İstanbul’da üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz’ın öldürülmesine ilişkin davada, ihraç polis Cemil K.’nin baş sanık olduğu yargılama Küçükçekmece Adliyesi’nde sürüyor. Savcı tüm tutuklu sanıkların tutukluluk haline mütalaa açıkladı.
Mahkeme, adli kontrol altındaki sanıklar hakkındaki tedbirlerin devamına karar verdi. Ayrıca, Cemil Koç’a dosyadaki delillerin gönderilmesi yönünde karar alındı. Avukatlar, duruşmanın daha büyük bir salonda görülmesi için mahkemeye dilekçe sundu. Duruşma, 30 Haziran ve 2 Temmuz tarihlerine, saat 10.00’a ertelendi.

KADINLARIN GÜNDEMİ
Ayşe Tokyaz cinayeti: Erkek-devlet aklı nasıl çalışır?
Hatırlatma: Dosyada başlangıçta 9 erkek sanık yer alıyordu. Bunların 8’i tutuklu, 1’i adli kontrol şartıyla serbestti. 24 Mart 2026 tarihli duruşmada iki polis hakkında açılan dava da dosyaya eklendi. Böylece sanık sayısı 11’e yükseldi. Sonradan dosyaya giren iki polis hakkında “görevi kötüye kullanma” ve “kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme veya yayma” suçlamaları bulunuyor.
29-30-31 Aralık 2025’teki ilk duruşmalarda, Cemil K. dışındaki sanıkların savunmaları alındı. Sanıklar suçlamaları reddetti, tahliye talebinde bulundu. Mahkeme tutukluluk halinin devamına hükmetti.
Küçükçekmece 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmayı siyasetçiler ve kadın örgütleri de izledi. CHP’den Aile ve Sosyal Politikalar Gölge Bakanı Aylin Nazlıaka, DEM Parti’den Özgül Saki, CHP Kadın Kolları Başkanı Hatice Selli Dursun ile Kadın Cinayetlerine Karşı Feministler ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu salonda yer aldı.
Baş sanık Cemil K. duruşmaya SEGBİS üzerinden katıldı. Üç tutuklu sanık ile tutuksuz bir sanık salonda hazır bulundu. Malatya Emniyet Müdürlüğü’nde görevli polis Zülküf B., Cemil K.’yi tanımadığını, adını başka bir sanık üzerinden duyduğunu belirtti.
Büroda görevliyken bir meslektaşının kendisinden bilgi talep ettiğini, kendisine gönderilen TC kimlik numarası üzerinden sistemdeki kayıtları paylaştığını anlattı. Talebin hangi soruşturmayla ilgili olduğunu bilmediğini dile getirdi. İlgili kişinin firari olduğuna dair bilgiyi de ilettiğini söyledi.
"Suç kastı taşımadı"
Aile avukatları, Zülküf B.’ye bir mesajında “yardım yataklıktan yatar” ifadesini kullandığı iddiasını sordu. Zülküf B., bu mesajı olay ortaya çıktıktan sonra, anlatılanlar üzerine yazdığını, herhangi bir delile dayanmadığını belirtti. Avukatı, disiplin soruşturmasında ceza verilmediğini, müvekkilinin kastının bulunmadığını savundu.
Tutuklu polis Necdet Ç., ifade metnini kendisinin gönderdiğini, bunu refleksle yaptığını ve suç kastı taşımadığını dile getirdi. Duruşma sırasında taraflar arasında zaman zaman tartışma yaşandı. Mahkeme başkanı müdahale ederek düzeni sağladı.
Müşteki Esra Tokyaz da duruşmada sanıklara tepki gösterdi. Polislerin kendisini salondan çıkarmak istemesine karşı çıktı. Kısa süreli gerginliğin ardından, avukatların araya girmesiyle salonda kalmaya devam etti.
Necdet Ç., bilirkişi raporundaki “kayıtların bilinçli silindiği” değerlendirmesine karşılık, yalnızca önemsiz gördüğü kayıtları sildiğini, önemli olanları sakladığını savundu.
Cemil K.’nin kendisine bazı kayıtları kontrol etmesini söylediğini, ancak bakmadığını dile getirdi. Olay günü İstanbul’a davet edildiğini, izin alamadığı için gitmediğini de aktardı.
