79. CANNES FİLM FESTİVALİ
Altın Palmiye Ödülü’nün sahibi Romanyalı yönetmen Cristian Mungiu oldu
Fransa’da düzenlenen ve bu yıl jüri başkanlığını Güney Koreli yönetmen Park Chan-wook’un üstlendiği 79. Cannes Film Festivali’nde dün (24 Mayıs) ödüller sahiplerine verildi.
Romanyalı yönetmen Cristian Mungiu, “Fjord” filmiyle Altın Palmiye Ödülü’nü aldı.
En İyi Yönetmen Ödülü’nün sahibi, “La Bola Negra” filmiyle İspanyol yönetmenler Javier Calvo ve Javier Ambrossi’nin yanı sıra “Fatherland” filmiyle Polonyalı yönetmen Pawel Pawlikowski’nin oldu.
Jüri Ödülü ise “L'Aventure revee” filmiyle Almanyalı yönetmen Valeska Grisebach’a verildi.
Gecede verilen diğer ödüller ise şöyle:
- Büyük Ödül: Andrei Zviaguintsev – Minotaure
- En İyi Senaryo: Emmanuel Marre – Notre Salut
- En İyi Erkek Oyuncu: Emmanuel Macchia ve Valentin Campagne – Coward
- En İyi Kadın Oyuncu: Virginie Efira ve Tao Okamoto – Soudain
- Altın Kamera: Marie-Clémentine Dusabejambo – Ben'Imana
- Kısa Metraj Ödülü: Federico Luis – Para Los Contrincantes
- Onur Ödülü: Barbra Streisand, Peter Jackson, John Travolta
Mahmud Derviş’in mısraları
En İyi Yönetmen Ödülü’nü takdim eden Kanadalı oyuncu ve yapımcı Xavier Dolan, törende yaptığı konuşmaya, Filistinli şair Mahmud Derviş’in “Bu Dünyada Hayatta Kalmayı Hak Eden Şeyler Var” adlı şiirinin şu mısralarını okuyarak başladı:
Bu dünyada hayatta kalmayı hak eden şeyler var / Nisan tereddütü / Seher vakti ekmeğin kokusu / Bir kadının erkekler hakkındaki görüşleri / Aşil’in yazıları / Aşkın başlangıcı / Bir taşın üstündeki çim / Bir ney ipliğinde duran anneler / Savaşçıların anılarından korkması.
Dolan, Derviş’in bir başka yazısında, yaşadıkları toprakların dar olduğundan bahsettiğini anlatarak, film yapımcılarının toprakları genişletmeye ve hayatı yaşamaya değer kılan şeyleri görüntülemeye çalıştığını belirtti.
“Ölüm bizi çevrelerken, hayatı kutlamaya hakkımız var mı?”
En İyi Senaryo Ödülü’nü takdim eden yönetmen Nadine Labaki ise ödülü vermek için davetli olmasına rağmen aklının, ülkesi Lübnan’da olduğunu söyledi.
Anadolu Ajansı’nda yer alan habere göre, Lübnan hakkında “Doğduğumdan bu yana en kötü senaryoları yaşamaya mahkûm edilen bir ülke,” ifadesini kullanan Labaki, festivale davet edildiğinden beri kendisi ve eşinin çok farklı duygular yaşadığını vurguladı.
Kendi kendilerine “Ülkemiz yıkıcı bir savaştan geçerken, çocukları ve Lübnan’ı bırakmak akıllıca mı?” ve “Ölüm bizi çevrelerken, hayatı kutlamaya hakkımız var mı?” diye sorduklarını dile getiren Labaki, Lübnanlıların her şeye rağmen şarkı söylemeye, yazmaya, hayatı sevmeye devam edeceğini belirtti. (TY)