Almanya için Alternatif (AfD) iç istihbarat teşkilatına partiyi izlemekte daha geniş gözetim yetkileri kullanma olanağı sunan ve göçmen karşıtı partinin yasaklanmasından yana Sosyal Demokratlar (SPD), Yeşiller ve Sol Parti gibi siyasi rakiplerinin ellerini kuvvetlendirecek olan "aşırı sağcılığı tescilli" tanımlamasını içeren raporu idare mahkemesine taşımıştı.
Köln idare mahkemesi perşembe günü aldığı kararla, AfD ve Almanya iç istihbarat teşkilatı Anayasa Koruma Örgütü (BfV) arasındaki hukuki ihtilafı sonuca bağlayıncaya kadar örgütün bu nitelemeyi resmen kullanmamasını istedi.
Mahkeme, kararında Müslüman camilerinin minarelerinin, yüksek sesle ezan okunmasının ve kamu kurumlarında başörtüsünün yasaklanması taleplerini vurgulayarak AfD saflarında Almanya'nın özgür demokratik düzenini baltalamaya yönelik eğilimlerin gerçekten mevcut olduğunu belirledi. Ancak, partinin bütünsel olarak "bu çabalarla belirlenmediği" ve partinin tamamını aşırılıkçı olarak nitelemeye yönelik olarak bu aşamada "anayasa karşıtı bir eğilim içinde olduğu" saptamasına varılamayacağı doğrultusunda karar verdi.
AfD eş lideri Alice Weidel, sosyla medya hesabı X'ten yaptığı paylaşımda kararı "sadece AfD değil, demokrasi ve hukukun üstünlüğü için de büyük bir zafer" diye niteledi. Weidel ayrıca kararın AfD'yi yasaklamaya çalışan "fanatikler"in "işlerini alt üst ettiğini" de ileri sürdü.
Mufazakâr İçişleri Bakanı Hristiyan Demokrat Partili (CDU) Alexander Dobrindt ise, mahkeme kararının AfD'nin "özgür demokratik düzene karşı çalıştığı" ve "anayasaya aykırı amaçlar güttüğü" şüphesini haklı çıkardığı şeklinde yorumladı.
Bakan Partinin "şüpheli" aşırılıkçı bir grup olarak izlenmeye devam edeceğini de sözlerine ekledi.
Tabanı geniş ancak "siyaseten yalıtılmış" bir parti
AfD, 2013'te kurulduğunda öncelikle Avrupa Birliği'ne kuşkuyla bakan bir parti olarak öne çıkıyordu, Ancak geçen 13 yılda giderek daha koyu bir milliyetçi partiye dönüşürken propagandasının merkezine göçmen karşıtlığını yerleştirdi.
AfD, geçtiğimiz yıl yapılan erken genel seçimlerde oyların yaklaşık yüzde 21'ini alarak en büyük muhalefet partisi haline geldi.
AfD, özellikle 1989 öncesinde Almanya Demokratik Cumhuriyeti yönetimi altında bulunan Doğu eyaletlerinde güçlü. 2026 sonlarında birkaç eyalette gerçekleşecek seçimler öncesinde yapılan anketlerde genel seçimlere oranla ezici bir üstünlüğe ulaştığı gözleniyor.
Ancak AfD hiçbir partinin tek başına iktidarı elde edemediği bir politik yelpazeye sahip Almanya'da federal düzeyde iktidardan uzak kalmayı sürdürüyor. Diğer tüm siyasi partiler "yangın duvarı" olarak adlandırdıkları bir ittifaksızlık anlaşmasıyla AfD'ye politik merkez dışında tutmaya devam ediyorlar.
Geçtiğimiz yıl merkez sağ Hrtistiyan Demokrat Parti'nin yurttaşlık ve göç yasalarında değişiklik için AfD ile zımni bir ittifak arama eğilimi bile büyük tepkilere yol açmış, Almanya kentleri aylar süren protesto gösterilerine sahne olmuştu.

HAFTA SONU 1 MİLYON KİŞİ SOKAKTAYDI
Almanya faşizme karşı ayağa kalktı
Almanya ana akım siyasetinde AfD'nin aşırı sağcı konumu ve söylemleri, 2. Dünya Savaşı öncesi ve sırasında Almanya'yı felakete götüren Nazizm tarihine bir imreniş olarak görülüyor ve bu eğilimin iktidar organlarına sirayetinin geri döndürülemezliğinden büyük kaygı duyuluyor.

ALMANYA SAĞININ "TENKİL" PLANLARI
Olaf Scholz: "Kimse 'Biz'in kim olduğunu göç geçmişlerimize bakarak belirleyemez"
Almanya Anayasayı Koruma Örgütü geçtiğimiz yıl 2 Mayıs'ta Almanya için Alternatif (AfD) partisini resmen "aşırılıkçılığı tescilli" örgüt olarak sınıflandırdı; bu, daha önceki niteleme olan "şüpheli" vaka sınıflandırmasından bir adım ileri geçiş anlamına geliyordu.

"ETNİK VE SOY TEMELLİ HALK TANIMINA DAYANIYOR"
Almanya istihbarat servisi AfD'yi hedefe koydu: "Aşırılıkçı"
Partinin bu karara karşı açtığı davada BfV mahkeme konuyla ilgili kararını verene kadar "aşırılıkçı" sınıflandırmasını askıya almayı kabul etti.
Yasaklama çağrıları
Perşembe günü Köln mahkemesinin verdiği karar nihai değil, temyiz yolu açık. Nitekim AfD Köln Mahkemesinin geçici askıya alma kararına karşı BfV'nin "aşırılıkçı" nitelemesinin temelli olarak kaldırılması için Münster'deki üst mahkemeye gitmeyi planlıyor. Hâlâ daha güçlü hukuki güvenceler peşindeki AfD, Köln İdare Mahkemesi’nin nihai kararının aleyhte tecelli etmesinin önünü tamamen kapatmak istiyor.
AfD'nin bazı siyasi rakipleri partiyi yasaklamayı savunsalar da, bu süreç Almanya'da aşılması güç engellerle dolu. Bir partinin aktif olarak demokratik düzeni ortadan kaldırmaya çalıştığı ve bunu yapacak araçlara sahip olduğu iddiasının somut olarak kanıtlanması zorunlu.
İçişleri Bakanı Dobrindt ve kimi muhafazakârlar kapatmaya yönelik bir hamleyi eleştirerek, AfD'nin seçim sandığında yenilgiye uğratılması gerektiğini savunuyor.
Dobrindt, Perşembe günkü mahkeme kararının esasen bir siyasi partiye karşı kapatma işlemi yapmanın önündeki yasal engellerin ne kadar yüksek olduğunu vurguladığını söyledi.
Dobrindt, "AfD'nin ortadan kalkmasını istiyorsak, bunu yetkin bir şekilde yöneterek yapmalıyız," dedi. "Onları yasaklayarak değil."
(AEK)