Ayrıca Cemil K. ile arasında para alışverişi bulunduğunu, bu paraları borç olarak aldığını belirtti.
Cemil K., duruşmada ses kayıtlarının kendisine ulaşmadığını, raporun tamamını görmeden savunma yapamayacağını dile getirdi. Dosyadaki bazı delillerin değiştirilmiş olduğunu öne sürdü. Daha önce sunduğu dilekçelerin işleme alınmasını ve talep ettiği verilerin kendisine verilmesini istedi. Bir süre sonra savunma yapmaktan vazgeçti.
Mahkeme heyetinin sorularını yanıtlayan Cemil K., Ayşe’nin hayatını kaybettiği anı gördüğünü söyledi. O sırada yardım çağırmak için telefon aradığını, Ayşe’ye kalp masajı yaptığını dile getirdi. Bir süre beklediğini, ardından müdahalede bulunduğunu belirtti. Sağlık ekiplerine neden daha erken ulaşmadığı sorusuna net yanıt vermedi.
Ayşe’nin merdivenden düştüğünü, burnunun daha önceden kırık olduğunu, ölümün beyin kanamasından kaynaklandığını öne sürdü. E-Nabız kayıtlarının incelenmesini talep etti.
Duruşmada diğer sanıklar da savunma yaptı. Bazı sanıklar dosyayla ilgilerinin bulunmadığını, uzun süredir tutuklu olduklarını dile getirdi. Polis sanık İlker Ü., masumiyet karinesinin ihlal edildiğini, sürecin başında basına servis edildiğini belirtti. Diğer sanıklar da suçlamaları reddederek beraat talebinde bulundu.
Sanıklar arasındaki ilişkiler ve olay günü yaşananlara dair çelişkili anlatımlar duruşmada öne çıktı.
Cemal A.’nın avukatı, dosyada somut delil bulunmadığına dikkat çekti. Kamera kayıtları ile HTS verilerinin karşılaştırılmasına dayanan uzman görüşünü hatırlattı. Bu verilere göre müvekkilin bulunduğu yer ve zaman bilgilerinin birbiriyle uyumlu olduğunu belirtti. Müvekkilin dosyadaki kişilerden yalnızca Cemil K.’yi tanıdığını dile getirdi.
Haziran 2022’den olay tarihine kadar yapılan görüşmelere işaret edildi. Ayşe T.’nin olaydan kısa süre önce Cemal A. ile görüştüğü, sonrasında iletişim kurulmadığı bilgisi öne çıktı. Esra T. ile yapılan görüşme kayıtlarının sayısına da vurgu yapıldı.
Cemil K.’nin anlatımına göre, Esra T.’nin eve geldiğinde Ayşe T.’yi kanepede gördüğü ve bir süre sonra morarmanın başladığı bilgisi dosyada yer aldı. Saat 21.36’daki telefon görüşmesi de hatırlatıldı.
Avukat, bu verilerin müvekkilin olayla bağlantısı bulunmadığını ortaya koyduğunu savundu. Yargılama sürecinde masumiyet karinesinin gözetilmesi gerektiğini, medyadaki yaklaşımın ise lekelenmeme hakkını zedelediğini belirtti.
Sanıkların tahliyesi istendi
Ayşe Tokyaz'ın ölümünde sorumluluğu bulunan herkesin cezalandırılması gerektiğini vurgulayan avukat, suçla bağlantısı olmayan kişilerin ayrılması gerektiğine dikkat çekti. Dosyada yer alan Cemil K.’nin anlatımları hatırlatılarak, mevcut deliller ışığında Cemal A.’nın suça etkisi ya da dahlinin bulunduğunu söylemenin mümkün olmadığı ifade edildi.
Somut bir durumun ispatının kolay olduğu, ancak bu dosyada “yokluğun ispatı”nın yapılmaya çalışıldığı belirtildi. Müvekkilin 8 aydır tutuklu bulunduğu, cezaevinin uzaklığı, evli ve çocuk sahibi olması gibi nedenlerin mağduriyet yarattığı vurgulandı.
