Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi A.Ş, hakkında, üç yaşındaki çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla açılan davanın duruşması bugün İstanbul Anadolu Adliyesi 2.Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Mahkeme, katılma taleplerini reddetti.
Ayrıca, hâkim reddi talebi 3. ACM’ye gönderildi. Mahkeme, sanığın duruşmaya getirilip getirilmeyeceğini önümüzdeki günlerde değerlendirecek. Ayrıca Fatma Nur Çelik'in ailesine dosya ihbar edilecek. Bir sonraki duruşma 14 Ekim'de görülecek.
Basına ve izleyiciye kapalı olarak görülen duruşma mahkeme heyetinin yerini almasının ardından başladı.
Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuku Komisyonu (TÜBAKKOM) adına müdahalllik ve duruşmanın basına gizliliğin kaldırılması talebinde bulunuldu.
Savcı avukatların katılma taleplerinin kabulüne ve mirasçıların dosyaya davet edilmesi ve sanığın bir sonraki celseye zorla getirilmesine mütalaa verdi. Mahkeme Başkanı tüm talepleri değerlendirmek üzere duruşmaya 20 dakika ara verdi.
Duruşma öncesinde kadın örgütleri de adliye önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya TİP Millietvekili Seda Kadıgil, EMEP Milletvekili Sevda Karaca ve CHP İstanbul Kadın Kolları Başkanı Hatice Selli Dursun da destek verdi.
"Cezasızlık kurumsallaştırıldı"

“İstismar görmezden gelindi failler korundu, Fatma Nur Çelik ve Hira İkra için adalet” yazılı pankartı açan kadınlar ellerinde de “Münferit değil erkek şiddeti”, “Erkeği durdurmayan mekanizmaları işletmeyen evlet suç ortağı” yazılı dövizleri taşıdı.
Kadın örgütleri, adliye önünde yaptıkları açıklamada “hesap sormak için buradayız” diye seslendi. Açıklamada, bulundukları yerin yalnızca bir adliye önü olmadığı, “erkek egemenliğinin, sömürünün ve cezasızlığın kurumsallaştığı düzenin ortası” olduğu ifade edildi.

