Mekansal Okuryazarlık Atölyesi’nde ilk gün: Mekanı okumak, sorgulamak ve dönüştürmek
Atölye BİA'nın Beyoğlu'ndaki ofisinde düzenlenen iki günlük Mekansal Okuryazarlık Atölyesi, koordinatör Ceyda Sungur'un açılışıyla başladı. İlk günde katılımcılar, mekanın toplumsal ilişkilerle üretimi, araştırmacının mekanla ilişkisi ve açık kaynaklardan mekansal bilgiye erişim konularını ele aldı. Sungur, mekansal okuryazarlığı "tanıma, tanışma ve dönüştürme" süreci olarak tanımlayarak mekanın toplumsal hafıza, gündelik yaşam ve toplumsal cinsiyet üzerinden farklı deneyimlendiğini vurguladı. Gülşah Aykaç araştırmacının konumsallığını ve bakım etiğini tartıştı. Nuray Çolak Tatlı haritalar ve açık kaynaklardan mekan araştırmasında yararlanmayı anlattı. Atölye, katılımcıların Tarlabaşı hakkındaki izlenimlerini yazdığı ve ertesi gün saha çalışmasıyla devam edecek bir egzersizle sona erdi.
Atölye BİA’nın Beyoğlu’ndaki ofisinde düzenlenen ve iki gün sürecek olan Mekansal Okuryazarlık Atölyesi, bugün Atölye BİA Koordinatörü Ceyda Sungur’un açılış ve çerçeve konuşmasının ardından katılımcıların tanışmasıyla başladı.
Atölyenin ilk gününde katılımcılar, mekanın toplumsal ilişkilerle nasıl üretildiğinden araştırmacının mekanla kurduğu ilişkiye, açık kaynaklardan mekansal bilgiye erişimden saha çalışması öncesi yazma pratiğine kadar farklı başlıkları ele aldı.
Atölyenin ilk gün programı şöyleydi:
- Mekansal Okuryazarlığa Giriş (Ceyda Sungur)
- Toplumsal Mekanın Üretimi (Ceyda Sungur)
- Mekanla Yakınlaşma (Gülşah Aykaç)
- Açık Kaynaklardan Mekansal Bilgiye Erişim (Nuray Çolak Tatlı)
- Tarlabaşı’nı Nasıl Bilirsiniz?
MEKANSAL OKURYAZARLIK ATÖLYESİ
Ceyda Sungur: "Mekansal okuryazarlık içinde bulunduğumuz düzeni sorgulamayı gerektiriyor"
MEKANSAL OKURYAZARLIK ATÖLYESİ
Gülşah Aykaç: "Mekana nereden baktığımız, ne gördüğümüzü değiştiriyor"
Bu gönderiyi Instagram'da gör
Mekanı tanımaktan dönüştürmeye: Mekansal okuryazarlık
Atölyenin ilk günü, Dr. Ceyda Sungur’un yürüttüğü “Mekansal Okuryazarlığa Giriş” oturumuyla başladı. Sungur, katılımcılarla mekansal okuryazarlığın ne anlama geldiğini tartıştı. Mekanı toplumsal hafıza, gündelik yaşam, sınıfsal ilişkiler ve kentteki dönüşümler üzerinden ele aldı.
Katılımcılar, mekan ve hafıza ilişkisini farklı örnekler üzerinden tartıştı. Binaların mimarları, kapı zilleri, kentsel dönüşümle küçülen evler ve mahallelerde değişen ticari yapılar bu örnekler arasındaydı. Sungur, mekansal okuryazarlığı “tanıma, tanışma ve dönüştürme” süreci olarak tarif etti.
Sungur, mekanı tanımanın ötesine geçerek oradaki toplumsal ilişkilere müdahil olmanın önemine dikkat çekti:
Mekanın taşıdığı toplumsal ilişkiler bütünüyle karşılaştığımızda, o mekanla bir tanışma yaşamaya başlarız. Böylece mekanın ve oradaki toplumsal ilişkilerin parçası olur, yani müdahil olmaya başlarız. Burada dahillik ve müdahillik arasındaki farka vurgu yapmak isterim. Dahillik bir şeyin parçası olmak, müdahil olmak ise onu değiştirme ve dönüştürme kapasitesini de içinde barındırıyor. Bu süreci bir farkındalık kazanma süreci olarak düşünebiliriz.
Bu çerçevede Sungur, mekansal okuryazarlığı eleştirel düşünmeyle gelişen ve zamanla bir yurttaşlık pratiğine dönüşen bir süreç olarak ele aldı.
Mekan toplumsal ilişkilerle nasıl üretiliyor?
