ABD-İran savaşı "barış süreci"ni durma noktasına mı getirdi?
Reuters'ın yorumuna göre, "Türkiye Parlamentosu'nun, Kürt militanlarla yürütülen barış sürecinin nasıl ilerletileceğine dair tavsiyelerde bulunmasından sadece iki hafta sonra patlak veren İran Savaşı Orta Doğu'yu yeni bir istikrarsızlığa sürüklerken, her iki tarafta da yeni şüphelerin doğmasına yol açtı."
Yorumda "Türkiye'nin, İran ve Irak'ta yeni Kürt hareketlenmelerinin yaşanması riskine karşı uyarılarda bulunduğu ve bir hükümet yetkilisine göre, ABD ile İsrail'in Irak üzerinden İran'a Kürt militanlar aracılığıyla kara harekâtını destekleme yönündeki ömrü uzun sürmeyen düşüncesinin kenara bırakılmasında kilit bir rol oynadığı" belirlemesine yer verildi.
Reuters haber analizinin devamında şu saptamalara yer verdi:
Savaş PKK ile çatışmayı sona erdirme çabalarını sekteye uğrattı
Türk yetkililer, milletvekilleri ve Kuzey Irak merkezli PKK temsilcileriyle yapılan görüşmelere göre; o tarihten bu yana Ankara ve Kürdistan İşçi Partisi (PKK), savaşın sonuçlarını izlemek üzere mevzilerine çekildi; her iki taraf da bir sonraki adımı atmayı reddederek, kırk yıldır süren çatışmayı sona erdirme çabalarını sekteye uğrattı.
Yine bu görüşmelerin ortaya koyduğuna göre; şimdilik hem Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın hükümeti hem de militan grup, —özellikle de bölgenin istikrarsızlaştığı bu ortamda— cesur adımlar atmaya isteksiz görünüyor.
Hükümet; eski PKK militanlarına yönelik olası bir af da dahil olmak üzere yasal reformları hayata geçirme ve grubun cezaevindeki liderine barış sürecinde resmi bir rol verme konusunda isteksiz davranıyor gibi görünüyor. Ankara ise, PKK'nin öncelikle silahlarını tamamen bırakması gerektiğini savunuyor.
Geçen yıl kendini feshettiğini duyuran PKK ise, böyle bir adımın kendisini savunmasız bırakacağını, dolayısıyla yasal düzenlemelerin önce gelmesi gerektiğini belirtiyor. PKK'nin üst düzey yöneticilerinden Murat Karayılan'ın, Fırat Haber Ajansı'na verdiği ve ajans tarafından aktarılan demeçte; savaşın "insansız hava araçlarının ve füzelerin başların üzerinden uçuştuğu" bir dönemde, Türkiye'den yasal güvenceler almaksızın silah bırakmanın "akıl dışı" olacağını söylediği ifade edildi.
Hayal kırıklığı
Erdoğan, barış sürecinin devam edeceğini söylüyor. Ancak bazı paydaşlar, bir parlamento komisyonunun reform çağrısı yapmasından üç ay geçmesine rağmen, henüz hiçbir yasal adımın atılmamış olmasından dolayı hayal kırıklığı yaşıyor.
DEM Parti'nin kıdemli milletvekillerinden Gülistan Kılıç Koçyiğit, "Süreçte bir duraklama yaşandığı kesin; ancak bu, sürecin tamamen durduğu anlamına gelmiyor," dedi.
Koçyiğit; hükümetin şu aşamada tam silahsızlanma yönündeki talebinin "gerçekçi olmadığını" ve demokratik reformları geciktirmesine dair net bir gerekçe sunmadığını ifade etti. Koçyiğit, "Kanımca hükümet, belli bir ölçüde, İran'daki ve daha geniş Orta Doğu coğrafyasındaki gelişmeleri bekliyor," diye ekledi.
Barışın sağlanamaması, 1984'ten bu yana 40.000'den fazla insanın ölümüne yol açan ve Suriye'ye de sıçrayan, dünyanın en uzun soluklu çatışmalarından birini daha da uzatacaktır.
Barış süreci savaşın etkileriyle sekteye uğradı
Türkiye, savaşın sürdüğü bu dönemde, bölgedeki Kürt militan grupları —tarihsel olarak PKK ile bağlantılı hizipler de dahil olmak üzere— yakından izlediği uyarısında bulundu.
Nisan ayı sonlarında, hükümete yakın Türkiye Gazetesi, Türkiye'nin istihbarat başkanı tarafından iktidardaki AKP üyelerine yapılan bir sunumda; PKK'nin, geçen yaz gerçekleştirilen sembolik silah yakma töreninin ötesinde herhangi bir silahsızlanma adımı atmadığı ve böylece barış sürecini geciktirdiği bilgisinin paylaşıldığını bildirdi.
Süreçteki gecikmelere ilişkin Reuters'ın sorusuna karşılık PKK'nin siyasi kanadının sözcüsü Zagros Hiwa, Türkiye'nin barış sürecini —kısmen iktidar partisinin siyasi şansını artırmak amacıyla— "tek taraflı olarak dondurduğunu" ifade etti.
Türkiye Cumhurbaşkanlığı'ndan bir sözcü, konuyla ilgili olarak Erdoğan'ın son dönemde yaptığı konuşmalara atıfta bulundu. Erdoğan bu konuşmalarında, barış sürecinin iç siyasetten bağımsız olduğunu ve kritik bir dönemece yaklaşırken iyi bir ivme yakaladığını yinelemiş; ayrıca "karamsarları" da eleştirerek görüşlerini reddetmişti.
Kamuoyu yoklamalarında sürece destekte gerileme
Türkiye'nin uzun süredir iktidarda olan lideri için riskler oldukça yüksek. 2013-2015 yılları arasındaki önceki barış girişiminin çöküşünü, çatışmanın en kanlı evrelerinden biri izlemişti. PKK; Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği tarafından terör örgütü olarak kabul ediliyor.
Bazı kamuoyu yoklamaları, —Erdoğan'ın yeniden seçilme kampanyasında kilit rol oynayabilecek etnik Kürt azınlık da dahil olmak üzere— Türk halkının, barışın nihayetinde sağlanacağına dair inancının giderek azaldığını gösteriyor. Aralık ayında yapılan bir Konda Barometre anketi; katılımcıların yüzde 79'unun —Erdoğan'ın iktidardaki partisi AKP'nin seçmenlerinin yüzde 62'si de dahil olmak üzere— devletin, PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşme yürütmekle hata ettiğine inandığını ortaya koydu.
Erdoğan'ın milliyetçi müttefiki ve barış sürecinin fitilini ateşleyen isim olan MHP lideri Devlet Bahçeli, geçen hafta yaptığı bir açıklamada, sürecin yeniden rayına oturması için Öcalan'a resmi bir rol verilmesi gerektiğini savundu.
Hükümet, bu öneriye henüz bir yanıt vermedi.
(AEK)