Kolombiya’nın Santa Marta kentinde 24-29 Nisan’da “Birinci Fosil Yakıtlardan Uzaklaşma Konferansı" adı altında türünün ilk örneği olarak toplanan uluslararası zirve, kömür, petrol ve gazdan çıkış için henüz bağlayıcı bir anlaşma üretmediyse de üç önemli çalışma doğrultusu oluşturarak sonuçlandı.
Kolombiya ve Hollanda’nın ev sahipliğindeki toplantıya katılan dünya ekonomisinin yaklaşık üçte birini temsil eden 57 ülke ulusal ve bölgesel yol haritaları, fosil yakıt sübvansiyonlarının görünür kılınması, borç tuzaklarının aşılması ve karbon yoğun ticaretin dönüştürülmesi için ortak çalışacak. ABD, Çin, Rusya ve Hindistan ise bu zirveye çağrılmadılar.
Zirve neden önemli?
Zirvenin önemi, COP30’da sonuç metnine giremeyen “fosil yakıtlardan çıkış yol haritası” fikrini BM iklim müzakerelerinin hantal ve uzlaşmacı formatı dışına taşımasında ortaya çıkıyor.
Eski İrlanda Cumhurbaşkanı ve şimdi iklim adaleti konusunda önde gelen bir savunucu olan Mary Robinson, Santa Marta’daki tartışmaların, katılımcılar arasında daha açık ve iş birliğine dayalı bir tonla geleneksel BM iklim görüşmelerinden belirgin şekilde farklı hissettirdiğini söyledi.
“COP’lar daha resmi, müzakerecilerin çizgileri var ve onları aşmazlar, burada ise çok farklı,” dedi ve katılımcıların “birlikte daha insani hissettiklerini” ekledi.
Robinson, tartışılan temel zorluklardan birinin, çoğu fosil yakıtlardan uzaklaşmak için gerekli kaynaklara sahip olmayan gelişmekte olan ülkelerin karşı karşıya olduğu finansal kısıtlar olduğunu vurguladı.
“Bir geçişe başlayabilmek için bile birçoğunun acil borç hafifletmeye ihtiyacı var,” dedi ve bu ülkelerin “borç tuzağına düşmüş” olduğunu ve uygulanabilir alternatiflerin azlığıyla fosil yakıtlara aşırı bağımlı olduklarını uyardı.
Santa Marta, resmi bir müzakere zemini olarak değil, “istekliler koalisyonu” içinde pratik adımların konuşulduğu daha serbest bir forum olarak kurgulandı. Kolombiya Çevre Bakanı Irene Vélez Torres, kararların bilimsel temele dayanması gerektiğini vurgularken, ev sahibi ülkeler toplantının amacının eski COP tartışmalarını tekrarlamak değil, uygulanabilir geçiş araçlarını belirlemek olduğunu dile geirdiler.
En somut sonuç: 2027 Zirvesi
Toplantının en somut sonucu, 2027’de Tuvalu ve İrlanda’nın ev sahipliğinde ikinci bir fosil yakıtlardan çıkış zirvesi yapılacağının açıklanmasıydı. Üç ana çalışma başlığı arasındaki "yol haritaları"nın ülkelerin BM’ye sunduğu ulusal iklim planlarıyla bağlantılandırılması, ayrıca üretici ülkelerin “ihraç edilen emisyonları” konusunda açık ve dürüst davranması istendi.
İkinci çalışma doğrultusu, fosil yakıt sübvansiyonlarının tespiti ve “borç tuzakları”na çözüm aranması konusunda Hollanda, ülkeleri fosil yakıt desteklerini belirleyip raporlamaya davet edecek bir süreç başlatacağını duyurdu.
Üçüncü doğrultu ise OECD desteğiyle fosil yakıt bağımlı ticaret rejiminin dönüştürülmesini hedefliyor. Zirvenin bulgularının, COP başkanlığınca hazırlanacak küresel fosil yakıt yol haritasına taşınması bekleniyor.
Masada kimler var, kimler neden yok?
Zirve kimlerin masada olduğu, kimlerin olmadığı tartışmasına da yol açtı. Kolombiya ve Hollanda, Çin, Rusya ve ABD’nin davet edilmediğini açıkladı; Carbon Brief’e göre Hindistan da davetli değildi. Ev sahibi Kolombiya, bu ülkelerin “istekliler koalisyonu” ruhunu yansıtmadığını savundu. Panama temsilcisi Juan Carlos Monterrey Gómez de, ilk toplantının “bir şey yapılmasını isteyenlerle” düzenlenmesi gerektiğini söyleyerek bu yaklaşımı destekledi. Buna karşılık Birleşik Krallık iklim temsilcisi Rachel Kyte, Çin’in bu denklemde mutlaka yer alması gerektiğini belirtti.
Dışlama, zirvenin hem gücünü hem zayıflığını gösteriyor. Bir yandan petrol, gaz ve kömür üreticilerinin veya büyük tüketicilerin frenleyici etkisi olmayınca daha açık konuşmalar yapılabildi. Öte yandan, dünyanın en büyük emisyon üreticileri ve enerji devleri masada olmaması, alınan kararların küresel ölçekte uygulanabilirliğini sınırlayabirlir.
Zirve sonunda Hollanda ve Kolombiya, sürecin ileride “açık koalisyon”a dönüşmesini istediklerini ve başka ülkeleri de içermeyi amaçladıklarını bildirdiler. Tuvalu ise gelecek zirve için davet kriterlerinin yeniden gözden geçirileceğini açıkladı.
