Sabahattin Ali, Yeni Dünya eserinde şöyle der: “Adaletin güçlüden yana olduğu yerlerde zayıfların sesi çıkmazdı. Çünkü seslerini yükseltseler bile kimse onları dinlemezdi.”
Bugün o sessizliğin dağıldığı günlerden geçiyoruz.
“Geçen yıl barikat yıktığımız yere yine geleceğiz. Öğrenciler olarak geleceğimize sahip çıkıyoruz. Bizim için mesele Ekrem İmamoğlu değil, aynı zamanda gelecek meselesi” diyor gençlerden biri.
CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesi ve çalışma arkadaşlarının tutuklanmasının üzerinden bir yıl geçti. Geçen yıl 19 Mart’ta barikatları aşarak milyonları Saraçhane’ye taşıyan gençler, bu yıl da yine aynı noktadaydı. Bu sözler de o gençlerden birine ait.
Kayıt cihazını uzattığımda çoğu eylem hazırlığında. Kısa söyleşiler sırasında polislerin bizi kaydettiğini görüyoruz.

Vezneciler’de, öğrencilerin vakit geçirdiği, tartışmalara katıldığı alandayız. Yürüyüş henüz başlamadı, hazırlık sürüyor. Bir başka genç, “Umutsuz değiliz. Bu sokaklardan gitmedik, önümüzdeki dönemde de yine burada olacağız” diyor.
Yürüyüş, “Kayyımlar gidecek biz kalacağız” ve “Yasaklar sizindir mücadele bizimdir” sloganlarıyla başlıyor. Gençlerin etrafında polisler de yürüyor. Ortam zaman zaman geriliyor. Beyazıt Meydanı’na ulaştıklarında gençler, “Geçen yıl barikatı yıkmasaydık bugün İBB’de kayyım olacaktı” diyor. Üniversitelerdeki sorunları, tutuklu arkadaşlarını ve barınma krizini anlatıyorlar.
Ardından sloganlarla Saraçhane’ye varıyorlar. Güvenlik noktalarından geçerek alana giriyoruz. İlk anda kalabalık az gibi görünüyor. Bozdoğan Kemeri’ne doğru ilerledikçe milyonlarla karşılaşıyoruz. Coşku, öfke ve umut aynı yerde buluşuyor.
Gazeteci Meral Danyıldız’a konuşan bir yurttaş, “Saadet Partiliydim, artık CHP’liyim. Ekrem İmamoğlu’na büyük haksızlık yapıldı. Bunun hesabını sandıkta sorarız. Ben her zaman emekçinin yanındayım” diyor.
"Ben koyu Saadet Partiliydim şimdi CHP'liyim. Ekrem İmamoğlu'nu büyük haksızlık yapıldı" diyor. pic.twitter.com/TriII2oKfa
— Evrim Kepenek (@kepenekevrimm) March 20, 2026
Başka bir yurttaşa “Neden buradasınız” diye soruyorum. “Bir kadın olarak haklarım için buradayım. Kız torunlarım için buradayım” yanıtını veriyor.
Kalabalığın içinden Bozdoğan Kemeri tarafına vardığımızda polis kalkanlarının etrafında, sert ve dışlayıcı sloganlar atan küçük bir grup dikkat çekiyor. Sayıları az. Gazeteci arkadaşlarla bu gençlerin neden daha kapsayıcı siyasal alanlara dahil olamadığını konuşuyoruz. Bir yandan da sloganlarla polis kalkanlarına vuran bu grubu izliyoruz.
"Diplomasız Erdoğan"

