Mimarlıkta rahatsız edici sorular
Bir grup genç mimar son birkaç yıldır “Rahatsız edici sorular” üretiyor, yanıtlıyor, tartışıyor ve çevrelerinde ilgiyle izleniyorlar. Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Mimarlık Fakültesinde başlayan bu kolektif etkinlik giderek diğer mimarlık okullarına, Ankara’nın dışındaki kentlere de ulaşmış. Kolektifin gündeminde mimarlık eğitimi ile ilişkili olarak üretim içinde mimarlık, mimarların toplumsal konumu, çalışma koşulları, mimarların işçileşme süreci yer alıyor.
Kolektif; sosyal medyayı, dijital iletişimi yaygınca kullanıyor. Etkinliklerinin başlangıcını, amaçlarını iki yıl önce hazırladıkları bir kitapçıkta anlatmışlar. Eh, bir miktar ODTÜ jargonu kullanıyorlarsa da onları anlamak zor değil. Örneğin kurumları “hacklemek” diyorlar, kurumsal sınırları zorlamak anlamında. Zamanında böyle işlere “ajitasyon çekmek” denildiği gibi.
Kolektifin etkinliklerini Instagram’da düzenli olarak izleyebilirsiniz. Ayrıca Açık Radyo'da aylık programlar yapıyorlar. Açık Radyo, kolektifi şöyle tanıtıyor: “Mimarlık alanındaki güvencesiz emek koşullarına, belirsizliklere, eşitsizliklere, mevcut normlara dair ‘rahatsız edici sorular’ sormayı amaçlayan topluluk, dönüştürücü ve güçlendirici bir paylaşım ve üretim alanı oluşturmayı amaçlıyor.”
“Rahatsız edici sorular” soran genç mimarlar, konularına ilişkin yurt dışı gelişmeleri yakından izliyor. “The Architecture Lobby (TAL)”, “Architecture Beyond Capitalism School (ABC School)" tarafından düzenlenen benzer etkinliklere katılıyorlar. 2024 Venedik Bienali'ne katılmışlar.
ABD’den iki kişilik bir gösteri ve iki kitap
Deamer ve Riano, AIA 2014 Ulusal Kongresi…
Amerikan Mimarlar Birliği (AIA) 2014 Ulusal Kongresinin yapıldığı binanın dışında iki kişilik bir gösteri, alışılmışın dışında bir olay. “Biz prekarya işçileriz” yazılı pankartın yanında ABD’li mimar ve akademisyenler Peggy Deamer ve Quillian Riano, ellerindeki megafonla 10 maddelik manifestolarını okur. Manifesto kısa ve özdür, işçileşen mimarların güvencesiz çalışma koşulları eleştirilmekte ve talepler sıralanmaktadır. Kongreye katılan mimarlar bu manifesto ile ne kadar ilgilendiler bilinmez ama “Rahatsız edici sorular” kolektifinin kurucularından Nihal Evirgen, böyle bir çıkışın kendileri için etkileyici olduğunu söylüyor.
Manifestoculardan Peggy Deamer’ın derlediği ve 2015’te yayınlanan “The Architect as a Worker: Immaterial Labor, Creative Class and the Politics of Design (İşçi Olarak Mimar: Maddi Olmayan Emek, Yaratıcı Sınıf ve Tasarımın Politikası)" adlı kitapta, özellikle ABD’deki gelişmeler üzerinden konuya ilişkin belirlemeler, kuramsal çalışmalar ve öneriler yer alıyor. Kitabın önsözünün çevirisi eskop’ta yayınlanmış.
Bu konuda yeni bir kitap geçtiğimiz yıl, ABD’de Marksist dergi ve kitap yayınları ile bilinen ve kuruluşu 1950’lere dayanan Monthly Review Press tarafından yayınlandı. “The Labor of Architecture – Creativity, Design and Building a New Clas (Mimarlıkta Emek / Emekçiler – Yaratıcılık, Tasarım ve Yeni Bir Sınıf Bilincinin İnşası)" adlı kitabın yazarı C. G. Beck. Yazar profesyonel mimar ve akademisyen, ABD’de özel kesimde etkinlik gösteren ilk mimarlar sendikasının kurucusu. Yazılarını “Worst Architect” (En Kötü Mimar) adlı bültende yayınlıyor.
Yalçın Küçük’ün makalesi ve 50 yıllık süreç
TMMOB ve Odaların anket ve araştırma çalışmalarından bir bölümü
İçlerinde mimarların da yer aldığı teknik elemanlara yönelik en “rahatsız edici” yorumu 50 yıl önce Yalçın Küçük yapmıştı. Milliyet’te (21 Ocak 1971) yayınlanan makalesinde, o tarihlerde işi bırakma eylemi yapan teknik personelin eski ayrıcalıklı konumlarını yitirdikleri için direnişe geçtiğini, bunun emekçilerin direnişiyle benzer olmadığını, zira mimar, mühendislerin bir değer üretmediklerini, ayrıcalıklı unvanlarının rantını aldıklarını anlatıyordu. Kuşkusuz Yalçın Küçük her zamanki üslubuyla “ajitasyon çekiyordu”. Oysa gelişmeler öyle kalın çizgilerle basitçe açıklanacak gibi değildi. Teknik elemanlar, sadece kendi subjektif eğilimleriyle o yolu seçmemişlerdi, objektif koşullar onları gelişen işçi hareketinin yanında yer almaya yönlendiriyordu.
