LeMan’ın Beyoğlu’ndaki ofisine yönelik saldırıya tepki gösterdiği gerekçesiyle 4 Temmuz 2025’te tutuklanan akademisyen Aslı Aydemir hakkında “görevi yaptırmamak için direnme” suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması, İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Aydemir'in savunma yaptığı duruşma 23 Haziran'a ertelendi.
Duruşmaya, Aydemir avukatları ve saldırıya maruz kaldığını iddia eden polis memuru ve avukatı katıldı.
Duruşmayı, İstanbul Barosu, İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi ve Barış Akademisyenleri, MLSA gözlemcisi TODAP, Eğitim Sen ve LeMan dergisinden temsilci de takip etti.
Ayrıca İstanbul 1 No'lu Barosu da gözlemci gönderdi.
Aydemir, 4 Temmuz’da tutuklanmış, Silivri Cezaevi’nde tutulduğu 190 günün ardından 14 Ocak’ta tahliye edilmişti. Aydemir, yaklaşık 223 gün sonra hakim karşısına çıktı.
Kimlik tespitinin ardından savunmasını yapan Aydemir, şöyle dedi:
“Önce şunu söyleyerek başlamak istiyorum. Kasıtlı olarak onu yaraladığımı söyleyen polisi ilk kez burada görüyorum. Ben psikiyatristim, aynı zamanda Nişantaşı’nda iş yerim var. 30 Haziran’da Mis Sokak’a geldiğimizde gürültü duyduk. Leman’ın karikatürü nedeni ile protesto edildiğini duydum. Sokakta 5-10 erkek grubu vardı. Sokağa sesleniyor, dişe diş, kana kan gibi halkı düşmanlığa sevk edecek cümleler kullanıyorlardı. Köşede polisler vardı, üniformalı polisler vardı. Polisin bu grubu durdurma girişimi yaptığını görmedim. Ben de o gruba “Müslümanlar” diye seslendim, “Filistin’e gidin” dedim, bana “kerhaneye git” dediler. Benim üzerime doğru yürüdüler. Elimde bardak vardı, üzerimize geldikten sonra, mesela, kendimi korumak adına bardaktaki birayı onlara döktüm, niyetim sadece birayı dökmekti. Polis raporunda da bu var. Ben kimseye bardak atmadım, niyetim yoktu; niyetim sadece meşru müdafaa olarak değerlendirilebilir. Onların hakaretleri devam ediyordu, bizim üzerimize şişeler atıldı, eşim darp edildi. O hengâmeden nasıl çıktığımı hatırlamıyorum. Beni bir kadın polis memuru çekti, ‘Çık, yoksa arada kalacaksın’ dedi. Oradaki erkek şiddetinden o da korkuyor gibiydi. Ben de ona direnç göstermedim. Eşimle birlikte oradan ayrıldım.”
Hakim, “Bardak elinden düşmedi mi?” diye sordu.
Aydemir, “Bardak elimden düştü, ben atmadım, o hengâmede düştü” diye yanıt verdi.
Savunmasına şöyle devam etti:
“Biz çıktığımızda eşimin elinde şişe vardı, kafasında yara vardı. Sonra bir arkadaşımız aradı, bir hesap paylaşmıştı. Sonra can güvenliğimizden endişe edip oradan ayrıldık. Ben sürekli sosyal medyada hedef gösteriliyordum. Ben gözaltına alındığım akşamdan tutuklandığım ana kadar can güvenliğimden endişe ettim. Eve polis memuru geldi, gözaltına alındığımda. ‘Bir polisin kolu yaralandı’ dediler. Karakola gittiğimde ‘Parmakları yaralandı’ dediler. Cezaevine gidince soruyorlar, ‘Polis iş kazası ile yaralandı’ diye yanıt verdim.”
Sonrasında polisin suç beyanına değinen Aydemir, “Polisin ifadesi beni başka bir profilde çiziyordu. Şaşırdım açıkçası” dedi.
"Bardak elimden düştü atmadım"
Yaralandığını iddia eden polisin beyanları da soruldu Aydemir şöyle yanıt verdi:
“Ben 1.65 boyunda olmadım. Hiç o boy ve kiloda olmadım. Müşteki altı yedi kişilik grup olduğumuzu söylemiş. İki kişiydik. Eşim ve ben. Eşim eski polis memurudur polislikle bir sorunum yok. Ayrıca, bana saldıran erkeklerin önüne geçmek isterken yaralandığını düşünüyorum. Bardak elimden düştü atmadım."
"Sosyal medyadaki görüntüleri incelediğimde bir grubun erkeğin beni tuttuğunu ve uzaklaştırdığını görüyorum. Bu kişilerin sivil polis memuru olabileceğini görüntüleri izleyince düşündüm. Kalabalığın içinde polis bulunup bulunmadığı konusunda bilgim yoktu. Görüntülerde müşteki benim sağımdaydı sağ kolu ile beni uzaklaştırdığını fark ettim.”
"Polisin iş kazasi olarak nitelendiriyorum"
Aydemir, son olarak "Beraatimi istiyorum. Polis memurunun mesleği gereği bu konuda daha donanlımlı olması gerekir. Polisin zarar görmesini iş kazası olarak nitelendiriyorum. Onun kimseye zarar vermeden operasyon yapmayı bilmesi gerekiyrodu. Psikolog olarak çalışıyorum. Kimseye zarar verme gibi bir kastım olamaz. Ben hep kimseye zarar vermeden iş yapmayı ve bu şekilde öğrenciler yetiştirirken bu şekilde yargılanmak suçlanmak benim için çok ağır. Umarım kısa sürede bu süreci sağlıklı bir şekilde geride bırakır. Bırakırız. Atılı suçlamayı kabul etmiyorum."
"Alkollü olduğu için hatırlamıyor"
Polis memuru Mustafa Ö., “Olay tarihinde Güvenlik Şube Müdürüydüm. Biz sokağa girdiğimizde zaten bir eylem vardı. İslamcı grupla müzakere ederek dışarı aldım. Sonra sayıları arttı. Biz sivil çalışırız. Diğerleri polis yeleğiyle çalışır. Benim polis olduğumun anlaşılması gerekir. Öfkeli grubu dışarı aldık. Daha sonra hanımefendiyle beraberinde gördüğüm altı yedi kişiyi göz hapsine aldım. Sanık, bira bardağını Müslüman gruba kadeh kaldırır gibi kaldırınca olay çıkacağını anladım. ‘Ben yöneleyim, onu oradan alalım’ dedim. Çünkü onu linç ederlerdi. Sanık, ‘Filistin’e gidin’ dedi. Biri de ‘Kerhaneye gidin’ dedi. Araya girdim. Saniyelik olaylardı bunlar. Bardak kolumda patladı. Kendimi geri çektim, telsizim yere düştü. Diğer çevik kuvvet ekipleri geldi” dedi.
Mustafa Ö., “Alkollü olduğu için hatırlamıyor. Benim için alkollü olmasının bir önemi yok” dedi.Şikayetçi taraf “İddianamenin genişletilmesi talebimiz var. Ortada yaralama var. Şikayetimiz devam ediyor” dedi.
*Duruşma devam ediyor

LeMan baskınında gericilerle tartışan akademisyen Aslı Aydemir tutuklandı
(EMK)