Günün ikinci oturumunda Ceyda Sungur, “Toplumsal Mekanın Üretimi” başlığıyla katılımcılarla bir araya geldi. Oturum, “Neden mekan değil de toplumsal mekan diyoruz?” sorusuyla başladı. Katılımcılar bu soruyu hafıza, sosyalleşme, eşitlik, güvenli alan ve farklı toplumsal grupların mekanla kurduğu ilişkiler üzerinden tartıştı.
Sungur, mekanın toplumsal ilişkilerle birlikte şekillendiğini vurguladı. Toplumsal ilişkilerin mekan içinde kurulduğunu, bu ilişkilerin de mekanı sürekli değiştirdiğini anlattı. Sosyoekonomik koşulların, kültürün, kimliğin, toplumsal cinsiyetin ve iktidar ilişkilerinin mekanın üretiminde rol oynadığını söyledi.
Sungur, mekanın toplumsal cinsiyete göre farklı deneyimlendiğini gündelik pratikler üzerinden vurguladı:
Belli rotalarda gidebiliyorsun. Sadece aydınlığın olduğu yerleri tercih ediyor, kendini daha güvende hissetmek için belki yolunu uzatıyorsun. Ama ışığın olması da kendini güvende hissetmek için yeterli değil. Evleri de güvenli alanlar olarak düşünüyoruz. Oysa ev içi şiddet psikolojik ve toplumsal şiddetin de vücut bulduğu en mikro alanlardan biri.
Ceyda Sungur kimdir?
ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama bölümünden mezun. İTÜ'de kentsel tasarım alanında yüksek lisansını, Université Paris-I-Panthéon-Sorbonne'da ise Coğrafya doktorasını tamamlamıştır. Çalışmaları toplumsal cinsiyet, gündelik hareketlilik, emek coğrafyası ve feminist coğrafya alanlarına odaklanmaktadır. Şu an da IPS İletişim Vakfı bünyesinde Atölye BİA Koordinatörü olarak çalışmaktadır.
Bu gönderiyi Instagram'da gör
Mekanla yakınlaşmak: Araştırmacı nerede duruyor?
Günün üçüncü oturumunda Gülşah Aykaç, “Mekanla Yakınlaşma” başlığıyla katılımcılarla bir araya geldi. Aykaç, kendi mekansal araştırma deneyimlerinden yola çıkarak bir mekanı araştırırken kurulan yakınlığı ve araştırmacının bilgi üretimindeki konumunu ele aldı. Mekanla yakınlaştıkça farklı katmanların açığa çıktığını ve araştırmacının kendi kabullerini de sorgulamaya başladığını anlattı.
Aykaç, konumsallık ve özdüşünümsellik kavramları üzerinde durdu. Araştırmacının kimliğinin, geçmişinin ve deneyimlerinin mekanla kurduğu ilişkiyi etkilediğini söyledi. Bir yeri tanımaktan çok o yerle “tanışmayı” öncelemek gerektiğini belirtti. Bu tanışmayı, araştırmacının mekanı anlamaya çalışırken mekanın da araştırmacıyı etkilediği karşılıklı bir süreç olarak tarif etti.
Aykaç, mekan üzerine bilgi üretirken araştırmacının kendi konumunu da sorgulaması gerektiğine dikkat çekti:
Bizim bir mekanda deneyimimiz var ama orada kimlerin deneyimi var? Bastırılan kişilerin deneyimleri ya da hiç bahsedilmeyen deneyimler var mı? Bedenlenen bilgiden bahsediyorsak ‘Kimin bedeni?’, özdüşünümsellikten bahsediyorsak ‘Kimin mekanı?’ diye sorabiliriz.
Oturumda bilgi üretmenin etik boyutu da tartışıldı. Aykaç, araştırılan yere ve orada yaşayanlara karşı dikkatli ve özenli olmayı “bakım etiği” üzerinden aktardı. Fotoğraf çekme kararından kullanılan dile kadar araştırma sürecindeki tercihlerin etik boyutuna dikkat çekti.
Gülşah Aykaç kimdir?
İTÜ Mimarlık Bölümü’nden 2009 yılında lisans, aynı üniversitenin Mimari Tasarım Yüksek Lisans Programı’ndan 2013 yılında yüksek lisans derecelerini aldı. Doktora çalışmalarını 2015 ve 2020 yılları arasında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Programı’nda yürüttü. 2017 yılında NTUA (National Technical University of Athens) ve 2018 yılında Fulbright ziyaretçi araştırmacı bursu ile NCSU (North Carolina State University) bünyesinde araştırmalar yaptı. Doktora çalışmaları boyunca AsiKeçi (Ankara) ve Victoria Square Project (Atina) gibi kent, kamusal alan ve sanat üzerine bir araya gelmiş kişilerden oluşan bağımsız kent inisiyatiflerinde rol aldı. Güncel olarak, Türkiye bağlamında kentleşme anlatıları, mikro kentsel tarihler, mimarlık eğitiminde feminist kuram ve pedagoji ve de mimarlıkta çağdaş emek süreçleri üzerine bireysel ve kolektif çalışmalar yürütmektedir.