Bir ölçüde, Küçük’ün söyledikleri mimarların, mühendislerin sınıfsal konumuna ilişkin çalışmaların, etkinliklerin fitili oldu diyebiliriz. 12 Mart öncesinde TEKSEN, sonrasında TÜTED, bu konuda önemli tartışmaların ve örgütlenmenin kaynağıdır. TMMOB ve bağlı Odaların çalışmalarını da hatırlamak, hatırlatmak önemlidir. 1970’lerde yapılan üç Teknik Eleman Kurultayı, bu kurultaylara sunulan bildiriler günümüz tartışmalarına ışık tutacak niteliktedir.
Söz konusu kaynaklar arasında TMMOB ve bağlı Odalar çevresinde yapılan profil araştırmalarına yönelik anket sonuçları sanırım bugünlere gelen bir süreci anlamamıza çok yardımcı olacaktır. Ali Artun’un titiz çalışmasıyla 1978’de yayınlanan “Mühendisler-Mimarlar” araştırması bu alanda bir başyapıttır. Kitapta, Odalara kayıtlı mühendis ve mimarlar arasında bilimsel yöntemlerle yapılan anket sonuçlarının yanı sıra, o tarihlerde mimar ve mühendislerin sınıfsal konumlarına ışık tutan uluslararası düzeyde yazarların tezleri de aktarılmaktadır.
TMMOB’nin 2009'da yayınladığı ikinci anket, “Mühendis, Mimar, Şehir Plancısı Profil Araştırması”, süreci tanımlayan kapsamlı bir çalışmadır. Bu çalışmaları gerçekleştirenler arasında Mübeccel Kıray’ın parlak öğrencileri Prof. Ünal Nalbantoğlu ve Dr. Sezgin Tüzün’ün adlarını özellikle belirtmek isterim. Katkıları önemlidir. Sözünü ettiğim iki çalışma ve bu alanda yapılmış diğer araştırmaların bugünün dijital olanaklarıyla yeniden daha kolay izlenebilir bir konuma getirilmesinin, TMMOB ve çevresindeki örgütleri için hiç de zor olmadığını sanırım.
Yeni bir araştırma ve yeni bir sendikalaşma girişimi
Mimarlar arasında en taze profil araştırması “Rahatsız edici sorular” kolektifi tarafından bu yıl yapıldı. İnternet ortamında mimarlara iletilen sorulara alınan yanıtlar, bu kesimde çalışanların durumuna ilişkin ipuçları veriyor. “Mimarlar Ne Kadar Kazanıyor? – İşsizlik ve Gelir Şeffaflığı Araştırması” Sonuç Raporunda ankete katılan 777 mimardan yüzde 13’ünün işsiz olduğu, yüzde 82’sinin gelir düzeyinin yeterlilik sınırının altında kaldığı anlatılıyor.
Mimarlar, mühendisler arasında doğrudan sendikalaşma girişimleri de var. Mühendissen girişiminden Faruk Sevim’in Şubat 2025’te yayınlanan makalesi, bu kesimdeki durumu çok yalın ve ayrıntılı bir yaklaşımla anlatıyor. Girişimin kuruluş bildirisi diyebileceğimiz makaleden bazı ara başlıklarını aktaralım: “Son 20 yılda mühendis ve mimar sayısı dörde katladı… Mühendis ve mimarların büyük çoğunluğu artık orta sınıf değil… En önemli sorun işsizlik ve düşük ücretler.” Bildiri / makalenin sonunda “mühendis ve mimarlar yoksullaştıklarının farkındalar, şimdi birleşip örgütlenme zamanı” deniliyor, örgütlenme çağrısı yapılıyor.
Direniş sürüyor. Genç kuşak yeni rahatsız edici sorular sormaya devam edecek. Yeni örgütlenme girişimleri yaşanacak. Kaçınılmaz.
(AŞ/HA)
Yüzyıllık tarih üzerine yenilemeler: İlk kurşunu kim attı?
Yedikulelerin esrarı, müzik ve siyaset
Trumpgillerin Arnavutluk sevdası: Edi Rama zor durumda
ARİF ŞENTEK ANALİZİ
Pakistan | Giden, gelen ve değişmeyen
PAKİSTAN’DA 8 MART
Pakistanlı kadınlardan 8 Mart talebi: Adalet, güvenlik, özgürlük