Dosyadaki delil durumunun mahkeme tarafından değerlendirileceği belirtilerek, tanık olması gereken bir kişinin sanık olarak yargılandığına dikkat çekildi. Müvekkilin sabit ikamet sahibi olduğu ve dosya açısından delillere zarar verme ihtimalinin bulunmadığı ifade edilerek tahliye talep edildi. Aksi yönde bir değerlendirme yapılması halinde ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılması istendi.
Avukat AYM'ye başvuracağını açıkladı
Ayrıca, Sanık Barış C.A.'nın müdafi Avukat Mehmet Metin Karagöz, "Nasıl düştü Esra, Esra" diye sorunca Esra "kasıtlı yapıyor" dedi, tepki gösterdi. Bunun üzerine Karagöz, Esra'ya hakaret etti.
Sanık Yusuf Ziya S.’nin avukatı, müvekkilinin öldürme fiilinin planlanması ve işlenme sürecinde yer almadığını, olay sırasında araçtan indiğini ve valizin alınması sırasında bulunmadığını belirtti. Valizin indirilmesine yalnızca kısa süreli yardım ettiğini, TCK 281 kapsamında olsa da delilleri bilerek gizlemediğini savundu.
Suçun katalog suçlardan biri olmadığını, somut delil bulunmadığını ve 9 aydır tutuklu olduğunu vurguladı. Tutuklamanın ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu belirterek tahliye talep etti; aksi durumda adli kontrol uygulanmasını, serbest bırakılmaması hâlinde AYM’ye başvuracaklarını açıkladı.
"Tahliye edilenler kaçabilir" uyarısı
Ayşe Tokyaz’ın avukatları, duruşmada özellikle sanık Cemil Koç’un tutumuna dikkat çekti. Koç’un sorulara yanıt vermekten kaçındığını ve süreci ciddiye almadığını belirten avukatlar, bu yaklaşımın yargılamayı olumsuz etkilediğini vurguladı.
Avukatlar, Ayşe Tokyaz’a yönelik tehdit iddialarının arkasında kamu görevlilerinin rolü olabileceğini dile getirerek, görevini kötüye kullandığı öne sürülen polislerin de etkin şekilde yargılanmasını talep etti. Kadınların başlarına bir şey geldiğinde başvurdukları kurumların güvenilirliğinin bu dava açısından kritik olduğunu söyledi.
Dosyada delillerin tam olarak toplanmadığını ve bazı sanıkların sorulara yanıt vermediğini belirten avukatlar, bu aşamada tahliye kararına karşı çıktı. Tahliye halinde delillerin karartılabileceği ve şüphelilerin kaçabileceği uyarısında bulundu.
Yargılamanın yalnızca bu dosyayla sınırlı olmadığını vurgulayan avukatlar, verilecek kararın benzer davalar açısından da belirleyici olacağını söyledi.
"Kamu kaynakları kötüye kullanıldı"
Kadınların kamu kurumlarına duyduğu güvenin zedelendiğine dikkat çeken avukatlar, sürecin bu yönüyle de önem taşıdığını söyledi.
Avukatlar ayrıca, olayda kamu gücünün kötüye kullanıldığına dair ciddi iddialar bulunduğunu ve bir kadının öldürülmesinin ardından delillerin karartıldığı şüphesinin görmezden gelinemeyeceğini belirtti.
"Suç ortaklarını korumayın"
Duruşma öncesinde Kadın Cinayetlerine Karşı Feministler basın açıklaması yaptı. Rüya Kurtuluş’un okuduğu açıklama şöyle:
"Bu davada olmayan ama haklarında ayrıca açılan davada yargılanan Küçükçekmece Emniyeti mensubu erkekler de var. Esra’nın yardım çağrısına saatler sonra gelen, kardeşin reşit diyerek önem vermeyen, Cemil Koç’un mesai arkadaşı oldukları için Esra’yı oyalayan, instagramdan ekleyip Esra’yı taciz eden, karakolda Esra’nın telefonuna el koyup taciz mesajlarını silen, Esra’yı şikayetçi olursa kardeşini bulmalarının uzamasıyla tehdit eden, Cemil Koç’a Esra’nın verdiği ifadeleri gönderen polisler.