Bu gönderiyi Instagram'da gör
Açık kaynaklardan mekansal bilgiye erişim
Günün dördüncü oturumunda Nuray Çolak Tatlı, “Açık Kaynaklardan Mekansal Bilgiye Erişim” başlığıyla katılımcılarla bir araya geldi. Çolak Tatlı, bir mekanı araştırırken kullanılabilecek açık kaynakları ve bu kaynaklardan elde edilen verilerin habercilikte nasıl değerlendirilebileceğini anlattı.
Haritaların mekanı temsil etme biçimine de değinen Çolak Tatlı, haritada neyin gösterildiği kadar neyin dışarıda bırakıldığının da önemli olduğunu vurguladı. Haritaların üretim amaçlarının ve kullanılan tekniklerin, mekan hakkında ortaya çıkan bilgiyi etkileyebileceğine dikkat çekti.
Oturumda İstanbul’a ait farklı dönemlerde hazırlanmış haritalar, hava fotoğrafları ve dijital veri tabanları incelendi. Katılımcılar, farklı tarihlere ait haritaları ve hava fotoğraflarını karşılaştırarak kentsel dönüşümün ve yapılaşmanın zaman içindeki değişiminin nasıl takip edilebileceğini örnekler üzerinden gördü.
Çolak Tatlı, açık kaynaklardaki mekansal verilerin habercilikte sağlayabileceği imkanlara da dikkat çekti. Bir yolun hangi kurumun sorumluluğunda olduğundan kültürel miras yapılarına, nüfus ve ulaşım verilerinden kentsel gelişime kadar farklı bilgilerin haritalar üzerinden araştırılabileceğini aktardı.
Nuray Çolak Tatlı kimdir?
2008 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama bölümünden mezun oldu. Aynı alanda yüksek lisans ve doktora derecesi aldı. İmar mevzuatı ve gayrimenkul geliştirme süreçleri konusunda çalışmalarını sürdürmektedir.
Bu gönderiyi Instagram'da gör
Tarlabaşı’nı nasıl bilirsiniz?
Atölyenin ilk günü, “Tarlabaşı’nı Nasıl Bilirsiniz?” başlıklı yazma egzersiziyle sona erdi. Katılımcılardan Tarlabaşı’na gitmeden önce bölge hakkında bildiklerini, duyduklarını ve merak ettiklerini yazmaları istendi.
Egzersizde katılımcılar, Tarlabaşı’na ilişkin mevcut izlenimlerini ve sahada görmek ya da sorgulamak istedikleri konuları kendileri için not etti. Bu ilk metinler, ertesi gün yapılacak saha çalışması öncesinde katılımcıların mekana ilişkin başlangıçtaki kabullerini görünür kılmayı amaçladı.
Katılımcılardan saha çalışmasının ardından Tarlabaşı’yla kurdukları “tanışma hikayesini” bir feature story’ye dönüştürmeleri istendi.
Feature story nedir?
Feature story, bir konuyu ya da mekanı gözlem, ayrıntı ve sahadan edinilen deneyimler üzerinden anlatan gazetecilik türüdür. Haber diline göre daha anlatısal bir yapı kurabilir; mekan, kişiler, atmosfer ve gündelik hayatın ayrıntıları metnin önemli parçalarıdır. Muhabirin sahada gördükleri, duydukları ve karşılaşmaları anlatının kurulmasına katkı sağlar.
(EG)
MEKANSAL OKURYAZARLIK ATÖLYESİ
Nuray Çolak Tatlı: "Her haritanın bir politikası, gösterdiği ve göstermediği şeyler var"
MEKANSAL OKURYAZARLIK ATÖLYESİ
Gülşah Aykaç: "Mekana nereden baktığımız, ne gördüğümüzü değiştiriyor"
MEKANSAL OKURYAZARLIK ATÖLYESİ
Ceyda Sungur: "Mekansal okuryazarlık içinde bulunduğumuz düzeni sorgulamayı gerektiriyor"
HAK ÖRGÜTLERİYLE BULUŞMALAR - 34
Özgürlük için Hukukçular Derneği: Hapishanelerdeki hak ihlalleri toplumun tamamını ilgilendiriyor
HAK ÖRGÜTLERİYLE BULUŞMALAR - 33
Çağdaş Hukukçular Derneği: Hukuk işlemiyorsa mücadele de değişmek zorunda