Kürt sporcuya engel iddiası: Gerekçe 'kontenjan', savunma 'babam da Kürt’
Kürt sporcu Cumali Arslan yürüyüş sporlarında katıldığı yarışmalarda çok sayıda birincilik elde etti. Arslan, 5 Eylül 2020’de Türkiye, 14 Nisan 2024’te Fransa, 11 Ocak 2025’te Almanya, 5 Temmuz 2026’da ise İngiltere’de birinci oldu. Elde ettiği birinciliklerden sonra Kürt kimliğini açıkladı. Almanya’da birinci olduktan sonra Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin bayrağını açtı. Arslan, sonra çeşitli engellere maruz kaldığını, Türkiye Milli Takım kampına alınmadığını belirterek Almanya’ya yerleştiğini söyledi.
Avrupa'da soruşturma başlattı
Arslan, Şubat 2025’te Antalya’da düzenlenen Ünal Aytaç Spor Toto Türkiye Yürüyüş Şampiyonası Statüsü ve International Race Walking Bronze Leven Regulation'na katılmak için başvurdu. Başvurusu kabul edilmeyen Arslan, Türkiye Atletizm Federasyonu’nu, Avrupa Atletizm Federasyonu’na şikayet etti. Avrupa’da başlatılan soruşturmanın ardından Türkiye Atletizm Federasyonu Başkanı Ahmet Karadağ, savunmasını verdi.
“Benim babam da Kürt”
Karadağ, “kişisel not” olarak düştüğü savunmasının son bölümünde şunlara yer verdi:
“Yürüyüş branşı, Türkiye genelinde özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde güçlü bir katılıma sahiptir. Milli Takım yürüyüşçülerimizin birçoğu Sayın Arslan ile aynı bölgelerden gelmektedir. Kişisel bir not olarak, baba tarafından Kürt kökenliyim. Etnik ayrımcılık değerlerimle, TAF’ın politika ve uygulamalarıyla bağdaşmamaktadır.
“En büyük etken Kürdistan Bayrağı açmam”
Kürt sporcu Cumali Arslan, Federasyon Başkanı Karadağ’ı yalanladı. Arslan Karadağ’ın iddialarına şu yanıtı verdi:
“Karadağ, benimle ilgili, Türkiye Atletizm Federasyonu'na bağlı lisanslı sporcu olmadığım için başvuru yapmam gerektiği belirtilmektedir. Oysa ben o dönemde Almanya Atletizm Federasyonu'na bağlı lisanslı bir sporcuydum. Bu nedenle yarışma kaydımın uluslararası prosedür gereği Türkiye Atletizm Federasyonu tarafından yapılması gerekiyordu. Savunmada geçmiş yarış sonuçlarım incelenerek performansımla ilgili değerlendirmeler yapılmıştır. Ancak bu dosyanın konusu performansım değildir. İyi ya da kötü sporcu olmak, bir sporcunun yarışmaya katılma hakkının engellenmesini haklı göstermez.
Lisansım olmadığı iddia edilmiştir. Oysa Almanya Atletizm Federasyonu'na bağlı lisanslı sporcuydum. Geç başvuru yaptığım belirtilmiştir. Oysa başvurum 1 Ocak'ta yapılmış olup son başvuru tarihi 18 Şubat'tı. Yarışmaya neden kabul edilmediğimi öğrenmek için yarışma koordinatörüyle görüştüğümde bana yarışma kayıtlarının kapandığı söylendi. Ancak bu açıklama, başvuru tarihlerine uymamaktadır. Çünkü başvuru tarihim 1 Ocak 2025, yarışmanın son kayıt tarihi ise 18 Şubat. Daha sonra bana 35 kilometrelik yürüyüş yarışmasının yapılmayacağı ifade edildi. Ancak yarışma kayıtlarını incelediğimde yabancı sporcuların aynı yarış için kayıt yaptırdığını gördüm. Bu kez ise bana ‘kontenjanın dolduğu’ söylendi. 15 yıllık spor hayatım boyunca Avrupa, dünya ve olimpiyat organizasyonları dışında bir yürüyüş yarışında kontenjan gerekçesiyle sporcuların reddedildiğine ilk kez tanık oldum.”
“Kürt sporcular üzerinde büyük bir baskı var”
Kürt sporculara baskı uygulandığını belirten Arslan, sözlerine şöyle devam etti:
"Türkiye’de çok sayıda Kürt atlet var. Ancak sporcular üzerinde büyük bir baskı ve asimilasyon politikası var. Bu yüzden sporcular kimliklerini gizlemek zorunda kalıyorlar. Kardeşimle birlikte kimliklerimizi açık ettik. Federasyon bize mesafeli davranmaya başladı. Biz de buna karşı kardeşimle birlikte 2022’de Almanya’ya yerleştik. Burada Kürt kimliğimizle çok sayıda yarışmaya katıldık. Kazandığımız yarışmalarda Kürdistan Bayrağını açtık. Bir de birkaç etkinlikte konuşmacı oldum. Bunun üzerine 2025’te hakkımda dava açıldı. Pasaportuma el konularak Türkiye’de tutuldum. Daha sonra İngiltere’de bir kulüp tarafından davet edilmem üzerine buraya geldim. Hakkımda açılan dava hala duruyor. İngiltere şampiyonası olduğunda sporcuların hepsi İngiliz olmasına rağmen yarışmada 4-5 bayrak açan sporcular görebilirsin. Bu sporun birleştirici gücü olduğunu gösteriyor. Türkiye’deki Kürt sporcular çok sayıda dünya ve Avrupa madalyası kazanmalarına rağmen kendi renklerini gösterme hakları elinde alınıyor.”
(FY)
İstanbul Barosu, adli yıl ve Silivri yargılamaları raporunu açıkladı: İşkence, kötü muamele, tedaviye erişememe...
DEM Partili Güleryüz: Katliam ve saldırılara rağmen direnişimiz devlet heyetini Öcalan'a götürdü
İnsan Hakları Derneği 40 yaşında: Yargı güvence değil, ihlal faili haline geldi
İran Kürdistanı Siyasi Güçleri İttifakı Üyesi Mauludi: Kimseden silah almadık, halkımızı koruduk
PYD Eş Başkanı Hiso: Türkiye, Suriye’deki entegrasyona kendi çözüm sürecine göre yaklaşıyor