Biz bu davada organize bir suç örgütü görüyoruz. Emniyetinden erkeklerine geniş bir suç şebekesi yargılanıyor bu davada. Hem patriyarkal sistemin hem de yaygın cezasızlığın ve adaletsizliğin onlara sağladığı avantajları sonuna kadar kullanan erkekler yargılanıyor!
Cemil Koç’un bugüne kadar işlediği suçların üstü örtülebildi. Ejegül’ün ölümü sonrası etkin soruşturma yürütülmedi. Erkeklere uygulanan cezasızlık politikaları kadınların hayatına mal oluyor.
Esra kızkardeşi Ayşe’ye şiddetten kurtulması için yardım etmeye çalışırken Ayşe bu ülkede erkek şiddetine karşı kadınları koruyan, şiddeti önleyen, cezalandıran politikalar olduğuna güvenemedi, “o çok güçlü” dedi. Önleyici koruyucu politikaların olmaması kadınların hayatına mal oluyor.
Esra Tokyaz kızkardeşi için karakol karakol gezerken polisler katil Cemil Koç’a yardım etti. Ayşe Tokyaz cinayeti’nden sonra Beşiktaş’ta yaptığımız yürüyüşte “Ayşe’nin katili Cemil Koç, suç ortağı katili koruyan polisler” yazan pankartımıza emniyet engel olmaya çalışmıştı. Şimdi polislerin yargılandığı bu davadayız! Polisin görevini yapmaması, erkeklerle işbirliği yapması kadınların hayatına mal oluyor.
Katil Cemil Koç ve onunla hareket eden erkekler para ve suç ilişkileriyle birbirine bağlanmış, erkek egemen sisteminin güç verdiği, cesaretlendirdiği erkekler. Birazdan adliyeye gireceğiz. Erkeklerin bu gücü arkalarında hissetmediği, Ayşe’nin katillerinin bütün ilişkileriyle birlikte açığa çıkarıldığı ve erkek adaletin değil gerçek adaletin tecelli ettiği bir duruşma olmasını istiyoruz. Bunu feminist mücadelemizle kazanacağımıza inanıyoruz. Erkek adalet değil, gerçek adalet."
"Erkekler suçta organize oluyor"

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu da şu açıklamayı yaptı:
“Biz bu dosyada şunu gördük hem kollukta hem de aktif görevdeyken kirli işlerini yaptırdığı onlarca erkek var. Gerek erkek Egemen sistem gerekse suçta ortaklık ettiği şu an yargılanan sanıklarla birlikte organize bir şekilde öldürdüğü Ayşe tokyaz'ın bedenini yok etmeye çalışmışlar.
Erkeklik suçta organize olabiliyor öldürdükleri bir kadının bedenini nasıl yok edeceklerini kime hangi görevi vereceklerini kararlaştırabiliyor.
Son zamanlarda bu şekilde erkek dayanışması ile birçok kadının öldürüldüğünü bedeninin yok edilmeye çalışıldığını görüyoruz .
Bunun ana nedenlerinden biri kurumların bu konuya dair herhangi bir önlem almayışı, cezasızlık politikası ve kadınların üzerinde politik baskının oluşmasıdır.
Bir günde 6 kadının öldürülmesi cezaevinden tahliye olan kadına karşı şiddet uygulayan erkeklerin çıktıkları anda şiddet uyguladıkları kadınları öldürmüş olmaları tamamen sistemin ürünüdür. Bu bayramda 8 kadın öldürüldü faillerin intihar süsü vermeye çalıştığını delil karatmak için ev yaktıklarını görüyoruz. Şüpheli kadın ölümleri kadın cinayetlerini geçti buna örnek olarak
3 Mart'ta Zeytinburnu sahilinde ölü bedenleri bulunan Fatmanur Çelik ve kızı Hifa ikra'nın korunmadığı gibi istismar zanlısı sanık hala serbest dolaşıyorken Fatmanur ile görüşüp haber yapan gazeteci İsmail Arı yalan habercilik iddiasıyla tutuklanabiliyor.
Bütün bunların karşısında biz kadınlar hem anayasal haklarımızı hem yaşam hakkımızı korumak için mücadele edeceğiz ve kadın cinayetlerini durduracağız."
(EMK)






