Almanya: Neonazilere operasyon, 12 eyalette 36 kişi gözaltında
Almanya Federal Başsavcılığı, çarşamba sabahı gerçekleştirilen operasyonlarda Nazi eğilimli "Genç ve Güçlü" (JS) ve "Alman Gençliği İleri" ( DJV) (Deutsche Jugend Voran) örgütlerinin lideri kabul edilen 36 şüpheliye eşzamanlı 12 eyalette, 50 adreste eşzamanlı polis baskınlarının düzenlendiğini açıkladı.
Suç örgütü kurmakla suçlanıyorlar
DW'nin haberine göre, soruşturmayı yürüten makamlardan sızan bilgilere göre gözaltına alınanlardan bazıları geçmişte de şiddete karışmış genç ve orta yaşlı sabıkalılar; operasyonlar "suç örgütü kurma" şüphesiyle yürütülüyor.
Operasyonun hedefindeki 36 şüpheliden 8'i hakkında halen ağır yaralama suçlamasıyla soruşturma yürütüldüğü bildirildi.
Şüphelilerin lideri oldukları DJV ve JS yapılanmalarının da şiddet eğilimli olduğu ve yaklaşık yüzer üyeye sahip oldukları ileri sürüldü.
Almanya genelinde örgütlüler
İki grup da 2024 ortasından beri faaliyet gösteriyor, Almanya genelinde örgütlü olan DJV ve JS'nin eyaletlerde bölgesel kuruluşları var.
Üyelerin hem çevrimiçi, hem de düzenli toplantılarla iletişim kurdukları ve bu toplantılarda siyasi muhaliflere ve pedofil oldukları iddia edilen kişilere yönelik şiddet çağrısı yapıldığı iddia ediliyor.
Almanya Federal Emniyet Teşkilatı (BKA) geçtiğimiz yıl aşırı sağcı gençlik yapılanmalarında ve şiddet eylemlerinde artış olduğunu duyurmuştu.
Almanya’da neonazizmin yeniden görünürleşmesi
Almanya’da neonazizmin “hortlaması”, yalnızca eski Nazi sembollerinin geri dönüşü değil, ırkçı, göçmen karşıtı, antisemitik ve otoriter fikirlerin yeni siyasal kanallar bulması anlamına geliyor.
1990 birleşmesi sonrasında özellikle Doğu Almanya’da işsizlik, sosyal çözülme ve devlet boşlukları neonazi ağların güçlenmesine zemin hazırladı.
2000’lerde NSU cinayetleri, neonazi şiddetin uzun süre “münferit” ya da “yabancı mafya” diye yanlış okunduğunu gösteren büyük bir kırılma oldu.
2015 mülteci krizi, AfD’nin yükselişi ve Pegida gibi sokak hareketleri, aşırı sağın göçmen ve Müslüman karşıtı söylemini kitleselleştirdi.
Son yıllarda bu damar, yalnızca klasik dazlak/neonazi çevrelerinde değil, Yeni Sağ, komplo ağları, Reichsbürger hareketi ve AfD çevresindeki radikal akımlarla iç içe geçti.
Almanya iç istihbarat kurumu BfV, 2025’te AfD’yi ülke çapında “kesinleşmiş aşırı sağcı” yapı olarak sınıflandırdı; gerekçeler arasında etnik temelli ulus anlayışı, göçmen ve Müslümanlara yönelik dışlayıcı söylem yer aldı.
2023’te Almanya’da kayda geçen siyasal saikli suçlar rekor düzeye çıkarken, aşırı sağ kaynaklı suçlar 28 bin 945 vaka ve 1.270 şiddet olayıyla en büyük tehdit alanlarından biri olarak kaydedildi.
Dolayısıyla Almanya'daki mesele yalnızca “marjinal neonazi gruplar” değil, kurumsal siyaset, sosyal medya, mahalle örgütlenmeleri ve güvenlik riski arasında genişleyen bir ptotofaşist ekosistemidir.
Almanya'da devlet bir yandan yasaklar, istihbarat takibi ve parti kapatma tartışmalarıyla bu gidişata yanıt ararken, diğer yandan AfD’nin sandıktaki büyümeyi sürdürmesi konunun yalnızca güvenlik politikasıyla çözülebilir olmadığına işaret ediyor.
Almanya’da neonazizmin bugünkü biçimi, Hitler nostaljisinden ibaret değil; ekonomik güvensizlik, göç karşıtlığı, İslamofobi, antisemitizm, devlet karşıtı komplo siyasetleri ve parlamenter aşırı sağın birleştiği daha geniş bir radikalleşme alanı içinde oluşuyor.
(AEK