Kadınlar, Fatma Nur Çelik ve Hifa İkra için bir araya geldiklerini belirterek, yalnızca bu dosya özelinde değil, Türkiye’de istismara uğrayan, korunmayan ve şiddete maruz bırakılan tüm kadınlar ve çocuklar adına adalet talep ettiklerini söyledi.
Yapılan açıklamada, Fatma Nur Çelik’in hem kendi çocukluğunda maruz kaldığı istismarın hem de kızının uğradığı istismarın peşini bırakmadığı, defalarca yetkili kurumlara başvurduğu vurgulandı. Dosyanın Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından gerekli şekilde ele alınmadığı öne sürülerek, koruyucu mekanizmaların işletilmediği ve ihmaller zincirinin yaşandığı ifade edildi.
Kadın örgütleri, Fatma Nur Çelik’in “Başıma bir şey gelirse intihar demeyin” sözünün bir uyarı ve tanıklık olduğunu belirterek, yaşananların sadece bireysel bir suç değil, kurumsal sorumlulukların yerine getirilmemesinin sonucu olduğunu savundu. Açıklamada, Fatma Nur Çelik ve Hifa İkra’nın ölümlerinin şüpheli olduğu ve etkin şekilde soruşturulması gerektiği vurgulandı.
Sanık Ayhan Şengüler’in tutuksuz yargılanmasına tepki gösteren kadınlar, bu durumun cezasızlık politikasının bir göstergesi olduğunu ifade etti. Faillerin serbest bırakılmasının topluma yanlış mesaj verdiğini dile getiren kadınlar, buna karşılık hak arayanların baskı gördüğünü söyledi.
Kadın örgütleri ayrıca, adalet sisteminin cinsel suçlar ve şiddet vakalarında etkili işlemediğini savunarak, devletin failleri koruyan, kadınları ise susturmaya çalışan bir tutum sergilediğini öne sürdü. “Hiçbir vakıf, tarikat ya da cemaat bir kadının ve bir çocuğun yaşam hakkından daha dokunulmaz değildir” denilen açıklamada, bu yapılara yönelik eleştiriler de yer aldı.
Açıklamanın sonunda kadınlar, faillerin yargılanması ve ihmali bulunan herkesin hesap vermesi gerektiğini belirterek, mücadeleden vazgeçmeyeceklerini ifade etti.
Ayrıca sanığın tutuklanması çağrısı yinelenirken, Türkiye Barolar Birliği ve baroların davaya müdahil olması gerektiği vurgulandı. Kadın örgütleri, davanın sonuna kadar takipçisi olacaklarını kamuoyuna duyurdu.
"Dosyaları bize emanet"
Sera Kadıgil de şöyle seslendi:
“Gülistan Doku dosyasında izliyorsunuz. Çünkü bu ülkede bir erkek zenginse, bir erkek güçlüyse, bir erkek sırtını bir tarikata dayadıysa işlediği suçların cezası yok. Fatma Nur bunu biliyordu. Yok, çünkü arkamda işte yargılanıyor karar duruşması var. Öz babası Ayhan Şengüler isimli insan 6 senedir sürüyor bu dava, biliyor musunuz?
Bu kadın bir günde delirip onların dediği gibi sokaklara düşmedi. 6 sene adalet aradı. Polislere gitti, bakanlığa gitti. Bir gün tek bir tutuklama yapılmadı. Fatma Nur öldü, çocuğu da öldü. Mezarlıktalar şu anda. Onları o mezarlığa sokan Ayhan Şengüler hala tutuklu değil. Hala arkamdaki duruşma salonunda.
Ne Adalet Bakanı'nın ne aile bakanının bir ilgisi, bir bilgisi var. Adalet Bakanı'nın çok daha önemli işleri var çünkü televizyonlarda reklamları izleyip hiç kimsenin umurunda olmayan şeylere tepki veriyor. Çünkü gerçekten tepki vermesi gerekenlere tepki verecek yüzü yok.
Ve bugün biz buradayız. Arkamda bugün ölü bir çocuğun istismar davası görülüyor. Babası tarafından istismar edilmiş ölü bir çocuk. Eğer aile bakanı evde oturup reklam izlemek yerine işini yapmış olsaydı, hekimler bu kadında da kızında da derhal sağlık desteği ihtiyacı var cümlesini kurduktan sonra, 10 gün sonra apar topar tedbir çıkarıp onların evine baskına gitmiş olmasaydı, bunu zamanında yapmış olsaydı, Fatma Nur yanımızda olacaktı. İçeride, adliyede kızının istismar davasını takip ediyor olacaktı.
Şu an olmadı. Ama şunu çok iyi bilsinler ki Fatma Nur'un davası, tıpkı Gülistan'ın davası gibi, tıpkı adını bilip bilmediğimiz yüzlerce, binlerce hemcinsimiz gibi bize emanet. İkra'nın dosyası da bize emanet. Bu insanların ölümünde bir parça günahı, bir parça sorumluluğu olan herkes, bu arkamda gördüğünüz cesur kadınların direnişi ve ses çıkarmasıyla karşılaşmaya devam edecek. Teşekkür ederiz burada olduğunuz için. Keşke Fatma Nur da burada olsaydı.”
"Yanımızda olması gerekenler karşımızda duruyor"
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Hatice Selli Dursun, yaptığı açıklamada yaşanan trajedilere dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Aramızda Fatma Nur’un da olması gerekirdi. Hifa’nın ise o sırada güvenli bir yerde bulunması gerekiyordu. Ancak bugün geldiğimiz noktada, her ikisinin de cansız bedeninin Zeytinburnu sahilinde bulunmuş olması, yaşananların vahametini açıkça ortaya koyuyor.”
Fatma Nur Çelik’in geçmişte devletin koruma yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle yaşadığı mağduriyeti hatırlatan Dursun, Çelik’in “Biz fakir ve kimsesiz olduğumuz için mi böyle oluyor? Yanımızda olması gerekenler neden karşımızda duruyor?” sözlerini anımsattı ve bu durumun kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Kayıp ve faili meçhul kadın ölümlerine de değinen Dursun, “Biz hâlâ Gülistan’ın bedenini arıyoruz” diyerek, şüpheli kadın ölümlerine kayıpların da eklendiğine dikkat çekti. Rojin Kabais’in ölümünü hatırlatan Dursun, “Eskiden mahkemelerde ‘etkili cezalar verilsin’ diye talepte bulunuyorduk. Bugün ise ‘Katil kim?’ diye soruyoruz. Bu gidişat normal değildir. Ancak buna birlikte dur diyeceğimize inanıyorum” dedi.
Karaca: “Bir vasiyeti yerine getirmek için buradayız”
Emek Partisi Antep Milletvekili Sevda Karaca ise açıklamasında, adalet arayışının bir vasiyetin yerine getirilmesi anlamına geldiğini belirterek şunları söyledi:
“Bugün burada yalnızca bir davayı takip etmek için değil, aynı zamanda bir vasiyeti yerine getirmek için bulunuyoruz. Bu ülkenin dört bir yanında, adliye saraylarının önünde yüzlerce kadının ‘benim hesabımı sorun, kızımın hesabını sorun’ vasiyetini yerine getirmek için bir araya geliyoruz.”
Fatma Nur Çelik’in bulunmadığı bir davada onun adalet mücadelesini sürdürmenin derin bir yas ve öfke yarattığını ifade eden Karaca, şu sözlerle tepkisini dile getirdi:
“Öfkemizin sebebi çok açık. Yıllar boyunca bir annenin çığlığını duymayanlara soruyoruz: Hira, İkra ve Fatma Nur kapınızı çaldığında neden sessiz kaldınız? Devletin en temel görevini yerine getirmeyenlerin bugün hiçbir kadının anneliğini sorgulama hakkı yoktur. Önce Fatma Nur’un anneliğine hesap vermek zorundasınız.”
"Mücadelemiz sürecek"
DEM Parti İstanbul Kadın Meclisi Sözcüsü Kamile Kandal ise şöyle dedi:
"Tarikatlar, cemaatler korunurken kadınlar ve çocuklar korunmuyor. Bunun altında yatan sebep budur. Biz bütün kadınlarla bu davanın takipçisi olmaya devam edeceğiz. Devletin kurumlarıyla, yasasıyla, bakanlıklarıyla yapması gerekenleri bugün kadınlar yapıyor, aileler yapıyor. Gülistan'ın, Rojin'in ailesi yapıyor. Erkek devlet aklı istediği kadını görmek için Fatma Nur'un da yanında olmadı.Biz bunu bildiğimiz için mücadelemize devam edeceğiz."

Fatma Nur Çelik davasına çağrı: Erkek adalet değil gerçek adalet
(EMK)







