Engelli Odaklı Habercilik Atölyesi birinci gün: "Kurduğumuz dili sorgulamak zorundayız"
Atölye BİA, 24-25 Haziran tarihlerinde Beyoğlu'ndaki ofisinde engelli hakları ve medya temsiliyeti üzerine bir atölye düzenledi. İlk gün programında Sinem Aydınlı hak odaklı habercilikte dil kullanımının önemini vurgulayarak ayrımcılığın gündelik hayatta fark edilmeden yeniden üretildiğini belirtti. Elif Nur Aybaş engellilik tarihine giriş yaparak sosyal modeli anlattı ve "sakatı sakat yapan şeyin çevre olduğunu" söyledi. Meral Sözen medyada engellilerin acındırma, olağanüstüleştirme ve görünmezleştirme kalıplarıyla temsil edildiğini örneklerle açıkladı. Gazeteci Umut Koşan ise engelliliğin medyada bireysel başarı ya da yetersizlik hikâyeleriyle ele alınmasını eleştirerek hak temelli haberciliğin yapısal sorunlara odaklanması gerektiğini vurguladı. Atölye, engellileri muhatap alan bir habercilik anlayışının gerekliliğine dikkat çekti.
Atölye BİA’nın Beyoğlu’ndaki ofisinde 24-25 Haziran tarihlerinde düzenlenen atölyenin ilk günü Atölye BİA Koordinatörü Ceyda Sungur’un açılış ve çerçeve konuşmasının ardından başladı.
Tanışma bölümünde söz alan katılımcılar son 24 saatte karşılaştıkları hak ihlallerinden bahsetti. Katılımcılar cinsiyetçilikten erişilebilirlik sorunlarına, ifade özgürlüğü ihlallerinden eğitim hakkına yönelik engellere kadar farklı deneyimlerini aktardı.
Atölyenin ilk gün programı şöyleydi:
- Açılış ve çerçeve
- Hak odaklı habercilik yaklaşımı (Sinem Aydınlı)
- Engelli haklarına giriş (Elif Nur Aybaş)
- Medyada dil, temsil ve sorunlu kalıplar (Meral Sözen)
- Haber öğesi ve haber emekçisi olarak engellilik (Umut Koşan)
Bu gönderiyi Instagram'da gör
“Kendi kurduğumuz dili sorgulamak zorundayız”
IPS İletişim Vakfı Araştırma Koordinatörü Sinem Aydınlı “Hak odaklı habercilik yaklaşımı” oturumundaki konuşmasına üç yıl önce üniversitede ders verirken yaşadığı bir deneyimle başladı. Tahtaya çizdiği insan figürünün iki kolu ve iki bacağı olan "standart" bir insan olduğunu fark ettiğini anlatan Aydınlı, bunun kendi sağlamcı bakışını görmesini sağladığını söyledi.
"İnsanı iki eli ve iki ayağı olan bir figür olarak çizdiğim anda normali belirlemiş oldum" diyen Aydınlı, ayrımcılığın çoğu zaman gündelik hayat içinde fark edilmeden yeniden üretildiğini ifade etti.
Hak odaklı haberciliğin kişinin kendi önyargılarıyla yüzleşmesini ve kullandığı dili sürekli sorgulamasını gerektirdiğini belirten Aydınlı, "Kendi düşüncemiz üzerine düşünmek, kendi kurduğumuz dili sorgulamak zorundayız" dedi.
Dil kullanımının önemine de değinen Aydınlı, habercilikte asıl meselenin hassasiyet ya da farkındalık yaratmaktan çok eşit katılımı sağlamak olduğunu söyledi:
Şiddet dilde başlar. Eğer dilde başlıyorsa, dilde dönüştürülebilir de. Bu nedenle yalnızca ihlalleri görünür kılmak değil, onların peşini bırakmamak ve neyin değişip değişmediğini takip etmek gerekiyor.
Sinem Aydınlı hakkında
IPS İletişim Vakfı'nda Araştırma Koordinatörü olarak görev yapmaktadır. Doktora eğitimini Loughborough University London'da, Türkiye basınında “politik ötekiler”in söylemsel inşasını incelediği teziyle tamamladı. 2018 yılından bu yana IPS projelerinde çalışan Aydınlı; medya söylemi, ifade özgürlüğü, nefret söylemi, ayrımcılık ve duyguların kültürel politikaları üzerine çalışmalar yürütmektedir. Akademiyle ilişkisini yarı zamanlı olarak sürdürmektedir.
Bu gönderiyi Instagram'da gör
"Sakatı sakat yapan şey çevredir"
Elif Nur Aybaş, “Engelli haklarına giriş” oturumunda engellilik tarihine kısa bir giriş yaptı. Engelliliğin her dönemde ve her toplumda farklı biçimlerde deneyimlendiğini belirten Aybaş, bu deneyimi anlamak için üç başlığa odaklandı: engelliliğin bağlamsallığı, kurumlar ve norm kavramı. Aybaş, engellilik deneyiminin tarih boyunca değiştiğini söyledi. Bugün kullanılan kavramların ve politikaların da tarihsel süreçler içinde şekillendiğini anlattı.
