31 MAYIS BAŞKANLIK SEÇİMLERİ
Kolombiya: Savaştan medet uman sağ ve barıştan güç toplamakta zorlanan sol arasında
Kolombiya, 31 Mayıs’taki başkanlık seçimlerine sert bir kutuplaşma atmosferinde gidiyor. ikinci tura kalacağı neredeyse kesin görünen yarışta solun adayı Iván Cepeda ilk sırada. Güvenlik korkusu üzerinde yükselen aşırı sağcı Abelardo de la Espriella, Cepeda'nın başlıca rakibine dönüşüyor. Uribeci sağın adayı Paloma Valencia ise geleneksel muhafazakârlığın temsilcisi olarak üçüncü sırada kalıyor.
41 milyonu aşkın kayıtlı seçmenin yaklaşık 1,2 milyonu yurtdışında oy kullanacak. İlk turda hiçbir adayın yüzde 50’yi aşması beklenmediğinden, kesin sonucun 21 Haziran’daki ikinci turda belirlenmesinin yüksek ihtimal olduğu görülüyor.
Kozlar ikinci turda paylaşılacak
Son kamuoyu yoklamaları da seçimin esas olarak ikinci tur hesabıyla şekillendiğini gösteriyor. Cepeda’nın tek başına çoğunluk sağlaması zor görünüyor. De la Espriella’nın yükselişi ise sağın güvenlik kaygısı üzerinden yeni bir popülist çizgide kümeleneceğini ortaya koyuyor. Valencia, eski Başkan Álvaro Uribe’nin mirasına yaslanan sağın kurumsal geleneğini temsil ediyor; ancak kampanyanın dinamiği giderek daha çok Cepeda ve De la Espriella arasındaki karşıtlık etrafında şekilleniyor.
İkinci turda daha belirgin hale gelmesi beklenen bloklaşma da buna uygun şekilleniyor. Cepeda, Gustavo Petro’nun “El Pacto Histórico” (Tarihsel Blok) çizgisini, toplumsal reformları ve “Paz Total” (Toplam Barış) politikasını sürdürme vaadini temsil ediyor. De la Espriella, El Salvador’daki Nayib Bukele yönetimini çağrıştıran mega-cezaevleri, müzakeresiz güvenlik siyaseti ve sert suçla mücadele söylemiyle öne çıkıyor. Valencia da Uribe döneminin ABD destekli uyuşturucuyla mücadele, karşı ayaklanma stratejisi ve iç düşman doktrininin iç içe geçtiği “kontrgerilla devleti” modelini yeniden pazarlıyor; piyasa dostu ekonomi ve gerilla hareketleriyle müzakerelere son çağrısını kampanyasının merkezine yerleştiriyor. Merkez ve merkez-sağ adaylar ise ikinci tur pazarlıklarında yer tutma hesabıyla hareket ediyor.
Uluslararası manzara
Kolombiya yalnızca iç savaştan çıkmaya çalışan bir ülke değil; yaklaşık 53 milyon nüfusu ve Latin Amerika’nın dördüncü büyük ekonomisiyle kıtasal dengeleri etkileyen başlıca güçlerden biri. Bu nedenle Bogotá’daki yön değişiklikleri yalnızca içeride sonuç üretmekle kalmıyor; Washington’dan Brasília’ya kadar bölgesel denklemin tamamında yankı yaratıyor.
Uluslararası ve yerel gözlemciler, seçimi teknik bir sandık güvenliği sınavı olarak okumakla yetinmiyor. Avrupa Birliği Kolombiya’nın daveti üzerine ülkeye seçim gözlem misyonu gönderdi. Amerikan Devletleri Örgütü’nün (OAS) marttaki yasama seçimlerine ilişkin değerlendirmesinde seçimlerin genel olarak sakin geçtiği, ancak güvenlik ve kutuplaşma risklerinin sürdüğü vurgulandı. Kolombiya’daki sivil toplum gözlem ağı MOE ve uluslararası kuruluşlar da seçim ortamının artan şiddet, dezenformasyon ve aday güvenliği bakımından kırılganlaştığına dikkat çekiyor.
Şiddet ve kırılganlık
Bu kırılganlık yeni değil. Nisan sonunda bianet’in de haberleştirdiği gibi ülkenin güneybatısında iki gün içinde 26 saldırı düzenlenmiş, Cali-Popayán hattındaki patlamalarda ölü sayısı 21’e yükselmişti.