Sahneye CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik çıkıyor ve Ekrem İmamoğlu’nun mektubunu okuyor. Kalabalığın içine karışıp yüzlere bakıyorum. Bazı yüzlerde derin bir özlem var. İnsanlar, duymayacağını bilseler de “Ekrem İmamoğlu” diye sesleniyor.
Gençlerin arasına dönüyorum. Zaman zaman İmamoğlu’nun sesi alanda yankılanıyor. Aynı anda hem coşku hem hüzün yükseliyor. “Zıpa zıplamayan Tayyipçi”, “Diplomasız Erdoğan” sloganları yükseldiğinde polis anonsları da gecikmiyor elbette.
Bir süre sonra CHP Genel Başkanı Özgür Özel sahneye çıkıyor. Kalabalık, onunla konuşur gibi tepki veriyor. “Evet başkanım”, “Haklısın başkanım” sesleri duyuluyor. Miting alanı bir konuşmadan çok karşılıklı bir diyaloğa dönüşüyor.
Özgür Özel konuşmasında ne zaman Akın Gürlek adını geçirse, miting alanında başka bir atmosfer yaşanıyor.
Özel bianet’teki söyleşisinde, gelecek günlere dair “Bir referandum olacak. Ya otokrasi ya demokrasi” diyerek çerçeveyi net çizmişti. Mevcut sistemin fiilen yazısız bir anayasa ile işlediğini dile getirmişti. Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığını, yargı bağımsızlığının kâğıt üzerinde kaldığını anlatmıştı.
Yeni bir anayasal düzene ihtiyaç olduğunu söylemişti. Bunun da ancak halkın iradesiyle mümkün olacağını vurgulamıştı. “Eğer biz kazanırsak demokrasiye inananlar olarak yeni bir toplumsal sözleşmeyi birlikte kurarız” demişti. Güçlü denetim mekanizmaları, bağımsız yargı, gerçek basın özgürlüğü ve örgütlenme hakkı olan bir düzenin mümkün olduğunu anlatmıştı.
Özel hangi tür bir lider?

Miting alanındaki yurttaşların tepkisi, Özel'in bu sözlerin karşılık bulduğunu, bulacağını gösteriyor. Siyaset bilimi literatüründe liderlik farklı biçimlerde tanımlanır. Karizmatik liderlik, kitlenin duygularına hitap eden güçlü bir çekim yaratır. Otoriter liderlik, gücü merkezileştirir ve kararları tepeden alır. Demokratik liderlik, katılımı ve ortak aklı öne çıkarır. Popülist liderlik, halk ile elitler arasında keskin bir ayrım kurar. Dönüştürücü liderlik, sistemi kökten değiştirmeyi hedefler.
Miting alanına bakınca, Özgür Özel’in bu kategorilerin tam içine yerleşmediği görülüyor. Kurduğu ilişki daha doğrudan, daha temas halinde, daha karşılıklı bir dil içeriyor. Kalabalık onu dinlemiyor, onunla konuşuyor, dertleşiyor, şakalaşıyor.
CHP’nin son bir yılda geçirdiği değişimde bu ilişkinin etkisi hissediliyor. Alışkanlıkları dönüştürmek zor. Bir partinin kendi iç kodlarını değiştirmesi daha da zor. Yine de bu bağ, farklı bir siyasi dilin mümkün olabileceğini düşündürüyor.
Geçen yıl 19 Mart’ta Özgür Özel, bir telefon kabinesine giren ve Super man pelerini giyip yeniden çıkan bir lider gibi. O günden beri de o pelerin çıkmamış üzerinden. Yurttaşların söylemlerinden, anlatımlarından bunu çıkarıyoruz. Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’na güvenleri tam. Sadece onlar değil, son dönemde takside, otobüste, pazarda konuştuğum insanların büyük bir kısmı da İmamoğlu’nun siyasi nedenlerle tutuklu olduğu görüşünde.
İki genç tutuklandı

Miting alanında konuştuğum birçok kişi de benzer şeyler söylüyor. Bu mücadele ruhu için de “yıllarca kandırılmışız” duygusu içindeler. “Bizim başkanlarımıza iftira atılıyor” diye ekliyorlar.
Yeniden gençlerin yanına dönüyorum. Polis kalkanlarına vuran gençlerin ilginç bir yanı da ara sıra Gezi’nin sloganlarını atmaları. Grup Yorum şarkısında halay çekmeleri. Kafaları karışık. Sonrasında polis, bu gençlerin arasından gözüne kestirdiklerini gözaltına alıyor. İki gencin tutuklandığını öğreniyoruz sonradan.
19 Mart 2025’ten tam bir sene sonra Saraçhane’de milyonlar daha güçlü, daha kararlı. Belki de en çok değişen şey, yurttaşların artık kendi seslerine daha fazla güvenmesi. O ses bir kez yükseldiğinde geri çekilmiyor, aksine çoğalıyor. Meydanlarda yankılanan her slogan, birbirine değen her omuz bu hissi büyütüyor.
(EMK)







