İstanbul’un Acıbadem semtinde 22 Haziran 2025’te gerçekleştirilen 11. İstanbul Trans Onur Yürüyüşü’ne katıldıkları iddiasıyla gözaltına alınan 36 hak savunucusu hakkında açılan dava, ikinci gününde İstanbul Anadolu Adliyesi’ndeki 12. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Bugün ifadesi alınan iki hak savunucusunun daha yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbiri kaldırıldı. Sonraki duruşma 9 Ekim 2026, saat 10.30’a bırakıldı.
Yaklaşık yarım saat gecikmeyle başlayan duruşmada, hak savunucularının yanı sıra o gün Acıbadem’de müvekkillerinin yanında bulunan ve gözaltına alınan avukatlar da yargılandı.
2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet iddiasıyla yargılanan aktivistler hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, sanıkların daha önce LGBTİ+ etkinliklerine katılmış olmaları ve “eylemlere öncülük ettikleri” iddiası suç delili olarak gösterildi.
Duruşmada hak savunucularına “ihtira rağmen kendiliğinden dağılmadıkları” iddiası ve eylemde açılan pankartlar da soruldu:
“Toplantı ve gösteri yürüyüşleri yapılan alanda ‘Seni; öpmenin direnişinden, aşkın devriminden seviyorum, Sen kavgamın içinden bir insansın sevgilim, seni seviyorum’, ‘Bu benim kimliğim senin ideololojik aygıtın değil’, ‘LGBTİ+ ile değil saray ile mücadele yılı’, ‘Sırrı Süreyya Önder burada’, ‘Kapitalizmin nesnesi değil devrimin öznesi’, ‘Hepimiz özgür olmadıkça hiçbirimizin onuru gerçek değildir’, ‘I’m not here to fit into your world, I’m here to fight for mine’ ibareleri bulunan pankart ve dövizlerin olduğu tespit edilmiştir. Bu pankart ve dövizleri taşıdınız mı veya eylemci grup içerisinde bulundunuz mu?”
“Tipinizi beğenmedik”
Hak savunucuları ifadelerinde çoğunlukla polisin “dağılın” şeklinde herhangi bir uyarısı olmadığını, dağılmamakta ısrar etmediklerini, Kadıköy Kaymakamlığı’nın yasaklama kararından haberdar olmadıklarını ve eylem gerçekleşemediği için zaten söz konusu dövizleri taşımadıklarını söyledi.
Hak savunucuları ayrıca gözaltına alınırken genellikle “sivil bir araca” bindirildiklerini ve yaklaşık yedi-sekiz saat boyunca ters kelepçeyle bekletildiklerini söyledi.
Sivil giyimli kişilere polis kimliklerini sorduklarını ve neden yolda yürürken durdurulduklarını öğrenmek istediklerini belirten hak savunucuları, polislerin yanıt olarak “Tipinizi beğenmedik” ve/veya “Saçının rengi değişik,” dediğini aktardı.
“Toplum kimdir, kimlerden oluşur?”
Yargılanan hak savunucularının beyanlarından öne çıkanlar şöyle:
“Söz konusu dövizleri taşımadım, zaten asıl suçun Aile Yılı adı altında LGBTİ+’lara uygulanan şiddet olduğunu düşünüyorum. Transların hormona erişiminin yasaklanmasını suç olarak görüyorum. Trans varoluşlarının da Trans Onur Yürüyüşü’ne katılmanın da suç olmadığını düşünüyor ve biliyorum.”
“Lezbiyenlere, geylere, biseksüellere, transeksüellere yönelik bu şiddete karşı gelmeyi bir görev biliyorum. Her sene onlarca trans şüpheli şekilde ölüyor, katlediliyor, intihara sürükleniyor. Bu yürüyüşler, bu cenazeler için de yapılıyor. Bizim cenazelerimiz saygıyı hak etmiyor mu? Bu eyleme, geçtiğimiz sene Sincan Cezaevi’nde şüpheli bir şekilde ölen Poyraz gibi mahpuslar için katıldım. Ayrımcı infaz politikalarına karşı çıkmak için oradaydım. Transların katillerinin bu kadar rahat olduğu bir dünyanın dönüşmesini istiyorum. Yürüyüşlerimiz ‘toplumsal hassasiyet’ gerekçesiyle engelleniyor. Toplum kimdir, kimlerden oluşur? Bizler neden toplumun parçası olarak görülmüyoruz? Sırrı Süreyya Önder, yaklaşık bir buçuk yıl önce devletle bir barış süreci yürütmeye başladı, şimdi Önder’in dövizleri suç olarak iddianameye eklenmiş. Beraatimi ve rahmetli Önder’in anısına saygı talep ediyorum.”
“O gün polis tarafından kaçırılmasam söz konusu dövizleri de tutardım”
“Polisler bana sen trans mısın, ailenden utanmıyor musun, diye sordular, utanmıyorum dedim. Yanımızda işkenceyle gözaltına alınan kadın avukata çıplak arama yapıldı. Ben de kelepçemin önden sıkmasını ve sıkı olmamasını talep ettim, çünkü bileklerim kesilmişti. Ancak polis bu talebimi dikkate almadığı gibi olabildiğince sert sıkarak yine arkadan kelepçeledi beni.”