Kolombiya: Başkanlık seçimleri yaklaşırken şiddet yükseliyor, iki günde 26 saldırı
Saldırılar, seçim atmosferinin hangi bölgelerde sertleşeceğine dair erken bir işaret gibiydi. Şiddetin arkasında, büyük ölçüde 2016 FARC barış anlaşmasını reddeden muhalif yapıların en büyük çatısı olan EMC var. Bu yapılar seçim sürecinde yalnızca güvenlik tehdidi olarak görünmekle kalmıyor; izledikleri stratejiyle aynı zamanda yeni hükümetin kendilerini, dikkate alınması gereken askeri-siyasal aktörler olarak kabul etmesini sağlamaya gayret ediyorlar.
Nisan’daki saldırıların üzerinden geçen yaklaşık bir ayda şiddet gündemden düşmedi. Son günlerde özellikle drone saldırıları, polis merkezlerine yönelik EYP saldırıları ve kırsal bölgelerde seçime katılımı düşürebilecek korku atmosferi öne çıkıyor. Jamundí gibi bölgelerde seçmenlerin sandığa gidip gitmeme konusunda tereddüt yaşadığına ilişkin haberler, şiddetin yalnızca can kaybı değil, doğrudan siyasal temsil sorunu da yarattığını gösteriyor.
FARC barışı ne getirdi?
Bu sorunun yanıtı çift yönlü. 2016 anlaşması, ülkenin en büyük gerilla örgütünün ana gövdesini silahlı mücadele dışına çıkardı; FARC’ın siyasal alana geçişini sağladı; hakikat, mağduriyet, toprak reformu ve geçiş adaleti açısından tarihsel bir çerçeve oluşturdu.
Kolombiya Hükümeti ve FARC Yeni Bir Barış Anlaşması İmzaladı
Kolombiya'da FARC, Yeni Parti İsmini Belirledi: FARC
Ancak anlaşma, savaşı besleyen ekonomik yapıları ortadan kaldırmadı. Devletin FARC’ın boşalttığı alanları dolduramadığı bölgelerde anlaşmayı tanımayan eski FARC unsurları, Ulusal Kurtuluş Ordusu (ELN), EMC, eski FARC liderlerinden Iván Márquez öncülüğündeki Segunda Marquetalia, Clan del Golfo ve diğer yerel silahlı yapılar farklı biçimlerde alan tutmayı sürdürdüler.
BEGÜM ZORLU YAZDI
Kolombiya’nın çatırdayan barışı
Gustavo Petro’nun bilançosu
2022 seçimlerini yarım yüzyıl sonra ilk kez sola kazandıran Gustavo Petro’nun “Toplam Barış” stratejisi de bu miras üzerine kuruldu. Petro, Kolombiya’daki şiddetin yalnızca askeri operasyonlarla çözülemeyeceğini; köylü yoksulluğu, toprak eşitsizliği, uyuşturucu ekonomisi, yasa dışı madencilik ve devletin kırsaldaki zayıf varlığıyla birlikte ele alınması gerektiğini savundu.
KOLOMBİYA BAŞKANLIK SEÇİMLERİ-II. TUR
Oyların yüzde 99,45'i sayıldı | Başkan Gustavo Petro Kolombiya'nın tarihini değiştirdi
BAŞKANLIK SEÇİMLERİ
Petro: Bugün yazdığımız, Kolombiya ve dünya için yeni bir hikaye
Bu yaklaşım tarihsel olarak güçlü bir zemine dayanıyordu. Ancak uygulamada hükümetin inisiyatifi silahlı gruplara kaptırdığı eleştirileri de arttı. ELN ve FARC bakiyesi yapılar açısından seçim yeni bir pazarlık eşiği anlamına geliyor. Bu gruplar, Cepeda’nın kazanması halinde müzakere kanallarının açık kalacağını biliyor. Sağın kazanması halinde ise askeri baskının sertleşeceğini öngörüyor. Bu nedenle şiddet yalnızca ideolojik bir saldırı değil; yeni bir hükümet kurulmadan önce masadaki ağırlığı artırma aracı olarak da işliyor.
Göçmen sorunu
Kolombiya seçiminin önemli başlıklarından biri de Venezuelalı göçmenler. Kolombiya, Venezuela’daki yoksulluk ve kıtlıktan kaçan milyonlarca insan için hem sığınma hem de geçiş ülkesi haline geldi. Petro hükümeti Venezuela ile ilişkileri normalleştirme yoluna giderken, göç yönetimi büyük ölçüde ikincil bir başlık olarak kaldı.
Venezuela-Kolombiya ilişkileri normalleşiyor: Kara sınırı trafiğe açıldı
Sağ muhalefet, göç meselesini güvenlik, sınır kontrolü ve kamu hizmetleri üzerindeki baskı üzerinden kullanmaya eğilimli. Sol ise insani koruma ve bölgesel normalleşme dilini koruyor; ancak bu alanda güçlü ve görünür bir başarı hikâyesi üretmiş görünmüyor.
