MEKANSAL OKURYAZARLIK ATÖLYESİ
Gülşah Aykaç: "Mekana nereden baktığımız, ne gördüğümüzü değiştiriyor"
Dr. Gülşah Aykaç, Atölye BİA'nın 25-26 Temmuz'daki Mekansal Okuryazarlık Atölyesi'nde "Mekanla Yakınlaşma" oturumunda konuştu. Aykaç, araştırmacının mekanla kurduğu yakınlığı ele alarak konumsallık, özdüşünümsellik ve bakım etiği kavramlarını feminist bilgi üretimi çerçevesinde tartıştı. Araştırmacının geçmişinin ve kimliğinin mekana bakışını etkilediğini, bir yeri tanımaktan ziyade onunla tanışmayı öncelemenin önemini vurguladı. Yazmayı araştırmanın ayrılmaz parçası olarak gören Aykaç, araştırılan yere karşı dikkatli ve özenli olmayı, araştırmacının kendi bilgisinin sınırlarını kabul etmesini ve araştırmanın katılımcılara ne sağladığını sorgulamasını önemli buldu. Çinçin araştırmasında mahalle sakinlerinin seçtiği anları fotoğrafladığını ve çalışmayı Türkçe yazarak katılımcılarla paylaştığını belirtti.
Atölye BİA'nın 25-26 Temmuz'da gerçekleştirdiği Mekansal Okuryazarlık Atölyesi'nin ilk gününde Dr. Gülşah Aykaç, “Mekanla Yakınlaşma” başlıklı oturumda katılımcılarla bir araya geldi.
Aykaç, kendi mekansal araştırma deneyimlerinden yola çıkarak araştırmacının mekanla kurduğu yakınlığı ele aldı. Bir yere yaklaştıkça mekanın farklı katmanlarının açığa çıkabildiğini, bu karşılaşmanın araştırmacının başlangıçtaki kabullerini de değiştirebildiğini anlattı.
Aykaç, oturum boyunca konumsallık, özdüşünümsellik ve bakım etiği gibi kavramları feminist bilgi üretimi çerçevesinde tartıştı.
Gülşah Aykaç kimdir?
İTÜ Mimarlık Bölümü’nden 2009 yılında lisans, aynı üniversitenin Mimari Tasarım Yüksek Lisans Programı’ndan 2013 yılında yüksek lisans derecelerini aldı. Doktora çalışmalarını 2015 ve 2020 yılları arasında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Programı’nda yürüttü. 2017 yılında NTUA (National Technical University of Athens) ve 2018 yılında Fulbright ziyaretçi araştırmacı bursu ile NCSU (North Carolina State University) bünyesinde araştırmalar yaptı. Doktora çalışmaları boyunca AsiKeçi (Ankara) ve Victoria Square Project (Atina) gibi kent, kamusal alan ve sanat üzerine bir araya gelmiş kişilerden oluşan bağımsız kent inisiyatiflerinde rol aldı. Güncel olarak, Türkiye bağlamında kentleşme anlatıları, mikro kentsel tarihler, mimarlık eğitiminde feminist kuram ve pedagoji ve de mimarlıkta çağdaş emek süreçleri üzerine bireysel ve kolektif çalışmalar yürütmektedir.
MEKANSAL OKURYAZARLIK ATÖLYESİ
Ceyda Sungur: "Mekansal okuryazarlık içinde bulunduğumuz düzeni sorgulamayı gerektiriyor"
Bir yeri tanımaktan ziyade o yerle tanışmayı öncelemek
Aykaç, araştırmacının geçmişinin, kimliğinin ve deneyimlerinin bir mekanı nasıl gördüğünü etkilediğini söyledi. Konumsallık ve özdüşünümsellik kavramları üzerinden araştırmacının kendi bakışını ve kabullerini de sorgulaması gerektiğini vurguladı:
“Bir yeri tanımaktan ziyade o yerle tanışmayı öncelemek gerekiyor. Bu karşılıklı bir şey aslında. Bir yere gidiyoruz, ben orayı anlamaya çalışıyorum. Orası da benimle bir etkileşime giriyor ve kimi zaman ortak bir şey oluşuyor.”
Aykaç, aynı mekana farklı konumlardan bakan kişilerin farklı bilgiler üretebileceğine dikkat çekti:
Amerika’dan gelen birisinin yaptığı haberle, Çorum’da 80’lerde doğmuş, kendini kadın olarak tanımlayan birisinin yaptığı haber farklı olabilir. ‘Mahalle’ derken kastettiği şey bile farklı olabilir. Mekana nereden baktığımız, ne gördüğümüzü değiştiriyor.
Konumsallık nedir?
Konumsallık, bilgi üreten kişinin kendi toplumsal konumunun, geçmişinin ve deneyimlerinin gördüğü ve yorumladığı şeyleri nasıl etkilediğini sorgulamasını ifade eder. Araştırmacının mekana nereden baktığını ve bu konumun ürettiği bilgiyi nasıl şekillendirdiğini düşünmeye imkan verir.
Özdüşünümsellik nedir?