“İstanbul Emniyeti o gün adeta cadı avı yaparcasına arkadaşlarımızı, yolda yürüyenleri gözaltına aldı. Polisleri gördükten sonra hemen toplandık ve rota değiştirerek yürümeye başladık. Ve ben ‘Başkaldırı/Serhîldan’ yazan dövizini taşıyorken sivil polis olduğunu düşündüğüm bir kişi çekiştirmeye başladı. Dövizimi ve kendimi korumaya çalışırken bu kez üç-dört kişi üzerime çullandı ve beni sürükledi. Milletvekilleri geldikten sonra polisler üzerimden kalktı. Ardından zorla bir sivil araca bindirildim ve ters kelepçe muamelesine maruz kaldım. Emniyette de yoğun şiddet gördük. Trans kadın arkadaşlarımız erkeklerle bir arada tutuldu.”
“Trans Pride’a katılmak suç değil; ama zaten eyleme katılmadan polisler tarafından o gün kaçırıldım. Kaçırılmasam söz konusu dövizleri de tutardım.”
“Hizaya getirme politikası”
Hak savunucularının ardından söz alan avukat Hande Kuday, davanın hukuki değil; politik bir dava olduğunu, sanıkların beyanlarının da bu nedenle politik olduğunu söyledi.
Kuday, savunmasını şöyle sürdürdü:
“Aile Yılı kapsamında LGBTİ+’lara yöneltilen düşmanca muamelelerin, eşit yurttaşlık dışı bir hizaya getirme politikası olduğunu düşünüyoruz. Somut olarak hangi sanığın ne ile suçlandığını şu ana dek anlamadık. Dağılma ihtarını bırakın, arkadaşlarımız daha eylem başlamadan adeta polis tarafından kaçırılmış. Abluka altına alınarak, tahliye koridoru açılmadan polis şiddetine maruz kalmışlardır. Bunun altında yatan kamusal görünürlüklerine ve cinsel kimliklerine sahip çıkma mücadeleleridir. Bazı sanıklar hakkında giydikleri kıyafetlerden bahisle sanki bir ‘örgüt üyesi’ yaratılmaya çalışılıyor. Ayrımcılık yasağını ihlâl eden bu suçmaları kabul etmiyor ve sanıkların tamamının beraatini talep ediyoruz.”
Kuday’dan sonra söz alan Avukat Serhan Akal da “Müvekkilimin ne ile suçlandığını anlamış değilim. Sayın savcı bulabildiği her şeyi iddianameye eklemiş. Sanıkların beyanından anladığımız kadarıyla çoğu kişi henüz toplanmadan polis tarafından gözaltına alınmıştır. Kolluk öncesinde müdahale etmiş ve uyarısını da yapmamıştır. Bu bakımdan suçun unsurları oluşmamıştır,” dedi.
Avukat Gülyeter Aktepe ise sanıkların gözaltı sürecinde gördüğü kötü muameleye dikkat çekerek şöyle dedi:
“Onur Ayı’nda dünyanın her yerinde LGBTİ+’lar barışçıl bir şekilde sokağa çıkıyorlar. Şu an içinden geçtiğimiz sürecin ise bir sonucu var. Bu dava da bu sürecin bir parçası. Müvekkillerimizden bazıları duruşma salonunun dışında çıktığında dahi, örneğin tuvalete giderken, polis tarafından takip ediliyor. Olay günü de aynısı oldu. Bizim için temel mesele, hukuka aykırı başlayan bir yakalama sürecinin yargılama aşamasına geçebilmesi. Ortada unsurları oluşmuş bir suç yok. Polis benim üzerimdeki giysinin rengini beğenmediğinde beni gözaltına alabilir mi? Bu kişi özgürlüğü ve güvenliğinin doğrudan ihlâlidir. Müvekkillerin hepsi işkence gördüğünü beyan etti. Sokakta yürürken polis tarafından kaçırıldıklarını söylediler. Bu insanları sivil bir araca tıkma cüretini kim, nereden bulunuyor? Bu işkence suçları yargılanmazken yürüyüşün yargılanması açık bir ayrımcılıktır. Bu yargılamanın yürütülmesi söz konusu değildir. Tüm sanıkların beraatini talep ediyoruz.”
Aktepe’ye yanıt olarak ise hakim, avukatların, heyete karşı son derece önyargılı olduğunu söyledi.
Hakim, duruşmaya yaklaşık 10 dakika ara verdi. Aranın ardından bugün ifadesi alınan iki hak savunucusunun daha yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbiri kaldırıldı.
* Başlıkta yer alan dövizin Türkçesi: Senin dünyana uymak için değil, kendi dünyam için mücadele etmek için buradayım.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı
Anayasa MADDE 34- (Değişik: 3/10/2001-4709/13 md.)
Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabilir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.
(TY/EMK)