Koka tarımı ve ABD baskısı
Koka tarımı meselesi ise bütün güvenlik tartışmasının maddi zeminini oluşturuyor. Kolombiya’da koka yalnızca uyuşturucu ekonomisinin hammaddesi değil; aynı zamanda yoksul köylüler için çoğu zaman piyasaya erişebilen tek nakit gelir getiren ürün.
Geçmişte uygulanan zorla imha politikaları, köylüleri daha da yoksullaştırırken silahlı gruplar ile devlet arasındaki gerilimi köylerin içine kadar taşıdı; üstelik çoğu zaman ciddi ekolojik tahribat da yarattı. Petro bu nedenle koka üreticisi köylüyü doğrudan “suç” ile özdeşleştiren yaklaşımı reddetti.
Ancak yüksek düzeyde koka ekimi ve kokain üretimi, ABD’nin ve Kolombiya’nın Petro’ya karşı kullandığı en güçlü kozlarından biri olmaya devam ediyor. Washington’un uyuşturucuyla mücadele sertifikasyonu, güvenlik yardımları ve sınır aşan narkotik söylemi üzerinden kurduğu baskı, seçim kampanyasının görünmeyen ama güçlü arka planlarından birini oluşturuyor.
İNSAN HAKLARI TEMELLİ PARADİGMA HEDEFTE
Trump Kolombiya Devlet Başkanı Petro'yu "uyuşturucu lideri" ilan etti
Peru ile Brezilya sınırında 2 tondan fazla uyuşturucu yakalandı
Petro ise koka tarımının askeri imhayla değil; köylüye geçim sağlayacak alternatif ürünler, altyapı yatırımları, pazar erişimi, toprak reformu ve ekolojik üretim modelleriyle çözülebileceğini savunuyor.
Bu tartışma aslında Kolombiya’nın temel sorusuna dayanıyor: Devlet kırsala asker ve polis olarak mı gidecek, yoksa okul, yol, sağlık, kredi, ürün alımı ve toprak güvencesi olarak mı? Eğer koka yerine önerilen ürün köylüyü geçindirmiyorsa, “ikame” yalnızca kâğıt üzerinde kalıyor. Devlet yalnızca imha ekipleriyle geldiğinde, köylü için yasallık değil, daha derin bir güvencesizlik yaratıyor.
Kolombiya devleti içindeki ABD
Kolombiya’da ABD etkisi dış politika başlığı olmaktan çok devletin güvenlik aklına yerleşmiş tarihsel bir yapı niteliği taşıyor. Uyuşturucuyla savaş, kontrgerilla doktrini, askeri yardım ve istihbarat iş birliği onlarca yıl boyunca Kolombiya devlet zihniyetinin temel bileşenlerinden biri haline geldi.
Bugün ise geçmişteki açık askeri müdahale ya da darbe siyasetinden çok; göç, uyuşturucu, Venezuela, Çin etkisi ve enerji güvenliği üzerinden işleyen yeni bir Monroe refleksi öne çıkıyor. Bu nedenle Kolombiya seçimi yalnızca iç politika açısından değil, ABD’nin Latin Amerika stratejisinin geleceği açısından da kritik önem taşıyor.
Petro’nun tarihsel önemi, bütün bu düğümlerin ortasında ilk solcu başkan olarak iktidara gelmesiydi. Ancak dört yıllık dönemin sonunda geride tamamlanmış çözümler değil; eksik, tartışmalı ve çatışmalı bir miras bırakıyor.
Sosyal reformlar, asgari ücret artışları, emek hakları ve vergi politikaları sol tabanda önemli karşılık buldu. Buna karşılık güvenlik krizi, bürokratik direnç, Kongrede sağın gücü, yönetim hataları ve medya-sermaye blokunun baskısı Petro yönetimini sürekli savunma pozisyonunda tuttu.
31 Mayıs seçimleri bu nedenle yalnızca Petro’nun yerine kimin geçeceğini belirlemeyecek. Kolombiyalılar aslında iki farklı korku arasında oy kullanacak: Bir tarafta çözülemeyen şiddetin sürmesi korkusu; diğer tarafta eski kontrgerilla devletinin geri dönmesi ihtimali. Sağ ilk korkudan, sol ise ikincisinden besleniyor.
Seçim sonucu, Kolombiya’nın ülkeye yoksulluk ve zulümden başka bir şey getirmemiş olan savaşa dönüş ve kırılgan barışı güçlendirme seçenekleri arasındaki yol arayışına yön verecek.
(AEK)