eksikliği, ihmal ve istismar gibi hak ihlalleriyle bağlantılı yapısal bir sorun olduğunu belirtti.

EĞİTİME İKİ GÜN ARA VERİLDİ
Maraş'ta ortaokulda silahlı saldırı: 10 kişi yaşamını yitirdi
"Bu olaylar münferit değil"
TÇYOV’a göre, okul saldırılarının “istisnai” vakalar olarak ele alınması, çocukların suça sürüklenmesine neden olan yapısal koşulları görünmez kılıyor.
Açıklamada, çocukların suçla ilişkilenmesinin çoğu zaman eğitim sisteminden kopuş, ekonomik zorunluluklar, psikososyal destek eksikliği ve korunma mekanizmalarının işlememesiyle bağlantılı olduğu ifade edildi. Vakıf, çocukların ağır suçlarla ilişkilendiği dosyaların sayıca sınırlı olmasına karşın, bu vakaların kamuoyu algısı ve politika tepkileri üzerinde orantısız bir etki yarattığını belirtti.
Açıklamada, 2025 Adalet İstatistikleri’ne göre çocukların fail olduğu “hayata karşı suçlar”ın tüm dosyalar içindeki oranının yüzde 0,0074 olduğu aktarıldı.

Okullardaki şiddeti önlemek için neyi tartışmalıyız?
Rehber öğretmene 348 öğrenci düşüyor
TÇYOV, okullarda rehberlik ve psikososyal destek kapasitesinin yetersizliğine de dikkat çekti.
Vakıf açıklamasında, öğrencilerin yalnızca yüzde 18’inin rehber öğretmenlerle düzenli görüşebildiği, Türkiye’de bir rehber öğretmene ortalama 348 öğrenci düştüğü ve rehberlik hizmetlerine ayrılan bütçenin toplam eğitim bütçesinin binde birinin altında olduğu belirtildi. Bu durumun, eğitim sisteminin çocukların yaşadığı riskleri erken aşamada tespit etme ve çocukları destekleme kapasitesini zayıflattığı vurgulandı.

Siverek’teki okul saldırısı ne söylüyor?
"Okula gitseydim…"
Açıklamada, Meclis Araştırma Komisyonu kapsamında çocuk mahpuslarla yapılan çalışmalara da yer verildi.
Buna göre, çocuk mahpusların yalnızca yüzde 28,7’si hapishaneye girmeden önce düzenli olarak okula devam etti. Yüzde 51,1’i okulu terk etti, yüzde 87,1’i ise çalışmak zorunda kaldı.
TÜİK verilerine göre Türkiye genelinde 15-17 yaş grubunda işgücüne katılım oranı yüzde 24,9. Aynı dönemde 57 binden fazla öğrencinin örgün eğitim dışına yönlendirildiği belirtildi.
Vakıf, çocuk mahpuslarla yapılan görüşmelerde en sık dile getirilen ifadelerden birinin “Okula gitseydim…” olduğunu aktardı.
TÇYOV’a göre bu ifade, okulun yalnızca bir eğitim alanı değil, aynı zamanda çocuklar için koruyucu bir mekanizma olduğunu gösteriyor.

SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR ANLATIYOR
“13 yaşında cezaevine girdim, herkes bize dışardan bakıyor bir de içerden baksınlar”
"Hak ihlali, suça sürüklenmeyi derinleştiriyor"
TÇYOV, çocukların karşı karşıya kaldığı süreci “hak ihlali, korunamama, suça sürüklenme, daha ağır hak ihlalleri ve yeniden suçla ilişkilenme” döngüsü olarak tanımladı.
Vakıf, bu döngü kırılmadıkça şiddetin ve çocukların suçla ilişkilenmesinin önlenemeyeceğini vurguladı.
Açıklamada şu politika önerileri sıralandı:
- Okul temelli sosyal hizmet ve psikososyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi,
- Rehber öğretmen sayısının artırılması ve rollerinin etkinleştirilmesi,
- Eğitimden kopan ve çalışan çocukların sistematik olarak izlenmesi,
- Yerel düzeyde çocuk ve gençlik merkezlerinin yaygınlaştırılması,
- Çocuklar için yargı dışı çözüm mekanizmalarının uygulanması,
- Hapis cezasına alternatif yaptırımların geliştirilmesi,
- Onarıcı adalet yaklaşımlarının çocuk adalet sisteminde temel yaklaşım olarak benimsenmesi.
TÇYOV, farklı sivil toplum örgütlerinin görüşlerini de alarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Araştırma Komisyonu raporuna katkı sunmak amacıyla çocuk adalet sistemine yönelik kapsamlı politika önerileri geliştirdiğini de duyurdu.
Politika önerilerine buradan ulaşabilirsiniz.
(NÖ)