Mesele yalnızca üretimi kısmak değil, adil ve siyseten uygulanabilir kılmak
Santa Marta’daki tartışmalarda fosil yakıtlardan çıkış yalnızca iklim politikası olarak değil, enerji güvenliği ve ekonomik istikrar meselesi olarak ele alındı.
Hollanda İklim Bakanı Stientje van Veldhoven, fosil yakıtlara bağımlılığın fiyat oynaklığı ve ithalat bağımlılığı üzerinden ekonomileri yapısal biçimde sarstığını söyledi.
İhracatının yaklaşık yüzde 80’ini petrolün oluşturduğu Nijerya Bakanı Abubakar Momoh ise ülkesinin iekonomisini çeşitlendirmeye çalıştığını, meselenin yalnızca üretimin azalması değil bunun “yönetilebilir, adil ve siyasi olarak uygulanabilir” biçimde örgütlenmesi olduğunu belirtti.
Bilim insanlarının konferansı
Zirvenin bir başka ayırt edici yönü, toplantı öncesindeki bilim konferansıydı. 24-25 Nisan’da Magdalena Üniversitesi’nde yaklaşık 400 akademisyen bir araya geldi. Fosil yakıtlardan çıkış politikaları, metanın rolü, adil geçiş, ekonomik çeşitlilik ve çok taraflılık gibi başlıklar tartışıldı. Bu bölümde ayrıca “küresel enerji geçişi için bilim paneli” ilan edildi. Johan Rockström ve Carlos Nobre öncülüğünde kurulan panelin, 50 ila 100 bilim insanından oluşması ve São Paulo Üniversitesi merkezli çalışması planlanıyor.
Yeni bilim paneli, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nden (IPCC) daha hızlı ve ülke ihtiyaçlarına daha doğrudan yanıt verebilecek bir yapı olarak sunuldu.
Rockström, panelin yıllık güncellemeler yapabileceğini ve ulusal düzeye inebileceğini söyledi.
Nobre ise panelin hükümetlerin satır satır onayına bağlı olmayacağını, bu nedenle daha bağımsız çalışabileceğini vurguladı.
Bilim toplantısında ayrıca ülkelere yönelik 12 eylem önerisi içeren bir sentez raporu hazırlandı. Raporda yeni fosil yakıt genişlemesinin durdurulması ve fosil yakıt reklamlarının, sağlık açısından zararlı ürünler olarak tanınarak yasaklanması gibi öneriler yer alıyor.
Kolombiya'nın haritası
Kolombiya için hazırlanan özel yol haritası da zirvenin dikkat çekici sonuçlarından biriydi. Leeds Üniversitesi’nden Piers Forster öncülüğündeki çalışma, Kolombiya’nın enerji kaynaklı emisyonlarını 2050’ye kadar 2015 düzeyinin yüzde 90 altına indirebileceğini öngörüyor. Bunun için olağan senaryoya kıyasla yılda ortalama 10 milyar dolarlık ek yatırım gerekiyor. Analiz, buna karşılık, 2040’lardan başlayarak geçişin ekonomi genelinde net tasarruf yaratabileceğini ve bu tasarrufun 2050’de yılda 23 milyar dolara ulaşabileceğini hesaplıyor.
Yerli halklar ve sivil toplum
Zirvede yerli halklar ve sivil toplum da görünür biçimde yer aldı. Kolombiya hükümeti, yerli halklar, Afro-kökenli topluluklar, köylüler, sendika temsilcileri, kadınlar, çocuklar ve diğer toplumsal kesimleri bir “Halk Meclisi”nde topladı. BM iklim zirvelerinden farklı olarak, sivil toplum temsilcileri yalnızca devlet konuşmalarından sonra değil, bakanlarla aynı oturumlarda söz aldı. Bundjalung Nations’tan Larissa Baldwin-Roberts, adil geçişin yerli halkların yalnızca “fotoğraf” veya “hikâye” olarak kullanılmaması, mücadelelerinin de tanınması anlamına geldiğini söyledi.
Halk zirvesi
Resmi toplantıya paralel olarak 900 örgüt ve ağın katıldığı ayrı bir “halk zirvesi” de düzenlendi. İklim Eylem Ağı Direktörü Tasneem Essop, Afro-kökenli topluluklar, feministler, gençler, köylüler, balıkçılar, sosyal hareketler ve yerli halkların fosil yakıt bağımlılığından çıkış için ortak talepler etrafında buluştuğunu açıkladı. Bu taleplerin merkezinde, geçişin hak temelli, finanse edilmiş ve fosil yakıt bağımlılığının yarattığı zarar vereici sistemleri tasfiye eden bir nitelik taşıması gerektiği yer alıyor.
Santa Marta zirvesi, fosil yakıtlardan çıkış için henüz bağlayıcı bir uluslararası rejim kurmadı. Ancak COP sürecinde tıkanan bir başlığı, bilim insanları, kırılgan ülkeler, üretici ekonomiler, sivil toplum ve yerli hareketlerin birlikte tartıştığı ayrı bir siyasal zemine taşıdı. Zirvenin gerçek etkisi, şimdi bu üç çalışma hattının COP sürecine nasıl aktarılacağına, daha büyük kirleticilerin sürece dahil edilip edilmeyeceğine ve “adil geçiş” vaadinin finansmanla desteklenip desteklenmeyeceğine bağlı olacak.
(AEK)