Özdüşünümsellik, araştırmacının bilgi üretirken kendi bakışını, varsayımlarını ve araştırma sürecindeki etkisini sürekli sorgulamasını ifade eder. Araştırmacı böylece kendisini araştırdığı alandan tamamen bağımsız bir gözlemci olarak konumlandırmak yerine, bilgi üretme sürecindeki kendi rolünü de hesaba katar.
Yazmak da araştırmanın parçası
Aykaç, yazmayı araştırmanın sonunda yapılan ayrı bir iş olarak değerlendirmediğini söyledi. Not alma ve yazma sürecinin düşünmenin ve araştırmacının kendi konumunu sorgulamasının araçlarından biri olduğunu anlattı.
Sahada alınan kısa bir notun daha sonra araştırmanın ya da haberin temel sorusuna dönüşebileceğine dikkat çekti:
Yazmayı araştırmanın ayrılmaz ve içkin bir parçası olarak görmek gerekiyor. Hızlıca aldığımız bir nota sonradan döndüğümüzde, o belki de mekanla ilgili bütün haberin çatkısını kuran bir kelime oluyor. Çünkü çok can alıcı bir şeyi o anda not etmiş olabiliyoruz.
Mekana karşı bakım etiği
Oturumda araştırmacının mekanla ve orada yaşayanlarla kurduğu ilişkinin etik boyutu da tartışıldı.
Aykaç, araştırılan yere karşı dikkatli ve özenli olmayı “bakım etiği” üzerinden ele aldı. Fotoğraf çekmek ya da çekmemek, kullanılan dil ve araştırmada ulaşılamayan deneyimleri açıkça belirtmek gibi kararların bu etiğin parçası olduğunu söyledi.
Aykaç, bir mekanda bazı deneyimlere ulaşamamanın da araştırmanın parçası olarak görünür kılınabileceğini belirtti. Araştırmacının kendi bilgisinin sınırlarını kabul etmesinin, sessizleştirilen veya araştırmanın dışında kalan deneyimleri yok saymamak açısından önemli olduğunu vurguladı.
Aykaç, Çinçin araştırmasında kullandığı yöntemlerden söz ederken fotoğrafla kurduğu ilişkiye de değindi. Görsel temsilin araştırmadaki anlatının önüne geçmemesi için fotoğraf çekme konusunda seçici davrandığını belirtti:
Fotoğraf çekmeme konusunda oldukça kararlıydım. Görsel temsilin, ürettiğim anlatının önüne geçmesini istemiyordum. Mahallede daha çok orada yaşayan insanlarla birlikte dolaştım. Onların beni durdurup ‘burayı çek’ dedikleri, fotoğrafı kendilerinin seçtikleri anlarda çektim. Google Earth üzerinden de bölgede kalan gecekonduları tek tek işaretleyerek dönüşümü takip ettim.
Bakım etiği nedir?
Bakım etiği, etik ilişkileri özen, sorumluluk ve karşılıklılık üzerinden ele alan feminist bir yaklaşım. Araştırma açısından, bilgi üreten kişinin araştırdığı insanlarla ve mekanlarla kurduğu ilişkiyi de sorgulamasını gerektirir. Kimin deneyiminin görünür olduğu, kimin dışarıda kaldığı ve araştırmanın katılımcılar üzerindeki etkisi bu yaklaşımın temel soruları arasında yer alır.
Bu gönderiyi Instagram'da gör
Araştırmacı sahaya ne bırakıyor?
Oturumun sonunda araştırmacı ile araştırmaya katılan kişiler arasındaki ilişki ele alındı. Aykaç, sahada insanlardan zaman ve bilgi talep eden araştırmacının, yaptığı çalışmanın onlara ne sağlayacağını da sorgulaması gerektiğini söyledi.
Araştırmacının neden orada bulunduğunu açıkça anlatmasının önemine dikkat çeken Aykaç, kendi çalışmasında görüştüğü kişilere araştırmasını Türkçe yazacağını ve ortaya çıkan çalışmayı kendileriyle paylaşacağını söylediğini aktardı.
Aykaç, bu çerçevede mekanla yakınlaşmayı karşılıklı bir ilişki olarak ele aldı. Araştırmacının kendi konumunu, kurduğu ilişkiyi ve ürettiği bilginin sınırlarını sorgulamasının araştırma sürecinin bir parçası olduğunu vurguladı.
(EG)
MEKANSAL OKURYAZARLIK ATÖLYESİ
Ceyda Sungur: "Mekansal okuryazarlık içinde bulunduğumuz düzeni sorgulamayı gerektiriyor"
HAK ÖRGÜTLERİYLE BULUŞMALAR - 34
Özgürlük için Hukukçular Derneği: Hapishanelerdeki hak ihlalleri toplumun tamamını ilgilendiriyor
HAK ÖRGÜTLERİYLE BULUŞMALAR - 33
Çağdaş Hukukçular Derneği: Hukuk işlemiyorsa mücadele de değişmek zorunda
HAK ÖRGÜTLERİYLE BULUŞMALAR - 32
Gıda Mühendisleri Odası: "Okul yemeğine kaynak bulunamıyor, NATO bütçeleri artırılıyor"
Engelli Odaklı Habercilik Atölyesi sona erdi: "Kafamızdaki sağlamcıyı öldürmeliyiz"