ŞEHİR PLANCISI EVREN BUÇAN BİR YILDIR İDDİANAME BEKLİYOR
Esma Buçan: Evren onurlu olmayı seçti
Şile Belediyesi'nde şehir plancısı olarak görev yapan Evren Buçan, yaklaşık bir yıldır hakkında iddianame hazırlanmadan cezaevinde tutuluyor.
20 yıllık devlet memuru olan Buçan, Şile Belediyesi'ndeki görevine başladıktan yalnızca üç ay sonra tutuklandı. Aradan geçen yaklaşık bir yıla rağmen dosyada hâlâ iddianame bulunmuyor.
Bu süreçte Esma Buçan ise iki çocuğuyla birlikte yalnızca eşinin özgürlüğü için değil, hukuk, adalet ve insan onuru için de mücadele veriyor.
19 Mart operasyonlarının ardından tutuklananların yakınlarının oluşturduğu Aile Dayanışma Ağı'nın (ADA) üyesi olan Buçan, dayanışma eylemlerine katılıyor, diğer tutuklu aileleriyle birlikte seslerini duyurmaya çalışıyor. Bu nedenle zaman zaman sosyal medyada hedef gösteriliyor, hakkında asılsız iddialar ortaya atılıyor ve tehdit mesajları alıyor. Buna rağmen mücadelesini sürdürmekte kararlı.
bianet'e konuşan Esma Buçan, yaklaşık bir yıldır süren belirsizliğin yalnızca hukuki değil, aynı zamanda insani bir yıkıma dönüştüğünü anlattı.
"Evren'in imza yetkisi yok"
Esma Buçan, eşinin dosyasında kamuoyunda oluşturulmaya çalışılan algıyla gerçeklerin örtüşmediğini söylüyor.
"Evren'in imza yetkisi yok. İhale komisyonunda değil. Bir siyasetçi de değil. O sadece şehir ve bölge plancısı."
Eşinin belediyedeki görev süresinin de oldukça kısa olduğuna dikkat çeken Buçan, "20 yıllık devlet memuru olan eşim Evren Buçan, Şile Belediyesi'nde göreve başladıktan henüz üç ay sonra tutuklandı" diyor.
Tutukluluğun üzerinden neredeyse bir yıl geçtiğini hatırlatan Buçan, dosyadaki gizlilik kararı nedeniyle bilgi alamadıklarını belirtiyor.
"İddianamesi hâlâ yazılmadı. Dosyadaki gizlilik nedeniyle bilgi alamıyoruz. Neredeyse bir yıl geçti. Bugün Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na bir kez daha soruyorum: Şile Belediyesi dosyasının iddianamesi nerede? Biz ayrıcalık değil, yargılanma hakkımızı istiyoruz. İddianame açıklansın, adli tatil öncesi yargılama başlasın."
Esma Buçan, eşinin tutukluluğunun yalnızca hukuki değil, vicdani bir sınav da olduğunu düşünüyor.
"İki kızımız var. Çocuklarımız da ben de onu bekliyoruz. Onu bir şekilde itirafçı olması için aldılar ama olmadı. Evren itirafçı olmadı. Onurlu olmayı tercih etti, onursuz yaşamayı istemedi."
"Hayatımız yarım kaldı"
Tutukluluğun yalnızca cezaevindeki kişiyi değil, geride kalan aileyi de etkilediğini söyleyen Esma Buçan, geçen bir yıl boyunca hayatlarının adeta durduğunu anlatıyor.
"Bir senedir bekliyoruz. Hayatımız çok etkilendi. Hayatı planlayamıyoruz. O tutuklandıktan sonra her şeyimiz yarım kaldı. Ben sadece adalet arıyorum. Eşim için, çocuklarım için adalet istiyorum."
Belirsizliğin en ağır tarafının iddianamenin hâlâ hazırlanmamış olması olduğunu ifade eden Buçan, taleplerinin çok açık olduğunu vurguluyor.
"Umudumu kaybetmedim. Evren de kaybetmedi. Geç gelen adalet, adalet değildir. Bir an önce serbest bırakılmasını istiyoruz. En azından iddianamesi yazılsın, hâkim karşısına çıksın. Yargılanmak istiyoruz."
"ADA sayesinde yalnız olmadığımızı gördüm"
Esma Buçan, bu süreçte en önemli dayanışmayı Aile Dayanışma Ağı'nda bulduğunu söylüyor.
İlk zamanlarda yaşadıkları hukuksuzluğun yalnızca kendi ailelerine özgü olduğunu düşündüğünü belirten Buçan, diğer tutuklu aileleriyle tanışmasının bakış açısını değiştirdiğini anlatıyor.
"ADA sayesinde dayanışmayı öğrendim. Ben bu adaletsizliğin sadece bizim başımıza geldiğini sanıyordum. Meğerse neler oluyormuş... İnsan gerçekten başına gelince anlıyor."
Bugün katıldığı her eylemde yalnızca kendi eşi için değil, benzer süreçleri yaşayan yüzlerce aile adına da ses çıkarmaya çalıştığını söylüyor.
Esma Buçan, cezaevindeki fiziksel koşulların da ayrı bir sorun olduğunu anlatıyor.
"Aylarca yerde yattı. Ancak bir koğuş arkadaşı tahliye olunca onun yerine geçebildi."
Tutukluluğun uzamasıyla birlikte belirsizlik kadar cezaevi koşullarının da aile üzerinde ağır bir yük oluşturduğunu ifade ediyor.
"10 dakikalık telefon görüşmesini bayram gibi bekliyoruz"
Esma Buçan'ın kısa süre önce sosyal medyada yaptığı paylaşım, cezaevlerindeki iletişim hakkını yeniden gündeme taşıdı. Haftada yalnızca 10 dakikalık telefon görüşmesini "çok şükür" diyerek anlatması, yüzlerce tutuklu ailesinin ortak deneyimine dönüştü.
İki çocuğuyla birlikte bu kısa telefon süresini paylaşmaya çalıştıklarını, zaman zaman teknik sorunlar nedeniyle bu hakkın da kullanılamadığını anlatan Buçan, çocuklarının babalarının sesini duyabilmek için günlerce beklediğini söylüyor.
"Geçen gün kızımızın doğum gününü kutladılar. Çok sevindik. Bizi ayakta tutan bu dayanışma. Ben güçlü ve umutlu olursam Evren de çocuklarımız da öyle olur. Biz ayrıcalık istemiyoruz. Tek istediğimiz hukuk içinde yargılanmak. İddianame yazılsın, mahkeme kurulsun ve herkes hukukun önünde kendini savunabilsin. Ben sadece eşim için değil, çocuklarım ve adalet için mücadele ediyorum."
(EMK)
KADINLARIN GÜNDEMİ
Ayşe Tokyaz davası için bir çağrı
KADIN CİNAYETLERİNE KARŞI FEMİNSTLERDEN AÇIKLAMA
Esra Tokyaz’dan çağrı: Ben sizden güç almak istiyorum
DURUŞMA 9 EYLÜL'E ERTELENDİ
Ayşe Tokyaz davasında ara karar: Tüm sanıkların tutukluluk hali devam edecek
NATO TUTUKLAMALARI
75 yaşındaki TEMA gönüllüsü Ayten Yakut hakkında tahliye kararı
Ayşe Tokyaz'ı öldürmekten yargılanan Cemil K.’nin Ejegül Ovezova’yı darp ettiği görüntüler dosyada