Kurumların engellilerin yaşamındaki rolüne değinen Aybaş, yatılı okullar, rehabilitasyon merkezleri ve akıl hastaneleri gibi yapıların bir yandan engellileri toplumdan ayırırken diğer yandan ortak deneyimler etrafında bir araya getirdiğini söyledi:
Bir grubu kurumun içine yerleştirdiğinizde onu izole etmiş oluyorsunuz. Aynı zamanda o grubun hayatı üzerinde söz sahibi olacak yeni bir yapı da kurmuş oluyorsunuz.
Engelli hakları hareketinin gelişimine de değinen Aybaş, sosyal modelin engelliliği bireysel bir eksiklik olarak değil, toplumsal ve çevresel engellerin sonucu olarak değerlendirdiğini söyledi. "Sakatı sakat yapan şey çevredir; toplumsal düzenlemeler, fiziksel çevre ve kültürel anlayışlardır" diyen Aybaş, engelli hakları mücadelesinin öznesi olma ve eşit katılım talebi etrafında şekillendiğini vurguladı.
Elif Nur Aybaş hakkında
Lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde, yüksek lisans eğitimini ise Sosyoloji Bölümü'nde tamamladı. Yüksek lisans tezini “Yardımcı Teknolojilere Dair Eleştirel Bir Analiz: Uzantı mı Meta mı?” başlığıyla protezler üzerine hazırladı. Lisans yıllarından bu yana hem çeşitli dernekler bünyesinde hem de bireysel olarak engelli hakları aktivizmi içinde yer almaktadır.
Bu gönderiyi Instagram'da gör
"Engellileri muhatap alan bir haberciliğe ihtiyacımız var"
Meral Sözen, “Medyada dil, temsil ve sorunlu kalıplar” oturumunda engellilerin medyada nasıl temsil edildiğini örnek haberler üzerinden ele aldı. Sözen, engellilerin sıklıkla acındırma, olağanüstüleştirme ve görünmezleştirme kalıplarıyla temsil edildiğini söyledi.
Acındırıcı dil kullanımına örnek veren Sözen, bir görme engelli öğretmenin eğitim materyallerine erişemediği için yaptığı protestonun "yürek burkan görüntüler" başlığıyla verilmesini eleştirdi. Engellilerin gündelik yaşamlarının ve başarılarının da çoğu zaman sıra dışı olaylarmış gibi sunulduğunu belirtti.
Bazı haberlerde ise engellilerin deneyimlerinin görünmez kılındığını ifade eden Sözen, erişilebilir olmayan bir eğitim sisteminin sonucunda üniversiteyi annesinin desteğiyle tamamlayan bir öğrencinin hikâyesinin "fedakâr anne" üzerinden kurulmasını buna örnek gösterdi:
Engelliliği bir hak alanı olarak ele alınması gerekiyor. Kör, görme engelli, sağır ya da otistik demekten çekinmemize gerek yok. Engelliler hakkında değil, engellileri muhatap alan bir habercilik anlayışına ihtiyacımız var.
Meral Sözen hakkında
1983 yılında İstanbul’da doğdu. 2006 yılında İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü'nü, 2019 yılında ise Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü tamamladı. Sağlamcılık karşıtı alanda örgütlü ve bireysel aktivizm yürüten Sözen, eşitlikçi ve kapsayıcı bir dilin yaygınlaşması amacıyla metin analizleri yapmakta ve bu konuda danışmanlık vermektedir. Aynı zamanda bianet Yayın Danışma Kurulu üyesidir.
Bu gönderiyi Instagram'da gör
Yapısal sorunlar görünmüyor
Gazeteci Umut Koşan, "Haber öğesi ve haber emekçisi olarak engellilik" oturumunda engelliliğin haberlerde nasıl temsil edildiğini ve engelli gazetecilerin medya alanındaki deneyimlerini anlattı.
Koşan, engelliliğin çoğu zaman "yapar" ve "yapamaz" ikiliği üzerinden tanımlandığını belirterek bu yaklaşımın bireysel özelliklerden çok toplumsal normlar, ekonomik düzen ve mevcut politikalar tarafından üretildiğini söyledi.
Kendi gazetecilik deneyimlerinden örnekler verdi. Gazetecilik mesleğinde karşılaştığı ayrımcılıkları ve önyargıları aktardı. Engelliliğin tek tip bir deneyim olmadığını vurguladı.
Medyada engelliliğin sıklıkla bireysel başarı ya da yetersizlik hikâyeleri üzerinden ele alındığını söyledi:
Bu yaklaşım engellilerin karşı karşıya kaldığı yapısal sorunları görünmez kılıyor. Hak temelli habercilik ise odağı bireylerin "yapabildikleri" ya da "yapamadıkları" şeylere değil, eşitsizlik üreten koşullara yöneltmesi gerekiyor.
Umut Koşan hakkında
Gazeteciliğe 1997 yılında muhabir olarak başladı. Meslek yaşamı boyunca çok sayıda belgeselin yönetmenliğini üstlenen Koşan, “Göçenlerin Öyküsü” ve “Fotoğrafsızların Öyküsü” başlıklı yazı dizileriyle başarı ödülüne layık görüldü. 2013 yılında Sabancı Vakfı tarafından “Fark Yaratan” seçilen Koşan, Çağdaş Gazeteciler Derneği üyesidir. Ayrıca Dünya Serebral Palsi Komitesi’nde iki dönem boyunca Dünya Serebral Palsi Günü Türkiye temsilciliği görevini yürüttü.
(EG)